Bugün Tüm dünyadaki emekçiler ile birlikte, Türkiye’nin emekçileri de alanlarda işçi ve emekçi sınıfının birlik ve mücadele gününü, bayramını kutlayacak. Emekçiler, taleplerini dile getirecekler. Dayanışma içinde olduklarını dosta, düşmana gösterecekler. Geçtiğimiz günlerde Türkiye Gazeteciler Cemiyeti bir başka deyişle İstanbul Gazeteciler Cemiyeti, deprem bölgesindeki gazetecileri destek için bölgeye gitti. Maddi ve manevi destekte bulunuldu. Türk-İş de, 1 Mayıs için deprem bölgesini seçti. Türk-İş hedeflerinin deprem bölgesinde yaraların sarılması ve bölgenin emekçilerin omuzlarında yeniden ayağa kalkması olarak değerlendirdi.
Emekçilerin bayram gününde, madencilere şükranlarımızı sunmak gerekiyor. 10 ili etkileyen depremde canla başla çalıştılar. Türk-İş’in deprem bölgesindeki 1 Mayıs etkinliğinde de, madenciler en önde olacak. Türk-İş bu konuda gerekli çalışmayı yaptıklarını söyledi. 1 Mayıs açısından önemli bir nokta daha var. Bugünlerde Türk-İş ile 700 binden fazla kamu işçisi arasında toplu sözleşme pazarlığı sürüyor. Seçime doğru hızla giden süreçte, bu emekçiler bakalım ne olacak? Türk-İş ortalama 15 bin lira maaş istiyor. Hükümet 12 bin sınırına kadar geldi. Pazarlık sürüyor. Ancak, seçim öncesinde biteceğe benziyor. Türk-İş başkanı Ergün Atalay’ın dediği gibi, Türkiye’nin yüzde 65’işini emekçiler oluşturuyor.
Yerimizi alalım
Dünyaca ünlü şairimiz Nazım Hikmet bir şiirinde ” Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine” demiş. Fikrimizi korkmadan söyleyeceğiz. 100 Çiçek açacak, 100 fikir yarışacak. Fikirlerin çokluğu zenginlik olarak görülecek. Bu yıl tüm bileşen kuruluşların katılımı ile Eskişehir’de tek bir 1 Mayıs etkinliği var. Hiçbir grup farklılıklara takılmayacak. Küresel salgın geride kaldı. Bu yıl 1 Mayıs kutlamalarının daha coşkulu olacağına inanıyorum. Ekonomik kriz şartlarında, bugün ülkemizde bizlere düşen görevde herkesin ekmek teknesine, çalıştığı işyerine sahip çıkmasıdır. Üretim yaptığımız yeri koruyacağız. Ülkemizin emek yoğun ve sermaye yoğun bütün üretim olanakları, uygun teknolojilerle seferber edilecektir ki, Türkiye bu dar boğazdan, salgından başarı ile çıkmalıdır. Meydanlarda sıkıntılarımızı dile getireceğiz. Küresel salgın ile birlikte dünya emperyalist sistemi çöktüğüne şahit oluyoruz. Küresel salgın emperyalist sistemin finansal, siyasî ve askerî krizlerini ortaya çıkardı. Çöküş süreci hızlandırdı. Amerika küresel salgından en çok etkilenen ülke oldu. Emperyalizm saldırılarına devam ediyor. Ukrayna’yı Rusya’ya karşı kışkırttılar. Sonra geri çekildiler. Dünyadaki tüm olumsuz gelişmeler, ABD’li emperyalistleri durdurmaya yetmiyor. Çevremizdeki komşu ülkelere ülkemizi ve bölgemizi kuşatan üsler açmaktan vazgeçmiyor. Dünyada ilerlemenin öncüsü işçi sınıfıdır. Tarihte hep böyle olmuştur. Devrimler, insanlığın büyük krizlerinden çıkışları hep içi sınıfı ile olmuştur. Küresel salgın da can çekişen emperyalist kapitalist düzenin sonunu hızlandırmıştır. Dünya yeni gelişmeler arifesindedir. İşçi sınıfı zorluklara karşı birleşmelidir. Emek mücadelesi verirken, yapay olarak yaratılan etnik köken, din, mezhep gibi ayrımlarla birbirlerine de ötekileşip farklı yönlere savrulmamalıdır. Örgütlü mücadelenin sağlayacağı gücü kaybetmemelidir. İşçilerin insan olmaktan gelen haklarını, üretimden gelen güçleriyle alma yolundaki mücadelesini korumalıdır.
Vatandan milletten kopmayacağız
Önümüzde seçim var. Türkiye için büyük kararların başlangıç yılı olacaktır.Üreticiler, emekçiler, düne kadar tarih yaratacak sınıflardı. Bugün tarihî görevlerin eşiğinde olan sınıflardır.Üreticiyi kambur ilan eden ekonomi, 40 yıl sürmüş ve artık iflas etmiştir.
Türkiye, zorunlu olarak Üretim Odaklı Ekonomi’yi kuracaktır. Zorlu bir döneme giriyoruz. Güçlü hükümetlere ihtiyaç var.