Yine biraz nostalji yapalım… Eskiden ne hoştu değil mi? Televizyonun siyah beyaz olduğu, TRT’den başka TV kanalının olmadığı günlerde bile zamanın siyasi parti liderleri yuvarlak bir masa etrafında buluşur, kimisi “boğaz köprüsünü satar” diğeri, “sattırmam” diye itiraz ederdi. Kimisi “kadayıfın altı kızardı mı?” diye sorar, bir diğeri, “benim işçim, benim köylü, benim memurum” diye konuşurdu. Bir başkası “toprak işleyenin su kullananın” derdi… Derlerdi de derlerdi… Neler söylemezlerdi ki… Bütün bu tartışmalar olurken vatandaş ekran başına kilitlenir. Sonra liderlerin sözlerini sokakta, kahvede, komşu ziyaretlerinde tartışırdı. İnsanlar birbirlerine esprilerini liderlerin söylemi üzerinden yapar, yine birbirlerini liderlerin söylemleri üzerinden kızdırırlardı. Ama hepsinin temel ölçüsü nezaketti…
Peki, şimdi durum nedir? İki lideri yan yana görmek mümkün değil.. Tabii ki ittifak içerisindeki liderlerden bahsetmiyorum. Cumhur İttifakına mensup liderler ayrı, 6’lı masa ittifakındaki liderler ayrı olmak üzere liderler buluşmasına tanıklık ediyoruz. Benim kast ettiğim muhalefet liderleri ile iktidar ve ona yakın liderler arasındaki buluşmadan, ülke sorunlarını tartışmaktan bahsediyorum.
Herkesin kendine göre bir medyası oluştu. Herkes kendi medyası üzerinden mesajlarını topluma iletiyor. Hangi kanalı izliyorsanız hükümlerinizi ona göre veriyorsunuz. Yani liderlerin anlattıkları üzerinden bir orta yol arayışı ne yazık ki olmuyor. Bu arada liderlerin ve yandaşlarının dilleri, kullandıkları üslup o kadar ağır, o kadar nezaketten uzak ki… İnsan ister istemez, “yazık bu ülkenin insanlarına” diyor… Sözler kurşun gibi ağır, son derece gergin üslupla yapılan konuşmalar ister istemez toplumu da geriyor bunun yansımaları da zaman zaman kötü sonuçlar doğurabiliyor… Anlaşılıyor ki finale yaklaştıkça sözler daha da ağırlaşmaya devam edecek..
Benim söylemek istediğim konu en azından yerelden başlayarak, özellikle Eskişehir’in sorunlarını ve çözüm yollarını seçilecek yerden aday olanlar ile seçilmesi muhtemel isimler üzerinden bir masa etrafında tartışsa siyasetin tansiyonu düşer mi?
Bu arada geçmişte Eskişehir’in yönetim kadrolarında bulunan isimlerin “kravatsız toplantılar” yaptıklarını, bunun bir denemesinin de mecliste 6 Eskişehir milletvekilinin “aylık yemekli toplantılar” adı altında yapıldığını biliyoruz. Ne yazık ki aşırı sert siyasi mücadele ve lider otokrasisi sebebiyle bu görüşmeler sürdürülemedi.
Halbuki, mesele Eskişehir’e ve ülkeye hizmetse farklı düşünenlerin bir masa etrafından çözümler için ortak fikir oluşturma çabaları kime ne zarar verir? Örneğin ben isterim ki, AK Parti’nin birinci sırasındaki Fatih Dönmez ile CHP’nin birinci sırasındaki Utku Çakırözer, İYİ Partinin birinci sırasındaki Nebi Hatipoğlu, MHP’nin birinci sırasındaki Bülent Maşaoğlu bir masa etrafında buluşsun ve Eskişehir’i konuşabilsinler. Hatta tüm siyasi partilerin adaylarının projeleri tartışılsın konuşulsun ve Eskişehir’in sorunları için çözüm yolları bulunsun. Siyaset çözüm üretme sanatı değil mi?
Başka bir önerimde sivil toplum ve meslek örgütlerinin yöneticilerinin sorular soracağı, tüm milletvekili adaylarının cevap vereceği tartışma platformları oluşturulsun…
Ben biliyorum ki bu söylediklerimin tamamı hayal bile değil… Gerçekleşme ihtimali sıfırın altında fikirler. Zira milletvekili listeleri şehrin ihtiyaçlarına göre değil, liderlerin ve egemenlerin talepleri doğrultusunda oluşuyor. Dolayısıyla milletvekili kendini öncelikle liderine ve kendisinin listeye girmesi yönünde talepte bulunanlara karşı sorumlu hissediyor. Kimse kendisi ve partisi adına alınganlık yapmasın. Bunu kimseyi yaftalamak için yazmıyorum. Geldiğimiz noktada doğru bir durum tespiti yapılması için yazıyorum…