Masumların, sivillerin, kadınların, çocukların ve yaşlıların üzerine bomba yağıyor. Adamlar utanmadan kan ve gözyaşının üzerinde sadece kahveleri eksik gülüyor kucaklaşıyor, birbirlerini tebrik ediyorlar. Bu neyin kutlaması? Bu neyin kahkahası? Bu neyin kucaklaşması? Hunharlığın, vahşetin, ateş ve gözyaşının üzerinde adamlar tepiniyor kimsenin bir şey yaptığı yok. Hala küresel güçler ve sözüm ona medeniyet dediğimiz “Tek dişi kalmış canavar” zalimin yanında ve arkasında saf tutmuş geriye kalanlar sadece seyrediyor… Türkiye kendi çabası ile bazı temaslarda bulunuyor, akan kanı durdurmak için mücadele ediyor. Diğer Müslüman ülkelerin bu konuda çok da parmağını oynattığını görmemek insanı derinden yaralıyor. Bu mudur kardeşlik? Daha ağır şeyler yazacağım da yüreğim elvermiyor. Sadece insan olduğu için yüreği titreyenleri anlayabiliyorum, gözyaşı dökenleri seccadelerini gözyaşı ile ıslatıp Allah’tan yardım isteyenleri anlayabiliyorum. Sözüm ona İslam dünyasının koca koca devletlerinin yöneticilerini anlayamıyorum.
Dışişleri bakanı Sayın Hakan Fidan’ın İslam ülkeleri ile ilgili söyledikleri kulağımda… Etkili baskı unsuru kullanmak için harekete geçilmesini istiyor. Ama ne yazık ki bazıları üç maymunu oynamaktan başka bir şey yapmıyorlar.
Unutmayalım ki komşunun çatışı tutuşmuşken yangının bize sıçramayacağını düşünmek saflık değilse gaflettir. Bu yangın bir gün hepimizi yakar. Zalimlerin zulmü karşısında sessiz kalmak zulme ortak olmaktır. Sadece konuşuyorlar diyeceğim de konuşanda yok ki!..
Filistin konusunda birçok eleştiri yapanlar, karşılıklı suçlamalar yapanlar var. Onların bile yüreğini titreten “hastane bombalamasını” bile Filistinlilere mal etmeye kalkan küresel güçlerin utanmazlığına bile ses çıkartamaz hale gelmişiz… Türkiye’yi nerede ise 100 yıldır Ermeni tehciri dolayısıyla sözde “soykırım” suçlamasıyla karalayıp parlamentolarında karar alanlar, sözde” ermeni soykırımı” anıtları dikerek Türkiye’ye insanlık dersi vermeye kalkanların göz önünde kan ve ateş kusan İsrail’e tek kelime söylememeleri neyin nesidir?
Aslında küresel güçler dünde böyleydi, Fransızların, İtalyanların Kuzey Afrika’da yaptıkları, İngilizlerin Hint yarımadası dahil sömürge ülkelerindeki vahşetlerini hatırlatmak yeter. Doğu Türkistan dramı unutturulmaya çalışılmıyor mu? Daha dün Balkanlarda yaşananları ne çabuk unuttuk.
On binlerce kilometre öteden gelerek “kendi çıkarlarım” diye orta doğuya yerleşen küresel güçlerin bugün İsrail’in devlet terörüne ve vahşetine arka çıkmalarını bir de bu açıdan değerlendirelim. İsrail ile kendi çıkarları örtüşünce kan ve ateş kusanlar masumlarını sesini duyabilir mi? Bütün bu olup bitenler karşısında hala uyanmamak, hala “Filistin’den bana ne?” diyebilmek mümkün mü? Daha dün Türkiye’nin “Mavi Vatan” sınırları içerisinde yaptığı petrol ve doğalgaz aramalarına şiddetle itiraz edip Türkiye’yi tehdit edenler bugün İsrail’in yaptıklarına niye itiraz etmiyorlar? Zira İsrail küresel güçlerin orta-doğu’daki ileri karakolu görevini yerine getiriyor.
Hiçbir kuralı olmayan ve hiçbir savaş hukukuna dahi uyulmayan bu acımasız saldırıların bir an önce son bulması için ümit ediyorum ki Allah’ın yardımı bir an önce yetişecektir. Allah tüm masumların yar ve yardımcısı olsun. Zalimler için nasıl söyleniyordu? “Yaşasın cehennem!”