Geçmiş dönemlerde “Yeşil Kart” uygulamaları daha sonra 65 yaş üstü olan ve hiçbir maddi geliri olmayan sosyal güvencesi olmayan vatandaşlarımıza verilen, “65 yaş maaşı” gibi uygulamaları hatırlıyoruz. Amaç devletin sosyal devlet ilkesinin tabana yansıtılması yoksulluğun azaltılması ve toplumun katmanları arasında gelir adaletinin sağlanması olarak izah ediliyordu. Son dönemde artan yoksulluğun ve bozulan gelir adaletinin düzeltilmesi adına yeni bir uygulamanın daha hayata geçirilmesi planlanıyor.
Bir süredir konuşulan ve adına kısaca “Vatanlık maaşı” denilen gerçek adıyla, “Gelir Tamamlayıcı Aile Destek Programı” nda sona geldiği belirtiliyor. Kulislerden sızan bilgilere göre devlet, geliri 9 bin 358 liranın altında olanlara maaş verecek. Adı “Gelir Tamamlayıcı Aile Destek Programı.” Kamuoyundaki adıyla; vatandaşlık maaşı. İlk bakışta sosyal devlet refleksi gibi görülüyor. Bana göre ekonomik fotoğrafın itirafı. 2026 verilerine göre hane içinde kişi başına düşen gelir net asgari ücretin üçte birinden azsa destek verilecek. Yani bir ailede kişi başına 9 bin 358 liranın altında gelir varsa devlet “tamamlayıcı” olacak. Burada durup düşünmek gerekiyor. Bir ülkede milyonlarca hanenin geliri asgari ücretin üçte birinin altındaysa, sorun sadece sosyal yardım meselesi midir?
9 bin 358 lira bugün ne ifade ediyor? Bir büyükşehirde kira kaç para? Elektrik, doğalgaz, su faturası ne kadar? Dört kişilik bir ailenin mutfak gideri ne seviyede? Kâğıt üzerinde belirlenen eşik, fiilen yoksulluk sınırının çok altında. Açıkça itiraf edilmeyen ama acı gerçek şöyle “Bu seviyenin altındaysanız, artık resmi olarak yoksulsunuz.”
Bu bir sosyal politika hamlesi olabilir. Ancak aynı zamanda ekonomik gerçeğin kabulüdür. Üç model tartışılıyormuş. Temel nakdi destek, konut yardımı ve çocuk desteği. Bir senaryoda toplam destek asgari ücretin yüzde 17’si oranında olacakmış. Sızan bilgilere göre yüzde 12’si konut, yüzde 5’i çocuk desteği. Telaffuz edilen bu rakam bir ailenin hayatını gerçekten değiştirecek mi? Yoksa günü kurtaran, ama yapısal problemi çözmeyen bir pansuman mı olacak? Asıl mesele şu vatandaşlık maaşı neden gerekli hale geldi? Çalıştığı halde yoksul olan bir kesim varsa, genç işsizlik kronikleşmişse, kira artışları maaşları eritiyorsa, enflasyon ücret artışlarını yutuyorsa… O zaman mesele yardım değil, üretimdir. Mesele dağıtım değil, gelir adaletidir.
Sosyal devlet elbette olmalı. Ama sosyal devletin temel amacı, insanları sürekli yardıma bağımlı kılmak değil; yardıma ihtiyaç duymayacak bir düzen kurmaktır. Düzenli nakdi destekler, doğru tasarlanmazsa zamanla ekonomik bağımlılık yaratabilir. Çalışma motivasyonunu değil, yardım beklentisini besleyen bir sistem uzun vadede toplumsal dengeyi de bozar. Öte yandan, destek verilmemesi de ayrı bir sosyal kriz üretir. Demek ki mesele siyah-beyaz değil. İddia edildiği gibi ekonomi büyüyorsa, milli gelir artıyorsa, ihracat rekor kırıyorsa… Neden vatandaşlık maaşına ihtiyaç duyuyoruz?
Gerçek çözüm; Üreten, istihdam yaratan, katma değer üreten bir ekonomi modelindedir. Gerçek çözüm; Asgari ücretin geçim ücreti haline gelmesindedir. Gerçek çözüm; Vergi yükünün dar gelirlinin sırtından alınmasındadır. Vatandaşlık maaşı bir sonuçtur. Sebep değildir. “Hadi gene iyisiniz” denilebilir belki… Bir ülkenin vatandaşına “iyisiniz” diyebilmesi için, yardım kuyruğu değil; fırsat eşitliği sunması gerekir. Asıl konuşmamız gereken tam da budur.