Malum 2018 itibariyle Türkiye yeni bir sistemle tanıştı. Daha önce demokratik parlamenter sistem ile yönetilen Türkiye’de yapılan Anayasa değişikliği ile “Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine” geçildi. Yeni sistem partiler arasındaki işbirliğini ve ittifakları da zorunlu hale getirdi. 15 Temmuz Darbe Girişimi sonrasında şekillenen siyasi iklimde Türkiye seçimlere “Cumhur İttifakı” ve “Millet İttifakı” şeklinde iki blok halinde girdi. Bugün gelinen noktada Cumhur İttifakı ülke yönetiminde etkinliğini sürdürürken, Millet İttifakı ise eski bütünlüğünden uzak bir görüntü veriyor. Cumhur İttifakı denince akla ilk olarak Adalet ve Kalkınma Partisi ve Milliyetçi Hareket Partisi geliyor. Bu iki partinin özellikle parlamentoda zaman zaman tek parti refleksiyle hareket edebilmesi, ittifakın en güçlü yönlerinden biri olarak öne çıkıyor.

Gelelim meselenin Eskişehir boyutuna… MHP, Eskişehir’de her zaman belli bir tabanı olan, dönem dönem milletvekili çıkarabilen bir siyasi yapı oldu. Süleyman Servet Sazak, Beytullah Asil, Ruhsar Demirel ve Metin Nurullah Sazak gibi isimler bu şehri parlamentoda temsil etti. Bu temsil sadece seçilen vekillerle de sınırlı kalmadı. Son dönemde İzzet Ulvi Yönter gibi, farklı bir ilden seçilmesine rağmen Eskişehir ile güçlü bağlarını sürdüren isimler de fiilen bu boşluğu dolduran aktörler oldu.

Özellikle Yönter’in, MHP içindeki etkin konumu sayesinde Eskişehir’in taleplerinin Ankara’ya taşınmasında bir köprü görevi gördüğünü söylemek yanlış olmaz. Zaman zaman şehre gelerek temaslarda bulunması, yerel sorunları yakından takip etmesi ve teşkilatla bağını koparmaması, onu adeta “gayri resmî bir Eskişehir milletvekili” konumuna taşımıştı.

Ancak son dönemde yaşanan görev değişikliği, ister istemez şu soruyu gündeme getirdi: İttifakın Eskişehir ayağında bir zayıflama mı var? Burada soğukkanlı bir değerlendirme yapmak gerekiyor. Öncelikle MHP, klasik parti yapılarından farklı olarak güçlü bir disiplin ve lider merkezli organizasyon yapısına sahip. Bu nedenle bir ismin geri planda kalması, yapısal bir kırılma anlamına gelmeyebilir. Aksine, parti içi görev değişiklikleri çoğu zaman kontrollü ve planlı süreçlerin parçasıdır.

Ancak işin yerel boyutu biraz daha farklı… Eskişehir gibi siyasi dengelerin hassas olduğu bir şehirde, Ankara ile güçlü bağ kurabilen her aktör önemli bir avantajdır. Yönter’in bu rolü üstlenmiş olması, şehir adına bir kazanımdı. Bu açıdan bakıldığında, onun geri planda kalması kısa vadede bir “boşluk hissi” oluşturabilir. Fakat bu durumun kalıcı bir zafiyete dönüşüp dönüşmeyeceğini belirleyecek olan, MHP’nin Eskişehir teşkilatlarının ve yeni dönemde öne çıkacak isimlerin performansı olacaktır. Zira Eskişehir, MHP açısından tecrübeli kadroların bulunduğu, siyasi refleksi güçlü bir şehir olma özelliğini koruyor.

Sonuç olarak; bugün için “ittifakın Eskişehir kanadı kırıldı” demek erken ve iddialı bir yorum olur. Daha doğru ifade şu olabilir: Eskişehir’de dengeler yeniden şekilleniyor.

Bu şekillenmenin ittifaka güç mü katacağı yoksa zayıflık mı oluşturacağı ise önümüzdeki süreçte atılacak adımlarla netleşecek.