Belediye Başkanı Kazım Kurt’un bence en büyük özelliği karşısındaki rakibinin açığını bulacak, oradan dalaşma ile ona yüklenecek. Siyasi olarak sen bir hatalı konuşma veya eleştiri yapacaksın, Kurt oradan yürüyerek seni mat edecek. Yoksa geliştirdiği bir siyasi duruş, söylem yok. Bu yazdıklarımı daha öncede bu köşede çeşitli zamanlarda yazdım. Özellikle CHP İlçe danışma kurulunda yaptığı bir konuşmayı hiç unutmuyorum. Kurt o konuşmada CHP’nin 1930 yılında tek başında iktidarda olduğunu unutarak,” 30’lu yılların CHP’si olmayacağız. Gerekirse Yeni CHP ve Yeni Atatürk bulacağız” demişti. Kurt o günkü konuşması ile Türkiye ve dünya meselelerinden ne kadar uzak ve Atatürkçü düşünceden ne anladığını da ortaya koymuştu.

BU YAZIYI NİYE YAZIYORUM?
Günümüzde tüm dünyada ve Türkiye’de en büyük geçer akçe milliyetçilik ve Atatürkçü düşüncedir. Cumhuriyetimizin 100. Yılında bu durum daha net bir şekilde görüldü. Seçimlerde başka bir yerlere evrilen iktidar ve ana muhalefette son seçimlerde yükselen dalgayı görerek, kendilerine ona göre ayar verdiler. Tabii ki, bu gelişmeden, durumdan Kurt da ders çıkardı.
Tepebaşı Belediyesi Pişmiş Toprak Sempozyumunu çok geliştirdi. Sempozyum bir anlamda insanlığın ve Eskişehir tarihini her yıl bize anlatıyor. Pişmiş Toprak Sempozyumu etkinlikleri çerçevesinde yapılan heykellerde Tepebaşı bölgesinde önemli kent mobilyası oldu. Özgün ve benzerleri olmayan eserler olarak Tepebaşı ilçemizin meydanlarını, parklarını süslüyor.

MİLLETVEKİLLERİ TEK TEK KONUŞTU AMA
Son günlerde Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt’da bir gelenek başladı. Mesela, Ahmet Ataç televizyona çıkacak. Öbür televizyondan aynı saatte kendine bir televizyon programı ayarlıyor. Ataç, heykel açıyor. Yürüyüş veya bir etkinlik düzenliyor. Aynı saate Odunpazarı da bir program koyuyor. Biraz komik oluyor. Ancak, iki belediyenin de etkinlikleri karşılaştırıldığında, Tepebaşı’nın toplandığı kalabalıkların, Odunpazarında esamisi yok. Kurt, son olarak Odunpazarı’nda tarihi bölge içine izin almadan Atatürk ve İnönü heykeli yaptı. Milletvekilleri ve il başkanı da düzenlenen törende nutuk attılar.

NASIL İZİN ALMADI?
Şimdi bazı okurlarımız, belediye kendi sınırları içinde yaptığı heykel ve yapıları izin alarak mı yapar? diye sorabilir. Tarihi bölge ve SİT alanı içindeki eserlerde, çakılacak bir çivide bile ilçe belediyeleri Büyükşehir Belediyesinin ilgili kurumu ile Kültür Bakanlığını Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu Müdürlüklerinden izin alması gerekiyor. Odunpazarı Belediyesi adına ‘100. Yıl Atatürk Anıtı’ adını verdikleri heykeli, 100. Yıla bir hafta kala Odunpazraı meydanını tahta panolarla kapatarak, yapmaya başladılar. Tabii ki, tarihi bölgede benim oturduğumu belediye unuttu. Yaptığımız araştırmaya göre Kazım Kurt, Büyükşehir Belediyesinden tepki göreceğini düşünerek, sadece 100. Yıla bir gün kala yapımını bitirdiği heykeli Kültür Bakanlığına bildirdi. Bakanlığın kurulu ne diyecek ki, tarihi bölgenin dışında iki Atatürk heykeli olduğunu biliniyor. Buradaki heykele itiraz edilse, “Cumhuriyetin 100. Yılında AK Parti Atatürk heykeline karşı çıktı” denilerek, Kazım Kurt’un dalaşma yapmasına olanak tanınacak. Yazının başında belirttik. Kurt, dalaşmalar üzerinden siyaset yapmaya çalışır. Kültür Bakanlığı topa girmeyerek, Kurt’a bir alan açmadı. Kurt da işini sağlama almak için, açılışa milletvekilleri il başkanını çağırdı. Onlarda açılışta Yılmaz Hoca yok diye düşünmeyerek, klasik nutuklarını attılar. Heykelin bu durumunu anlayamadılar. Bende tarihe kayıt düşmek için yazıyorum.

YILMAZ HOCA VAR
Kültür Bakanlığında görevli bir akademisyen Kurt’un bu girişimine isyan ederek,” Yılmaz Hoca, İngiltere’ye ve Türkiye’nin birçok yerine Atatürk heykeli yaptı. Böyle bir uzman Eskişehir’de Büyükşehir Belediye Başkanlığı yağıyor. Kurt niye kendisine sormadan bu işe girişiyor. Oraya yapılacaksa, Yılmaz Hoca’nın desteği ile daha estetik bir heykel yapılabilirdi. Koşullar yerine getirerek, tabii ki” dedi. İşi anlayan bilen doğru düşünüyor. Ama, sırf dalaşmalar üzerinde politika yapanlar ortaçağ da kaldı. Ama, Eskişehir’de bir örneği bizimle birlikte yaşamaya devam ediyor. Eskişehirliler hatırlayacaklar, Kurşunlu Külliye de neler yapmıştı. Varillerde 12 Eylül öncesindeki eylem de yapıldığı gibi varilin içinde ateş yakmıştı. Çağı yakalamak, devrimci ve ilerici olmak meziyet ister. Herkesin de harcı değildir. Kurt, yaptığı bu çalışmaya taçlanma ismini de verdi. Aziz Nesin olsaydı, güzel bir öyküde çıkardı. Kemal Sunal olsaydı, o öykü de film olurdu.