Eskişehir’de bir sabah uyanıyorsunuz.

Bir markete giriyorsunuz.

Ve bir bakıyorsunuz raflarda “tarihi geçmiş” ürünler var.

Közlenmiş patlıcan, doğranmış domates, domates püresi, nohut, mayonez…

Tavsiye edilen tüketim tarihleri çoktan geçmiş.

CHP Milletvekili Utku Çakırözer, gazeteci kimliğiyle bu durumu tespit ediyor ve toplam 213 lira ödeyerek emekli vatandaşların hangi koşullarda alışveriş yapmak zorunda bırakıldığını gözler önüne seriyor.

Burada gözüme bir şey çarpıyor.

Çakırözer sahaya iniyor.

Ama son yıllarda öylesine yorgun iniyor ki kamuoyunda gözle görülür bir etki bırakmıyor.

Konuyu nereye getireceğim?

Şimdi nereden nereye demeyin?

Ben bağlarım abicim!

Malumunuz CHP Eskişehir özelinde muhalefette etkisiz.

Yani sahaya indiği anlar, halk nezdinde sadece bir “fotoğraf karesi” olarak kalıyor desek abartmış sayılmayız.

Bu tablo parti içindeki kimi milletvekillerinin ve yetkililerin, mecazi anlamda, “son kullanma tarihi geçmiş” kişiler olduğunu gösteriyor.

Görevleri var ama kamuoyunda karşılığı yok.

Çünkü yıprandılar.

Çünkü yorgunlar!

Çünkü “yeter artık” noktasına geldiler!

Tıpkı Çakırözer gibi…

Peki ya marketteki tarihi geçmiş ürünler?

Burada durum daha da vahim.

Emekliler, dar gelirli vatandaşlar, ekonomik sıkıntı nedeniyle indirimli de olsa son kullanma tarihi geçmiş ürünleri almak zorunda bırakılıyor.

Bu sadece bir market meselesi değil, skandaldır!

Ve acilen denetimler arttırılmalıdır.

Çakırözer’in ortaya koyduğu tablo, siyasetin de ekonomik düzenin de ne halde olduğunu gösteriyor.

Ama olayın en trajik tarafı ne biliyor musunuz?

Hem emekli vatandaşlara dayatılan bu koşullar hem de etkisiz siyasetçiler…

Her ikisi de kamuoyu önünde “tarihi geçmiş” kategorisine giriyor.

Bir yanda raflarda bozulmuş ürünler, bir yanda yorgun, yıpranmış, sözleri kamuoyunda karşılık bulmayan siyasetçiler.

Ülkede özellikle de Eskişehir siyasetinde bazı kişilerin ve raflardaki bazı ürünlerin “son tüketim tarihi” çoktan geçmiş gibi görünüyor.