Sakaryabaşı… Eskişehir’in hayati su kaynaklarından biri. Aynı zamanda Sakarya Nehri’nin doğduğu yer. Türkiye’nin üçüncü büyük akarsuyunun kaynağının bir anda kuruma noktasına gelmesi, doğal olarak kamuoyunda ciddi bir endişe yarattı.
Son iki yıldır bölgede yaşanan kuraklık ve su seviyesindeki dramatik düşüş çeşitli platformlarda tartışıldı. Çifteler Belediyesi’nin kuraklığa dikkat çekmek ve yaşanan sıkıntıyı gidermek amacıyla başlattığı müdahalenin ardından AK Parti İl Başkanlığı ve AK Parti Eskişehir Milletvekili Ayşen Gürcan sürece dahil oldu. Devlet Su İşleri’nin yürüttüğü çalışmalar neticesinde su kaçaklarının giderilmesine yönelik adımlar atıldı ve sonuç alındı. Müjdeli haberi ise AK Parti İl Başkanı Gürhan Albayrak paylaştı: Sakaryabaşı’nda yeniden su tutulmaya başlandı. Emeği geçen kim varsa, bir Eskişehirli olarak teşekkür etmek gerekir. Böyle bir kaynağın yeniden hayata döndürülmesi, kuraklığın zirve yaptığı ve çölleşme riskinin konuşulduğu bir dönemde elbette sevindirici bir gelişmedir.
Geçtiğimiz günlerde Eskişehir’e gelen Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı da bölgede incelemelerde bulundu. Bakan Yumaklı açıklamasında, su akışındaki kesintide iklim değişikliğinin etkisine dikkat çekerken, sit alanında belediye tarafından izinsiz ve mühendislik esasları gözetilmeden yapılan müdahalenin de sürece olumsuz yansıdığını ifade etti. Ayrıca, “İzinsiz yapılan işlemlerle ilgili gerekli hukuki süreçler yürütülecek” dedi.
Açıklamanın büyük bölümü teknik bir değerlendirme niteliği taşırken, özellikle “hukuki süreç” vurgusu dikkat çekti. Bu ifade, doğrudan Çifteler Belediye Başkanı Zehra Konakçı’yı işaret ettiği yönünde yorumlandı. Nitekim hem Konakçı’dan hem de Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce’den konuya ilişkin açıklamalar geldi.
Burada benim cevabını merak ettiğim bazı sorular var: Belediye çalışmaya başlamadan önce ilgili kurumlara başvuruda bulundu mu? Başvuruda bulunulduysa herhangi bir dönüş alındı mı? Süreçte teknik bir eksiklik mi söz konusu, yoksa bürokratik bir tıkanma mı yaşandı?
Bu sorular netleşmeden yapılan “hukuki süreç” vurgusu ister istemez tartışmayı teknik zeminden çıkarıp siyasi bir alana taşıyor. Elbette sit alanlarıyla ilgili işlemlerde usul ve izin mekanizmaları hayati önemdedir. Ancak aynı şekilde, kuruma riski taşıyan bir su kaynağı için yerel yönetimin sorumluluk alması da göz ardı edilemez. Burada önemli olan, sürecin şeffaf ve bütün yönleriyle ortaya konulmasıdır. Ortada sonuç alınmış bir çalışma varsa, bunun ortak bir kazanım olarak görülmesi daha sağlıklı olacaktır. Eğer gerçekten ağır bir ihmal söz konusuysa, hukuk zaten gereğini yapar. Ancak üslup ve zamanlama, özellikle siyasette, en az içerik kadar belirleyicidir. Bazen söylediğiniz bir söz ile kazanmayı umut ederken kaybedersiniz de farkına varmazsınız
“Atılan taş ürküttüğünüz kurbağaya değsin” sözü boşuna söylenmemiştir. Atılan adımın karşılığı, ortaya çıkan faydayla ölçülür. Sakaryabaşı’nın yeniden su tutmaya başlaması hepimizin sevincidir. Emeği geçen Sayın Albayrak dahil kim varsa hepsine teşekkür ediyorum. Ancak bundan sonrası için beklenti; benzer tartışmaların değil, kalıcı ve sürdürülebilir çözümlerin konuşulmasıdır. Çünkü su, siyasetin değil hayatın meselesidir.