CHP Eskişehir İl Örgütü’nde neredeyse gün geçmiyor ki yeni bir kriz, yeni bir kaos yaşanmasın.
Artık örgütte “olağan” olan huzur değil, karmaşa.
Geçtiğimiz hafta sonu bir haber yaptım.
2Eylül Haber’den duyurduk.
CHP’de parti içi muhalefet kurulduğunu…
Çok ses getirdi.
Örgüt içi karıştı tabi.
Tepki gösterenler de var, destekleyenler de…
Ama bunların yaşanacağı kaçınılmazdı.
Aslında bu hareket bir sonuçtu.
Uzun süredir birikenlerin, bastırılanların, görmezden gelinenlerin doğal patlamasıydı.
CHP İl Örgütü’nde yaşananlar öyle basit tartışmalar, sıradan fikir ayrılıkları değil.
İşleyiş kilitlenmiş, yönetim anlayışı tıkanmış, örgüt nefessiz kalmış durumda.
Hal böyle olunca da mevcut yönetime ve anlayışa karşı hamleler kaçınılmaz oluyor.
Ben bu oluşuma bir isim verdim:
“İstenmeyen muhalefet.”
Peki, neden istenmiyor?
Delege seçimlerinden bu yana CHP İl Başkanı Talat Yalaz’ın yönetim anlayışı parti içi demokrasiden çok uzak.
Taş olsan çatlarsın.
İl Gençlik Kolları’nın istifasından tutun da delege seçimlerinde yaşanan kırılmalara kadar örgütte ne kadar sorun varsa adresi şaşırmaya gerek yok.
Artık örgüt vücut gibi tepki veriyor.
Bağışıklık sistemi alarmda.
Üyeler tahammül edemiyor.
Muhalefetin yayımladığı bildiride geçen tek bir cümle bile aslında her şeyi özetliyor:
“Eleştiri düşmanlık değildir.”
Evet değildir.
Parti içinde düşmanlık olmaz.
Olmamalı.
Ama belli ki örgüt her eleştiriyi “ihanet”, her itirazı “düşmanlık” olarak algılamayı tercih ediyor.
Asıl sorgulanması gereken ise şudur!
Bu süreci bu hale kim getirdi?
Ya da gerçekte kim kimi düşman olarak görüyor?
Parti içinden yükselen sesleri “düşmanlık” olarak görmek kolaycılıktır.
Yönetim üyeye düşmanlığı bırakmalıdır.
Sonra bana “50 üye AK Parti’ye geçecek, yakındır” denilince kızıyorlar.
Kızmayın.
Bu ortamda bu ihtimali konuşmak bile iyi haldir.
Parti içi muhalefet meselesi de tam anlaşılmadı aslında.
Ne demek biliyor musunuz?
CHP’ye sahip çıkmak demektir.
İsteseler topluca istifa edip başka partilere de gidebilirlerdi.
Bu yönetim anlayışı insanı siyasetten soğutacak noktaya gelmişken hem de…
Ama onlar kaçmayı değil, direnç göstermeyi seçti.
“CHP hepimizin” diyorlar.
“CHP sizin babanızın dükkânı değil” diyorlar.
Ve sahip çıkıyorlar.
Bu yüzden bunun adı parti içi muhalefettir.
Kimse bunu partiye zarar vermek olarak okumaya kalkmasın.
“AK Parti’ye muhalefet edeceklerine kendilerine ediyorlar” gibi ucuz cümlelerin arkasına da saklanmasın.
Tam tersine…
Bu örgüte “kendinize gelin” uyarısıdır.
Bu CHP yönetimine çekilmiş açık bir sarı karttır.
“Biz buradayız” diyorlar.
“Ama herkes bizim gibi sabretmez” diyorlar.
O yüzden örgütün artık kendine gelmesi gerekiyor.
Bu yazı da aslında Yalaz’a ve yönetimine açık bir uyarıdır.
Partiye sahip çıkın.
Çünkü CHP kimsenin kişisel kariyer planının, kimsenin dar çevresinin, kimsenin tahakküm alanının partisi değildir.