Bıktık usandık şu yalan dünyasından. Ustası söylemese çırağı bir yalan uyduruyor herkes de buna inanıyor. Emekliler ile ilgili sosyal medyada dolaşan yalan haberlerden söz ediyorum. Emeklinin hali malum ama birileri hala hayal satıp umut satın alma peşinde geziyor. Herkes gibi bizde zaman zaman internet dünyasının içinde kaybolup gidiyoruz. Sabah bakıyorum öyle bir haber ki bendeniz bile merak edip açıp okudum… Emeklilere yılbaşında yapılacak zamdan söz ediyor. Başlıkta “Emeklilere yapacak zam miktarı belirlendi!” deniliyordu…
Açtım haberi okudum. Uzun uzun Temmuz sürecinden başlamışlar. Ekim’de verilecek zamdan sonra ortaya çıkan 5 Bin TL’lik ikramiyeden çıkmışlar. Sonrada Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın hedef enflasyon rakamına göre emeklinin alacağı zammın yüzde 40-50 arasında olacağına hükmetmişler. Bun haberlerin bilerek yapıldığına emin olabiliyoruz. Çünkü hayal kurdurtarak insanları hesap yapmaya, umutlandırmaya çalışıyorlar. Doğrusunu isterseniz dinimize göre“yalan günah!” yalanı kimin söylediği önemli değil kim söylerse söylesin günah. “Büyük yalanda günah, küçük yalan da günah!” Var mı itirazı olan? Bu haberlere ortak olmak da, bunların siyasal getirisinden nemalanmakta bana göre doğru değil…
Yahu emekli gerçekten büyük sıkıntı içerisinde. 7 Bin 500 TL’ye mahkum edilen emekliye yüzde 50 zam yapılsa ne olur. Emekliye sadece bir kere nefes aldırır. Şunun şurasında geçtiğimiz gün Eskişehir’de ulaşıma zam yapıldı. Üç aylık sürede ulaşım ücretleri yüzde yüze ulaştı. Peki, sebep ne? Akaryakıt ürünlerine yapılan zamanlar. Şunu söyleyebilirsiniz “Emekliler ulaşıma ücret mi ödüyor?” Bütün emekliler 65 yaşında değil ki? İkincisi emeklilerin sadece kendileri değil, okula giden çocukları yok mu? Üniversitede okuyan evlat sahibi olan emeklileri ne yapacağız?
Bu sütunlardan defalarca yazdım. Gidin fırınlara, fırıncılara sorun “ekmek uygulamasından” en çok kimler yararlanıyor diye? Pazarcılara sorun “en çok çıkma ürünü kimlere satıyorsunuz?” diye…
Derdimiz iktidarı veya şu partiyi, bu siyasal görüşü eleştirmek değil. Bizim yapmaya çalıştığımız sadece durum tespiti..Bundan da alınan alınsın.. Yahu sokakta durum bildiğiniz gibi değil. Şu kadar söylemeliyim ki meşhur üç harfli market zincirleri var ya oraların tezgahlarındaki konseptler bile değişti. Örneğin et ürünleri daha az, gıda ürünlerinin reyonları küçüldü. Sebze reyonları nerede ise uygulamadan kalktı.
Bu arada sabit ve dar gelirli kesimin yanında hiçbir sosyal güvencesi olmayanların da bu toplumun içinde yaşadığını bilmeliyiz. Sorunların tespitini yapmadan çözüm üretilemez. Bugün vatandaşın en temel sorunu geçim derdidir. Bunun ötesi yok. Bu ülkede milyonlarca insan sadece karnını öyle ya da böyle doyurduğu için şükrediyor. Ancak gerçek o ki karnını doyurmakla beslenmek aynı şey değil. Kadınlar mutfakta, çocuklarının beslenme çantalarını hazırlarken gerçekten çok ama çok zorlanıyor. Bazı sorunları görmezden gelerek, hayal satıp umut alarak nereye kadar idare edilebilir?
Emeklinin durumunun farkında olunduğunu göstermek için bir defaya mahsus 5 Bin TL’lik ikramiye verilmesi sorunları kökünden çözmüyor. SGK’ya destekleme primi ödeyerek çalışan emeklilere o parayı bile çok gördüler ya gerisine ne diyelim? Sokakta dolaşın emin olun mutsuz insanlar topluluğuna döndük. Gülen yüze hasret kaldık. Bu sorunlar çözülür elbette ama teşhis de hata olmasın! Derler ya “Dereye su gelene kadar kurbağanın gözü patlarmış” tamda o noktadayız… Sonuç olarak yalanın büyüğü de, küçüğü de masum değildir..