Bu yıl üç gün savaşları gibi iki kez su savaşları yaşadık. İkinci savaşa herkes hazırlıklı girdi. İlk önce Çankaya mahallesinde yaşayan Balkan Türk’ü gece arayarak, yarın ilk kez hayatında işe yıkanmadan gideceğini söyledi. Suların arıtılmadan şebekeye verildiğini bu nedenle suların bulanık aktığını söyleyende oldu. TOKİ konutlarında oturan eczacı kalfası ise iki gündür suların akmadığının, kendilerine kimin yardımcı olabileceğini sordu. Öyle ya, okullar açıldı. Çocuklar okula nasıl gidecek.
DEPREM BÖLGESİNE GİTTİK
Vilayet meydanına yakın bir yerde, önemli bir partinin il başkanı esnaf ile sohbet ediyor. Yılmaz Hoca’dan sonra su işinin sarpa sardığını, önümüzdeki yazın daha büyük su sorunlarının bizi beklediğini söyledi. Su ile ilgili espriler yapılmaya başladı. ESKİ’yi nasıl koruyacağız? Ya da su işine akılcı çözüm nedir. İki gün sonra şehir de su hayatımız normale dönünce, Büyükşehir Belediye Başkanımız Ayşe Ünlüce 3 yıl önce 6 şubatta deprem meydana gelen ilimize gitti. Belediye basın bürosu aracılığı ile bize “Unutmadık, unutturmayacağız” mesajı yolladı. Eskiden böyle bir şey yok. Şimdi, CHP genel merkezi tarafından belediye başkanları kilometre uzaklıktaki yerlerde toplanıyor. Mesajlar veriliyor. Büyükşehir Belediyesi Meclis üyesi tecrübeli siyasetçi Nihat Çuhadar da, Eskişehir’de verdiği demeçte porsuk ve yaşanan su kesintisi ile ilgili kimsenin bir suçunun bulunmadığını, meydana gelen şikayetlerin doğal olduğunun altını çizdi. Yani, sıkıntılar iklim yapısının değişmesinden kaynaklanıyor.
ŞU PORSUK
Şehrin su sıkıntısının büyüyeceği görülüyor. Bu yaz her şey belli olacak. Porsuk barajını kaç kez haber yaptığımı düşündüm. Yıllar, yıllar önce porsuk çekildiğinde suyun yatağında hayvanlar otlamaya başlamıştı. Bir çoban ile hatıra fotoğrafı çektirmiştik. Çevre derneği de o yıllarda kurulmuştu. Ben de işin içindeydim. Porsuk’u kirletiyor diye, çevre derneği olarak otobüslerle gittiğimiz Kütahya Azot fabrikasının önünde dayak yemiştik. Bir doktor arkadaşımızı iyi dövmüşlerdi.
AZOTLA BESLENMEK
Yine o günlerde valimiz Ali Fuat Güven, bizi porsuk barajına götürmüştü. Kova ile kerevit yakalamıştık. Kerevitler dev boyutlara gelmişti. Uzmanlar o gün bunun azottan kaynakladığını söylemişlerdi. Yani azotla beslenme, baraj canlılarını dev oranlara getirmişti. Porsuk barajının böyle özellikleri de var.
Yine o günlerde, barajın dibinin nasıl olduğu merak konusu oldu. Barajın dibinde aşırı çamur birikimi olduğu söylendi. O yıldan bu yıla, birikim ne kadar arttı.O günlerde barajın gövdesinde küçük bir çatlak bile olduğu konuşulurdu.
NE OLACAK?
CHP’li bir milletvekili Çifteler ‘den su getirilme işini soruyor. Bu durumda görüldü ki, Çifteler ’den Eskişehir’e getirilecek bir su yok. Zaten bu taşıma işlerinin bazıları doğanın dengesini kurdu. Temiz enerji diye ormanların için betonlar döküldü. Rüzgâr tribünleri dengeleri bozdu.
Sonuçta, 1947 de yapılan porsuk barajı, 1972 de genişletildi. Son yıllarda hem Kütahya’nın hem de Eskişehir’in nüfus olarak büyümesi, barajı besleyen kaynakların iklim değişikliklerine bağlı olarak yetersiz kalması, bizim yeni bir baraj bulmamızı sorunlu kılıyor. Bir su kaynağı bulacağız. Başka çare yok. Su kaynağı ile ilgili çalışmaları takip edeceğiz, konuyu unutmayacağız, unutturmayacağız.