Hamamyolu Yediler Parkı…
Emekliler yine alanlarda…
Onlarca emekli, geçim sıkıntısını dile getirmek, seslerini duyurmak için yine toplandı.
Ellerinde kırmızı kartla...
İktidara bir nevi uyarı…
Arka fonda Mahsuni Şerif’in bir türküsü yankılanıyor…
Şarkının sözleri gibi, emeklilerin sesi de doğrudan ve tok.
Yıllarca çalışıp alın teri döken insanlar artık temel ihtiyaçlarını karşılayamaz hale geldi.
Emekli maaşı, markete girmeden tükeniyor; faturalar, ilaçlar, kira derken geriye yaşamak için bir şey kalmıyor.
Açlık sınırı ortadayken, emeklilere yapılan yüzdelik artışlar sadece kağıt üstünde anlam ifade ediyor.
Kırmızı kartlara yazılanlar basit bir talep listesi değil, bir halkın dayanma sınırının ifadesi de aslında…
Bu talepler kulağa radikal ya da lüks gelmemeli.
Aksine, sosyal devlet olmanın temel ilkeleri.
Bir ülkenin refahı, ekonomisi, büyüme oranları konuşulurken; o ülkenin emeklileri pazarlarda sebze ayıklıyorsa, çocuklarına yük olmamak için sağlık kontrollerini erteliyorsa, o büyümenin kimin için olduğu ciddi bir sorgulama gerektirir.
Emeklilerin çağrısı sadece ekonomik değil…
Bu kırmızı kart şimdi Hamamyolu’nda gösterildi ama…
Belki bir gün sandıklarda da gösterilecek.
Çünkü artık yeter.
Çünkü yaşamak, her vatandaş gibi emeklinin de hakkı.
Kuantum Özge der ki:
“Bazen zorlama…”