Bulgaristan’ın Momçilgrad veya başka deyişler Naim Süleymanoğlu’nu doğum yeri olan,şehirde Nasreddin Hoca heykeli açıldı. Büyük tören yaptılar. Bazıları Eskişehir’de heykeller için gelişi-güzel konuşanlar, gece tramvay seferi olmasın diyenlere duyurulur.
Bulgaristan’ın Hitır Peter’i var. Pek çok yönden Nasreddin Hoca’ya benzer. Bulgarca’dan Türkçe’ye Kurnaz Petır diye tercüme edilebilir. İki heykel yan yana açıldı. Heykeli o şehirde yaşayan vatandaşlar yaptırdı. Heykelleri Türk asıllı Bulgar heykeltıraş Seyfettin Şekerov yaptı. Momçilgrad Belediye Başkanı İlknur Kazım şunları söyledi” Momçilgrad'da farklı etnik kökenlerin ve dinlerin farklı temsilcileri onlarca yıldır bir arada yaşıyor. Burada, atalarımızın bize miras bıraktığı gibi, günlük yaşamda ve bayramlarda bir aradayız. Biz renkli bir topluluğuz. Hitır Petır ve Nasreddin Hoca anıtı, Momçilgrad'ı eşsiz kılan kültür çeşitliliğinin bir sembolüdür.”
KIYMETİNİ BİLELİM
Daha öncede Nasreddin Hoca’nın heykeli ile Özbekistan da karşılaşmıştım. Özbekler Hoca’nın kendilerine ait olduğunu söylemişlerdi. Turizmi gelişen Eskişehir’de Nasreddin Hoca önemli bir figürdür. Figür olmasının yanında, dünya tarihinin yetiştirdiği en önemli filozof Sivrihisarlıdır. Anılması ve adına tören, şenlikler düzenlenmesi de bir sorumluluktur.
Nasrettin Hoca fıkraları insanların yaptığı mantık hatalarını güldürerek anlatır ve onları sağlıklı düşünmeye sevk eder.
ACELESİ OLAN
Nasreddin Hoca, bir isteği gerçekleştirmek için kurallar ortaya koyuyor. Onun önemli bir kuralı şuydu: “Doğru olduğuna açıkça aklı yatmadıkça hiçbir şeyi doğru kabul etmemek.” Peki, doğru olduğuna inanılmayan şeyi insan kabul edebilir mi? Evet insan kabul edebilir.Eğer aceleden ve önyargıdan kaçınamazsa edebilir.
Bazı insanların gerçekten acelesi olabilir. İş yoğunluğu, zaman darlığı insanları acele kararlar vermeye veya duyduğu bir haberi veya sözü araştırmadan ve üzerinde yeteri kadar düşünmeden kabule zorlayabilir.
KENDİNİ BEĞENMEK
Bazı insanlar da kendilerini çok beğendiği için acele ederler. Onlar zaten her şeyi bildiklerini kabul ettikleri için konunun üzerinde düşünmeye veya araştırıp öğrenmeye gerek duymazlar. Bunlar eski bilgilerinin ve kendini beğenmişliklerinin esiri durumundadırlar. Daha önce öğrendiklerini mutlak doğru kabul ederler ve bu bilgilerinin aksine bir görüşü asla kabul edemezler. Kabul ettiklerinde kendilerini alçalmış ve bilgisiz hissederler. Mevcut bilgileri onlara iyilik değil, kötülük eder; kendilerini yenileyemezler.
ÖN YARGILI OLMAK
Sağlıklı düşüncenin önündeki engel sadece acele etmek değildir. Önemli bir engel de ön yargılardır. Yetiştiğimiz ve yaşadığımız sosyal çevre, inançlarımız bizlerde önyargılar oluşturur. Bu önyargılar sağduyumuzu zaman zaman yok eder. Daha önce edindiğimiz değerlere aykırı gelecek sözler, düşünceler tepkimizi çeker ve kabullenmekte zorlanırız. Önyargılarımızı yıkmadan yanlışlıklardan kurtulamayız.
Tutkular ve nefretler düşüncelerimize kurulan tuzaklardır. Bazı kişilerden veya olaylardan o derece nefret ederiz ki, bunlarla ilgili gerçekler bize yalan gelir. Bir olaya körü körüne karşı çıkmalar veya alkışlamalar hep bu sevgi ve nefretin aklımızı körleştirmesinden kaynaklanıyor. Önyargılarımızı yıkmadan yanlışlıklardan kurtulamayız.
Nasreddin Hocamız ön yargılarımızdan ayrılmamız ve olaylara bakış açımızı değiştirir. Onlar anlarsak tabii ki. Nasreddin Hoca fıkraları, mantık yürütme konusunda çıkarılacak derslerle yüklüdür. Mantık hatalarımızı abartılı örneklerle bize anlatır ve bu hataları yapanlarla alay ederek bize sağlıklı düşünmenin yollarını açar.