Geçtiğimiz gün gece yarısı Karadeniz’de bir deprem meydana gelmiş. Karadeniz açıklarında meydana gelen 3.8 büyüklüğündeki depremin ardından Jeoloji Mühendisi Prof. Dr. Osman Bektaş'tan korkutan bir uyarı gelmiş. Kısa süreli paniğe neden olan depremin ardından resmi makamlar ferahlatan açıklamalar yaparken, bilim dünyasından kritik uyarılar geldi. Depremin hemen ardından, Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) eski öğretim üyesi Jeoloji Mühendisi Prof. Dr. Osman Bektaş yaptığı açıklamada, “'Deprem olmaz' devri kapandı, gerçeklerle yüzleşme vakti" ifadelerini kullanmış.

Doğrusunu isterseniz Eskişehir pek çok kente göre güvenli kabul edilebilir. Ancak yapılaşma ve yapı stoku bakımından değerlendirildiğinde aynı şeyleri söylemek mümkün değil. “büyük İstanbul Depremi” beklentisi sebebiyle Marmara Bölgesinde yer alan pek çok sanayi kuruluşunun güvenli kentlere taşınması konusundaki çalışmaların gündemde olduğu şu günlerde Eskişehir ‘inde aralarında olan 14 il ile ilgili yapılması gereken pek çok çalışma olduğu malum…

Bu çerçeveden baktığımızda “Eskişehir için güvenli” ibaresini kim kullanır bilmem. Başlıktaki soruyu “asayiş” için sormuş değiliz. Çünkü Uluslar arası kriterlerde bile “Güvenli şehirler” sıralamasında yer alan Eskişehir’in asıl problemi yapı stokudur. Pek çok kez tekrar ettiğimiz ve ilgili kurumların tespitleri sonucu ortaya çıkan yüzde 60 civarındaki eski yönetmeliklere göre yapılmış ve son kriterler çerçevesinde yorgun binalardan oluşan yapı stokumuzun ve özellikle şehir merkezindeki pek çok alanın güçlendirilmesi ve yenilenmesi gerektiğini herkes biliyor. Belki doğrudan büyük bir depremin beklenmediği Eskişehir’in de gerekli hazırlıkları yapması ve en azından nefes alınabilir kentlerden birisinin olması konusunda gerçekten çok gecikiyoruz. Anlıyoruz; bürokrasi ağır işliyor, bugünden yarına değişimi gerçekleştirmek zor ama atılması gereken adımların daha hızlı atılması konusunda da önümüzde engel yok. Depreme hazırlık, “Toplanma alanları, muhtemel uydu ve çadır kent alanlarının belirlenmesi” gibi algılanırsa işte orada yanıldığımızı anlarız. Eskişehir gerçekten nitelikli bir şehirdir ve pek çok alanda ilkelerin kentidir. Bununla övünmek hepimizin hakkı olmakla birlikte asli görevlerimizi de unutmadan yarınlara dair hızlı bir planlama ve harekete geçme konusunda da adımların atılması şart.

İLÇELERİ GÖZDEN KAÇIRMAYALIM

Kime sorarsanız “Eskişehir’i seviyorum” der. Eskişehir’i sevmeyen kimse yok gibidir. Ancak Eskişehir’i sevmek, Eskişehir’in yarınlarını da planlamak gerekir. Bu arada “Eskişehir için tehdit mi, piyango mu?” başlıklı yazımla ilgili olarak sevgili Ali Karademir çok küçük ve uyarıcı bir not attı. Diyor ki, “Mehmet ağabey illaki merkez mi olmalı, ilçelere gitsin bir ilçe 300 bin nüfusa çıksın orası gelişsin.” İhtimaldir ki Eskişehir’in yakın çevresinde gelişmeye açık ilçelerimiz var. Oralarda geleceğimiz açısından çok kıymetli tarım alanlarını talan etmeden gerekli planlamaları yaparak Eskişehir’i geleceğe hazırlamak çok mantıklı bir adım olur. Eskişehir’i sevenler bu konuyu da masaya yatırmalıdır. Eskişehir’in en uzak ilçesi 165 km mesafedeki Günyüzü. Onun dışında Sivrihisar, Çifteler, Alpu, Mahmudiye, İnönü, Seyitgazi, Mihalıççık, Sarıcakaya, Mihalgazi, Beylikova ve Han sabah gidip, akşam dönme mesafesindeki bölgeler. Yukarıda ifade etmeye çalıştığım gibi yeni, modern, alt yapısı tamamlanmış tarım arazilerinin tahribine izin vermeden şehirleşme ve yatırım yapma imkanlarının olabileceği bölgeleri şimdiden tespit etmek Eskişehir’deki yoğunluğu azaltabilir. Eskişehir’in tüm aktörlerinin bu alana yoğunlaşmalarında fayda olduğunu belirtmeliyim. Böylece Eskişehir hem daha güvenli bir şehir haline gelir hem de gelişir.