Yılın son günü defalarca Sofya’ya gittiğimiz bir dostum ile Odunpazarı’ndaki evimizden aşağıya doğru iniyoruz. Anadolu Üniversitesi’nin Cumhuriyet Müzesi’nin önünden karşıya geçeceğiz. Ayakkabılarımız çamur içinde kaldı. Eskişehir’de alt yapıyı hangi başkan döneminde yapıldığı tartışması var. Bu çamurda nereden çıktı? Yılmaz Büyükerşen’in yeni yıl mesajı ne oldu?

KIŞIN ÇAMUR

Eskiden Eskişehir anlatılırken, “Yazın tozdan, kışın çamurdan girilmez’ benzetilmesi yapılırdı. Selami Vardar’ın ikinci dönem belediye başkanlığında, alt yapıya büyük yatırım yapıldı. Olmayan kanalizasyonlar ortaya çıkarıldı. Yılmaz Büyükerşen’in belediye başkanlıkları döneminde ise, altyapı tamamlandı denilebilir. Ancak, batıda veya doğu da dünyanın önemli şehirlerinde, eski yapılar yıkılmaz. Şehre yeni şehirler eklenir. Paris’te böyledir. Sofya’da böyledir. Almatı ‘da böyledir. Şehirlerin eskisini de yenisini de bir arada görürsün. Bu şehirlerdeki yüzyılın üstündeki binalardan övgü ile söz edilir. O evde bugün yaşayanlar dört-beş kuşak geriye giderek evde yaşayan aile büyüklerini tek tek sayarlar.

KENTSEL GERİ DÖNÜŞÜM

Ülkemizde dolayısıyla şehrimizde biraz farklıdır.50-60 yıllık binalar hemen yıkılır. 100 yıllık bina bulunmaz. Eskişehir’in kuruluşu bitişik nizam binalardan meydana geldiğinden, eskiyen bina yıkılır. Bir de deprem kuşağında olduğumuz için Eskişehir merkez üssü olmasa bile çevremizdeki her deprem bizi etkiliyor. Hasar gören binaları yıkmak zorunda kalıyoruz. Kentsel Dönüşüm tüm Türkiye’de konuşuluyor. Kısmen de başladı. Eskişehir’de Kentsel Dönüşüm çalışmaları yavaşta olsa, başladı. Tamamlanan alt yapı da istemesen de, bozuluyor. Şehrimizdeki “Yazın tozdan, kışın çamurdan girilmez” sözü tarih olmuştu. Kentsel dönüşüm ile sildiğimiz imaj geri gelmesin. Tedbir alınmalıdır. Ortaya çıkan çamurlarda, turizm merkezi haline gelen şehrimizden belediyeler tarafından ortadan hemen kaldırılmalıdır.

ÇALIŞMALARI BEĞENMİYOR

Bir toplantıda ‘siyaseti bırakacağını’ açıklayan Yılmaz Büyükerşen bu açıklamasından sonra, ”Yılmaz Hoca siyaseti bırakmaz” diyerek bu köşede bir yazı yazmıştım. Uzun görüşmemiz bu yazımız üzerinde şekillendi. Yılmaz Hoca, Eskişehir’in yakın tarihimi en iyi benim bildiğimi belirterek, yazdıklarımda haklılık payının büyük olduğunu söyledi. Uzun konuşmamızdan anladım ki, Yılmaz Hoca, kendisinden sonra başkanlık görevlerine gelenlerin çalışmalarının tamamını olmasa da, bir kısmını beğenmiyor. Yani, başkanların bazı çalışmalarında Ecevit’in deyimi ile Yılmaz Hoca’nın çekinceleri var. Bu çelişki büyür mü? Büyür. Çelişkinin büyümesi kimin yarına kimin zararına olur. Bu konuda fikir yürütmek istemiyorum. Ancak, Yılmaz Hoca’nın son sözü söyleyebileceğini söyleyebilirim. Yani, gerçek anlamda bir siyaset bırakma pratikte görülmüyor. Hesaplar bu şekilde yapılmalıdır, diye düşünüyorum.