Bugünlerde sürekli CHP’yi konuşuyoruz. Ama dünyadaki sıkıntılardan kendimizi elbette soyutlayamıyoruz. Kendi kendimize “ne oluyor?” sorusunu soruyoruz. Yurttaşlarımız gelişmeler karşısında şaşkınlığını dışa vuruyor. Olaylar karşısında “başı kesik tavuk gibi’ ortalıkta dolaşarak ne olduğunu anlamaya çalışan bir yığın var.

FAİZ YOK

Bir türlü düşmeyen enflasyon, hepimizi etkiliyor. Geçtiğimiz günlerde Bulgaristan doğumlu olduğu için çiftte vatandaşlık için başvuran bir Eskişehirli işadamının da bulunduğu dost sohbetinde, bir arkadaşımız enflasyondan yakınarak,” Bulgaristan’da enflasyonun kaç” dedi. Yıllık yüzde 2.5 olduğunu belirterek, “Bulgaristan’da bankalar faiz vermez. Para yatırandan yıl sonunda kira ve parasını bekleme parası alır” deyince, dost ortamında şaşıranlar oldu. Bulgaristan’da ve Avrupa’nın birçok ülkesinde enflasyonun yüzde 3 olduğunu görmedim.

TERK ETTİKLERİMİZ

Planlı kalkınma Atatürk döneminde kaldı. Atatürk’ün aramızdan ayrıldığının ertesi günü onun altı okunun ilk önce ‘Halkçılık’ sonrasında Cumhuriyet’in ekonomik modelini tarif ettiği ‘Devletçilik’ ilkesinden adım adım vazgeçtik. 1945 ile 1950 yılları arasında ilkeler rafa kaldırıldı. ‘Devletçilik’ ilkesinin ayrıca, toplumun dayanışma ve aidiyet sorununu ekonomik olarak çözen örgütlenme olduğunu unuttuk.

Kurtuluş Savaşımızın önemli kahramanlarından İsmet İnönü, 1930 yılında ‘şimendifer politikası’ diye adlandırılan Sivas tren istasyonunun açılışında ‘devletçiliği’ şöyle tarif etmişti:” Biz devletçiyiz. Bizi bu istikamete sevk eden bu memleketin ihtiyacı ve bu milletin fikrî temayülüdür. Memleketin ihtiyaçları için herkes ve her yer Hazine’den çare arar. Elektriği yapılmayan şehir, limanı fena olan yer, iş bulamayan adam hükümeti muhatap tutar.”

TOPLUMUN DEVAMI İÇİN ŞART

Doğadaki davranışlarla toplumların davranışlarında paralellik vardır. Bireycilik yani insanın bireysel çıkarları öne çıktığında esas olarak belirsizlik ve anarşi ortaya çıkıyor. Örgütlü toplumlarda ise bir araya gelen bireyler hedefe daha çok ve daha verimli ulaşma yeteneğine sahip oluyorlar. ‘Devletçilik’ ilkesinin ne kadar doğru ve toplumun devamı ve gelişimi için ne kadar yaşamsal bir ilke olduğu anlaşılıyor.

DEVLETÇİLİK ÖNE ÇIKINCA

Birçok insanın demokrasi üzerinden okumaya çalıştığı ‘mutlak butlan’ olayı, aslında Türkiye’de belki ABD eksenine girdiğimiz yıllardan bu yana yaşanan en ciddi “el altından iktidarı ele geçirme” operasyonunun tersine döndürülerek hesap sorulması olayıdır. 1950’den itibaren, kurtuluş savaşında mücadele ettiğimiz ve bağımsızlığımızı kazandığımızdan sonra ülkemizin yönetimin planı olarak seçtiğimiz 6 ok politikası, daha sonra tekrar batının emperyalist sistemine bağlanmamız ile ortadan kalktı. Butlan’ı da bu şekilde okumak gerekir. Şimdi, tekrar eskiye dönüş ‘öze dönüş’ kampanyası var. Yani, yaşananların demokrasi ile ilgisi yok.

OLAYLAR BİRBİRİNE BAĞLI

Özünde CHP’nin sorunu gibi görünen olay Türkiye’nin sorunu oluyor. Dünyada çok kutuplu hale geliyor. Bunun sancılarını yaşıyoruz. Amerika geri çekilirken, savaşlara da neden oluyor. Dünyadaki bu gelişmelere paralel olarak; Türkiye’de tam olarak adı konamayan gelişmeler birbirini kovalamaktadır. Unutulan faili meçhul dosyaları açılmakta, bugün CHP üzerinden, ancak daha da yaygınlaşma olasılığı her an olabilecek bir rüşvet operasyonu yürütülmektedir. Cumhuriyeti kuranlarının kodlarına geri dönmeyi başarırsak, enflasyonu da yeneriz. Tam bağımsızlığı da tekrardan ulaşırız.