Reklama girer diye firma isimlerini saymıyorum ama Eskişehir özellikle mobilya ve daha sonra tekstil alanında dünya markası kuruluşlara sahipti. Bugün yakın çevremizdeki iller özellikle mobilya sektöründe bizi fersah fersah geçip gitti… Çünkü mobilya sektörünün kurumsallaşmasının önündeki engellerin kaldırılması için sektörün öncüleri ve yerel yönetimlerin işbirliği konusundaki isteksiz tavırları mobilya üreticisi bir şehri, mobilya satıcısı bir sıradanlığın içine ittiler.

Ben şahsen hatırlıyorum, pek çok okuyucumuzda bu konuyu bilir Tabakhane olarak adlandırdığımız bölge bir zamanlar mobilya atölyeleri ile doluydu ve her gün Türkiye’nin pek çok iline ilçesine kamyonlar dolusu mobilya gönderirdi. Mobilya sektörünün güçlü firmaları sadece Türkiye’de değil dünyanın en ünlü mobilyalarının üretildiği ülkelerdeki fuarları takip ederler yenilik konusunda adımlar atalardı. Ancak bu bireysel tercihler ve “Küçük olsun benim olsun” anlayışı sektörü atölyeler yığını olmaktan öteye taşıyamadı. İşbirliği çabası içerisinde olanların seslerine kulak verilmedi. En işi mobilya ustaları başka illere kaptırıldı. Sektör alt yapısı olan işbirliklerine açık, birbirini tamamlayan ve kurumsallaşmayı ve değişimi gerçekleştirme konusunda hamleden mahrum kaldı. Mobilya sektöründe yaşadıklarımız hayatta “değişimi ıskaladığınızda” gelişme ve büyüme imkanlarının da kaybolmaya yol açtığını bize gösterdi. Sahi bir konunun altını çizmeliyim,”Eskişehir’de mobilya sektörü bitti, tükendi” edebiyatı yapmıyorum. Elbette bugünde çok kıymetli ustalarımız, mesleğinin aşığı insanlarımız mevcut. Onların varlıklarını sürdürme çabalarına da şapka çıkartıyorum. Bu konudaki tek üzüntüm Eskişehir’in elindeki çok kıymetli bir sahayı başkalarına kaptırmış olmasıdır.

Gelelim tekstil sektörüne… Bayat pazarı ve civarında başlayan tekstil sektöründeki sıçrama yıllar içerisinde Eskişehir’i gerek markalaşma, gerekse kalite açısından Türkiye’nin öncü şehirlerinden biri haline getirdi. Daha sonra halen Türkiye’nin en büyük ve en düzenli Organize Sanayi Bölgelerinden biri olmayı başaran bugün de Nadir Küpeli yönetiminde katma değer üreten fabrikaları ile dikkat çekmeyi başaran EOSB’de tekstil sektörü çok ciddi bir gelişim gösterdi. Binlerce insanın ekmek kapısına dönüşen tekstil sektörü son yıllarda genel ekonomik sıkıntılar sebebiyle gerileme dönemine girdi. OSB’deki fabrikalara ek yan sanayi gibi değerlendirebileceğimiz çok sayıda şehir içindeki fason üretim yapan atölyeler bir bir kapanırken aslında bugünlerin işaret fişeği gibi algılanmalıydı. Bu tür gelişmeler yaşanırken durum tespiti bile yapıldı mı emin değilim. Bugün Türkiye genelinde on binlerce kişinin tekstilde işini kaybettiğinden söz ediliyor. Bir önceki yazımda sordum, “Eskişehir’de kaç tekstil çalışanı işini kaybetti?” Bu sorunun iki muhatabı var. Sektörün sicilini tutan ETO ve Esnaf Odaları Birliği. Bu konuda bir cevap gelir mi bilmem. Ancak bildiğim şey Eskişehir gibi tekstil sektörünün öncü kuruluşlarının içinde yer aldığı bir şehirde sektörel anlamda ciddi bir yavaşlama olduğu gerçeği ile yüzleşmemizdir. Bu yavaşlamanın pek çok sebebi olduğu kesin. Ekonomik dengelerdeki ciddi bozulmalar, kira ve personel giderleri başta olmak üzere, SGK Primleri ve vergilerin sektör üzerinde oluşturduğu baskıya bir de yüksek faizler sebebiyle finansmana ulaşım ile ilgili problemlerde eklenince yatırımcının pek de fazla bir seçeneği kalmıyor.

Doğrusunu isterseniz Eskişehir sadece kamu kurumlarının Eskişehir’deki müdürlüklerini değil, aynı zamanda bir zamanlar zirvede yer aldığı sektörel bazlı değerlerini de farklı sebepler ile kaybediyor. Bunun kim farkında, kim müdahale etmeli? Bu sorunun cevabının muhatapları siyasilerde, seçilmiş ve atanmış kurumsal yapı ve kişilerde hiç üstlerine alınmıyorlar.