Geçtiğimiz günlerde kaybettiğimiz valilerimizden Bahattin Günay, Eskişehir valiliğine atanmıştı. Günay daha önce Antalya da valilik yapmıştı. Demirel’e seçim çalışması için at pazarını vermediği için, Türkiye çapında ünlenmişti.
O zamanlarda bizde merak daha fazlaydı. Günay , Eskişehir’e gelmeden hemen Antalya’daki gazetecileri arayarak, valinin gazetecilere olan tutumunu sorduk. O dönemde Eskişehir’e atanan vali ve Emniyet Müdürünü geldiği yere sorardık.

Gazetecilere tutumları nasıldı?

Antalya’daki meslektaşlarımız Allah rahmet eylesin. Vali Günay’ın gazetecileri bizzat çalıştırdığını söyledi. Yani, gazeteciler tembel miydi? Hayır, vali gazetecilere haber yaratırmış. O günlerde çok televizyon kanalı yoktu. Bir TRT vardı. Günay, Eskişehir’de valiliğe başladıktan sonra, onun gayretleri ile TRT ana haber bülteninde her gün bir Eskişehir haberi mutlaka çıkardı.

Kanka Vali

Günay bir kış günü, SGK İl Müdürlüğünün olduğu yerde o zaman SSK dispanseri vardı. Dispanseri denetliyor. Çok çocuk hasta vardı. Annelerin çocukları kucaklarındayken onlarda konuşuyordu. Ben anne, çocuklar ve valinin birlikte fotoğrafını çekerek,” Vali annelere kızdı. Doğum kontrol yönetimini öğrenin” diye bir haber yaptım. Anneler çocuklarına bakamıyor. Hasta oluyorlardı. Magazin bir haberdi. Sonuçta. Özal dönemi gazetelerde her haberi magazinleştiriyorduk. Bizde o akımı takip ediyorduk.

Vali ve altın

Rahmetli Valimiz Bahattin Günay, o dönemde Pekin de bile lületaşı festivali açtı. Derken bir gün vali Günay’ın altın işine girdiğini öğrendik. O zaman şöyle düşünmüştüm. Bu kadarda herhalde olmaz? Çünkü Eskişehir milletvekili bir bakan sızan bir kalorifer kazanından yola çıkarak, Bayat pazarında petrol bulduğu ilan etmişti. Olayı öğrenmeden açıklama yapan bakan, Eskişehir’i Teksas yapacağını söylemişti. Gazeteler daha sonra bakanı ‘tiye’ almıştı. Acaba, Vali Günay’ın da olayı böyle bir şey miydi? Valinin girişimleri ile Kaymaz’dan sonraki ilk köy olan Karakaya’da altın aramaları başlamış ve bulunmuştu. Karakaya’dan bir sonraki köy Paşakadın ise bizim köyümüzdü. Sonra bir iktidar değişikliğinde Vali Günay Eskişehir’den gidince Milliyet de “Ekran, reklam, ikram’ valisi gittik diye yazı yazmıştım. Biraz ayıp olmuştu. Mekânı cennet olsun.

Kaymaz’a maden

Kaymaz ve Karakaya’daki altın madenini, bir maden şirketi Kanada’da uydu görüntülerinden toprak renklerinden ortaya çıkardı. Macera o şekilde başladı. Kaymaz da 15 Temmuzdan sonra kapatılan bir şirket maden aramaya başladı. Maden açtı. Sonra bu şirket 15 Temmuz sonrası mallara el konulması nedeniyle TMSF’ye yani hazineye geçti. Köyümüz madenin dibinde olduğu için tabii ki ben o zamanda bu zamanda madene sıcak yaklaşmam mümkün değil.

DP’den hayır CHP’den evet

Kaymaz’a 15 Temmuz da kapatılan mallarına el konulan şirkette önce iki maden şirketi daha Kaymaz’a madeni açmak istedi. O zaman Kaymaz da belediye vardı. Belediye meclisinin madenin açılmasına izin vermesi gerekirdi. DP’li belediye başkanı, 8 meclis üyesi ve Kaymazlılar Ankara- Eskişehir yolunu iki kez trafiğe kapattılar. Biz bunları o zaman çalıştığım Milliyet de yazdım. İki defa yolun kapanması ve belediye başkan ve meclis üyelerinin direnmesi ile altın madeni açılamadı.

Altın madeni işletenler geri adım attı. Ama Kaymaz’a altın madeni açmaktan hiçbir zaman vazgeçmediler. DP’liden birkaç seçim sonra belki on yıl sonra Kaymaz’a CHP’li bir belediye başkanı göreve geldi. Altın madeni açılması için yine kulis yapılmaya başlanıldı. Kaymaz beldesinde işsiz gençlerin madene alınacağı lafları ortalıkta geziyordu. O zaman konuştuğum CHP’li belediye başkanı açılma kararının meclisten geçeceğini söyledi. Söylediği gibi de oldu. Oy çokluğu ile meclis kabul etti.

Maden bitti, maden kapanmadı

Ankara’ya ya da Sivrihisar’a karayolu ile gidenler, Kaymaz ile Karakaya arasında dev toprak dağlarını görürler. Kaymaz da çıkarılacak altın kalmadı. Ama Kaymaz’a açılan maden işletme tesisi çok değerlidir. Şimdi, Çanakkale’den madene toprak getirilecek. Üçüncü göledin yapılması gerekiyor. Sonra Bilecik ile Bolu’da altın madeni keşfedildi. Zaman içinde oradan da Kaymaz’a cevher taşınacak. Yani, yeni göletlerin yolda olduğunu söylemek için kâin olmaya gerek yok. Zehir mi? Onu en başta yörede yaşayanlar, sonra bizler soluyacağız.