Bir süre önce “CHP’de “değişim” buysa gerisini merak etmeyin…” diye yazdığım yazıda, “ CHP’liler son günlerde milletvekili genel ve Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde yaşamadıkları heyecanı kendi içlerinde kurultay heyecanı ile yaşıyorlar. Bir süredir dışarıdan yapılan yorumlarda “CHP’nin fabrika ayarlarına geri döndü” ifadelerini bu sütunlardan dile getiriyorum. Gerçekten “CHP fabrika ayarlarına geri döndü mü?” emin değilim. Ancak dışarıdan bakıldığında yaşananların yapılan yoruma karşılık geldiğini söyleyebilirim. Söylemlerde kullanılan dilin bir bölümünün CHP tabanına yönelik olduğunu görmek mümkün. Bu CHP’nin fabrika ayarlarına döndüğünü ne kadar gösterir?
…
Peki, ortaya çıkan manzara “değişim” talep edenler ile “değişimi kendi içimizde yaparız” diyenler arasındaki mücadelede Eskişehir’den baktığınızda kim kazandı derseniz, ben de, “yorumu siz yapın” derim…
Her fırsatta dile getirmeye gayret ediyorum “ben bir CHP uzmanı değilim.” Ancak gördüklerimizi, duyduklarımızı da paylaşmak durumundayım. “CHP’de değişim”den ne anlaşılıyor ben çözebilmiş değilim. Gerçekten bende merak ediyorum “değişim” denilen şey CHP’de nasıl olacak ve yeni dönemde neler yaşanacak?” diye yazmıştım.
CHP’de hafta sonu büyük kurultay gerçekleştirilecek… Kurultay öncesi özellikle CHP’de Genel Başkan adayları arasında bir adım öne çıkan Özgür Özel’i bir TV kanalında konuşurken biraz izleme fırsatı buldum… Özel’in anlattıklarından yola çıkarak CHP’de “değişim” diyenlerin CHP’nin “Sosyal Demokrat” bir çizgiye geri döndürülmesi gerektiğini söylüyorlar. Özel’in iddiası da bu. Özel’in diğer söyledikleri bir yana, “ Eğer genel başkan seçilirsem ne işe yaradıkları belli olmayan sağcı danışmaların katını boşaltacağım!” sözü dikkatimi çekti…
CHP’nin en büyük sorunu hala toplumsal açılım projeleri konusundaki kafa karışıklığı yaşaması gibi görünüyor. CHP’de “değişim” diyenlerin kafalarındaki model CHP’nin kendilerine gör, “fabrika ayarlarına” dönmekten ibaret olarak olduğu anlaşılıyor. Zaten başka bir beklenti içerisinde olmak, yeni bir şeyler beklemek için insanın hayal dünyasının bir hayli zengin olması gerekiyor.
Yani sertlik yanlısı politikalardan yeniden bir umut inşa etmek için çalışacaklarmış. Zaten iktidar ve ortaklarının istediği tam da bu değil mi? Toplumsal bölünmüşlük, aşırı kutuplaşma politikalarından iktidarın fazlasıyla yararlandığını görmemek, bilmemek anlamına gelen yeni anlayışın neresi “değişim” olabilir?
Mevlana ne diyordu, “Dün dünde kaldı cancağızım, bugüne dair yeni bir şeyler söylemek lazım!”
Mevlana’ nın sözü birilerine ne anlatır, dikkate alırlar mı bilinmez. Bildiğimiz tek şey varsa bazılarının merakla bekledikleri CHP kongresinde kem kazanırsa kazansın çok fazla değişen bir şey olmayacak gibi bir his var içimde… İster Özel, isterse Kılıçdaroğlu kazanmış olsun CHP içindeki iktidar mücadelesinin toplumsal bir karşılığının olmasını beklemek bu şartlar altında öylesine zor ki..
Bekleyip görelim. Sonucunu hiç merak etmediğim kongre CHP’nin büyük kongresidir desem inanır mısınız?