Değerli dostum Eğitimci ve emekli öğretim görevlisi Abdülkadir Türk, 'Doğru' sözcüğü üzerine zihinsel bir deneme” başlığıyla bir yazı paylaşmış. Yazıyı okuduktan sonra ben de sizlerle paylaşmayı istedim. Gerçekten “doğru” ne kadar önemli bir kelime. “Doğru ne, eğri ne?” üzerinde cidden çok ama çok düşünülmesi gereken kelimeler. Hayatımızda rastgele kullanıp yolumuza devam ettiğimiz ve günlük hayatımızı devam ettirdiğimiz ama bir o kadarda hayatımızı derinden etkileyen tek bir kelime “DOĞRU” sizlerinde bu yazıyı okuduktan sonra beyin fırtınası yapabileceğinize inandığım için değerli hocamızın iznini alarak bu beyin fırtınasını sizlerle paylaşmak istedim.

Şöyle diyor sevgili hocamız Abdülkadir Türk; Günlük yaşamımızda, belki de anlamını hiç düşünmeden ve gereklerini davranış hâline getirmeden ağzımızdan bir çırpıda çıkan bir sözcüktür 'doğru.' Adını sık kullandığımız ve yararlandığımız, ama tadını bir türlü çıkarıp da hayatımıza aktaramadığımız talihsiz bir sözcük yâni. "Doğruyu konuşuyorum." Ya da, "Doğruları konuşalım." "Bu bilginin haber kaynağı doğru mu?"

Arada, muhatabımızı inandırıp ikna etmek için pekiştirici olarak bile kullandığımız olur 'doğru' kelimesini. Çünkü 'doğru' sözcüğü, duvara estetiklik ve güvenirlik veren seçkin bir taş veya tuğla gibi değer katar, sözümüze ya da yazımıza. "Vallahi billahi doğru söylüyorum." Bir dilek olur bâzen birbirlerimize. "Allah, doğruluktan ve doğru yoldan ayırmasın."

Allah, insan ve elçi, kulu Muhammed'e: "Sen ve seninle birlikte olanlar, (tevbe ile küfrü bırakıp iman edenler.) emrolunduğunuz gibi dosdoğru olun, aşırı gitmeyin. ( doğruluktan ayrılmayın) O, yaptığınız şeyleri hakkıyla görendir." Hud-112

Atasözlerimize konu mankeni bile olmuş 'doğru' sözcüğü ."Doğru konuşanı dokuz köyden kovarlar." DOĞRU, kökeni Türkçe, dil ve mânâ zenginliği olan bir sözcüktür kültürümüzde. Meselâ, TDK doğru kelimesini haklı olarak çok yönlü bir izaha ihtiyaç duymuştur kayıtlarında: "Doğru, (sıfat) bir ucundan öbür ucuna kadar yönü değişmeyen, eğri ve çarpık karşıtı, gerçek, yalan olmayan, akla, mantığa ve kurala uygun. Doğru, (isim) gerçek, hakikat. İsim, matematik, iki nokta arasındasın kısa çizgi,. Zarf, yanlışsız, eksiksiz biçimde. Edat, karşı yönünce,.Mecaz (yasa) yöntem ve ahlâka bağlı, dürüst, namuslu."

Görüldüğü gibi, TDK lügatına özel bir statüyle girmiştir 'doğru' sözcüğü.

Doğru kelimesi içinde geçen bazı örnek cümleler: "Doğru haber." "Bunları sana şimdiden söylemek daha doğrudur." Aka Gündüz . "Söyleyin doğrusunu, siz insanoğlunun ahlâklı olabileceğine inanmıyorsunuz." Nurullah Ataç. "İki noktadan yalnız bir Doğru geçebilir." "Doğru söylüyorsun Ali, doğru söylüyorsun ama kazın ayağı öyle değil." Orhan Kemal. "Doğru oraya gelmiş olsaydınız herhâlde uygun olurdu." Sait Faik Abasıyanık. "Şafağa doğru otomobil sesi duyuldu." Falih Rıfkı Atay. "Börekçi fırınının karşısındaki dört köşe taşlar döşeli, iki yanı ağaçlı yoldan çarşıya doğru yürüyordu." Yusuf Atılgan. Doğru her yerde, her zaman doğrudur, kişiye, zamana ve yerine göre değişmeyen. Her şeye rağmen, doğrunun ve doğruluğun değeri düşmez, enflasyona ve zaman aşımına uğramaz, hele karşılıksız hiç kalmaz. Yeter ki doğru olalım, doğru kalalım.

Nasıl beğendiniz mi? Umarım sizler için de bir farklı pencere açabilmiştir bu deneme..