Eskişehir sırrını büyükler “Kalabak suyu ve Sıcak sulara” bağlarlar… Ve şöyle söylerler, “Kalabak içenler ile sıcak sularda hamama girenler Eskişehir’i unutamaz” Galiba Eskişehir’in bu sırrını en çok gelip gidenler biliyor.
Bizim spor servisinden Akif Fındık enteresan bir adamdır. Bazen hiç aklınıza gelmeyen insanlar ile iletişime geçer. Dünde öyle zamanlardan biriydi. Hani Vanja İvesa’yı bilir misiniz? Baktım onunla konuşuyor.
Vanja İvesa 2008 yılında Eskişehirspor süper lige çıktığı yıl Eskişehirspor’un kalesini koruyan Hırvat kalecimiz. O zamanlar 2 metrenin üzerindeki boyu ile dikkat çeken buna rağmen atletik bir yapıya sahip olan Eskişehirspor’un kalesinde çoğu zaman devleşen, zaman zaman da süper ligde şampiyonluk kovalayan takımlarında transfer listesinde yer alan İvesa’dan söz ediyorum. İvesa Eskişehirspor’a önemli hizmetler vermiş karakterli futbolculardan biri olarak hafızalarımızda yer etmiş, çalışkan, disiplinli, aidiyet duygusu yüksek bir isimdi. Eskişehirspor taraftarının da haklı olarak sevgisini ve takdirini kazanmış İvesa halen ülkemizde bugünlerde kaleci antrenörü olarak çalışan bir isim. Göztepe takımında görev yapan İvesa nerede ise bizim kadar Türkçeye de hakim bir isim.
Hani bizim Akif İvesa ile konuşuyor dedim ya. Birden bire telefonu bana uzattı ve İvesa’ya “Mehmet ağbi de seninle konuşmak istiyor” dedi. Biraz hal hatır ettik kendisiyle. Göztepe’nin istikrarından söz ederken İvesa birden bire bana dedi ki; “Ağbi ben 2 yıl sonra Trendyol 1. Ligde Eskişehirspor’da olacağım!” Öyle bir samimiyetle, öyle bir içten söyledi ki gerçekten çok şaşırdım. Göztepe’den İvesa’nın çalışma şartlarından konuşurken söz Eskişehirspor’a geldi. Çok iyi ve sistemi olan bir kulüpte çalıştığını söyledim ve Göztepe’nin model olarak Portekiz kulüplerinin anlayışına hakim olduğundan söz ettim. Hatta bu yıl Brezilyalı Ramulo’nun satışının tüm gözleri Göztepe’ye çevirdiğini de anlattım kendisine. “Doğru” dedi .. Ama onun gönlü hala Eskişehirspor da idi. Onun hedefi Eskişehirspor’u 2 yıl sonra Trendyol 1. Ligde şampiyonluk mücadelesi verirken görmekti. Ve o mücadelede Eskişehirspor’un yanında olmayı hayal ediyordu.
Kendisine Eskişehirspor’un bu yıl güçlü bir kadro kurduğunu özellikle 25 yaş altı futbolcuların kaliteli isimlerden olduğunu, ligin statüsü gereği kadroda sadece 5 tane 25 yaş üstü futbolcunun bulundurulabileceğini, Eskişehirspor camiasının Eskişehirspor’un arkasında kenetlendiğini anlattım. Eskişehirspor’un başındaki hocanın disiplinli ve başarılı bir isim olduğundan söz ettim. Çok heyecanlandı ve ”Bu genç futbolcuların önünü açmak açısından çok değerli bir karar olmuş. Eskişehirspor’un bundan çok yararlanacağını düşünüyorum” diye düşüncelerini ifade etti.
Doğrusunu isterseniz objektif bir gözle baktığınızda Göztepe’de Türk futbolunun köklü ve önemli camialarından birisi olmasına rağmen Eskişehirspor ve Eskişehir hala insanların hayallerini süslüyorsa gerisini siz düşünün. Biz her şeye içeriden baktığımız için Eskişehirspor’un da Eskişehir’inde büyüklüğünü ve farklılığını anlamakta ve kavramakta zorlanıyoruz. Halbuki Eskişehirlilik ve Eskişehirsporluluk bir ayrıcalık. Bir dönem sonradan Eskişehirli olan bir siyasetçimizle konuşurken, “Eskişehir ne alaka?” diye sorduğumda, “Ben Eskişehir’de doğmadım ama Eskişehirli oldum. Doğduğum topraklara gittiğim zamanlarda bile Eskişehir’i özlüyorum” demişti. Bu sözlerin siyaseten söylenmiş olabileceğini düşünebilirsiniz ama gerçek öyle değil. Eskişehirli olmak için Eskişehir’de doğmak gerekmiyor. Bazen Kahramanmaraş’ta, bazen Elazığ’da bazen Van da hatta Hırvatistan da doğabiliyorsunuz ama illaki de Eskişehirli oluyorsunuz…