Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, geçtiğimiz günlerde Eskişehir’deydi.
Ziyaret programı yoğundu.
Anadolu Üniversitesi Yunus Emre Spor Salonu’nun da açılışı gerçekleştirildi.
Salon dolu.
Parkeler gıcır…
Sonra gençlerle bir araya gelindi.
“Gençlik” denince zaten spor gelir ya akla…
Voleybol oynandı.
Basket atıldı.
Smaclar patladı.
Şutlar havada uçuştu.
Gençliğin sorunu pek dile gelmedi.
Ne yaşıyorlar tartışılmadı.
Sorunlar masaya yatırılmadı.
Ekonomi yerlerde.
Ama top havadaydı.
Gençlerin cebinde para yok.
Ama salonda tempo vardı.
Cafeye gidip bir çay içmek bile lüks.
Ama potaya “net basket” atıldı.
Yurt sorunu var.
Ama servis karşılama kusursuzdu.
Kiralar uçmuş.
Ama voleybolda blok zamanlaması harikaydı.
Bir genç “Bakanım ev bulamıyoruz” dese ne olurdu?
Belki “Set arası” denirdi.
Bir diğeri “Geçinemiyoruz” dese “Birazdan maç bitecek” cevabı gelebilirdi.
Çünkü burada mesele çözmek değil, oynamaktı.
Gençliğin gerçek hayatı dışarıda, salonun kapısının önünde bekliyordu.
İçeride alkış vardı.
Dışarıda kaygı.
İçeride skor hesaplanıyordu.
Dışarıda geçim…
Smacı bastılar.
Fotoğrafı çektiler.
Alkışı aldılar.
Bir smac da hayat pahalılığına vurulsaydı keşke…
Bir blok da fahiş kiralara konsa…
Bir turnike de yurt sorununa atılsaydı…
Ama olmadı.
Smacı bastılar.
Smacı bastılar.
Gençliğin sorunları ise fileyi geçemedi.