5 Haziran Dünya Çevre gününü unutmuşum. Eskişehir Çevre Derneğimiz Dünya Çevre Gününü kutlamaya Mihalgazi ilçemize gelince, bende günü hatırladım. Kutlama için Mihalgazi seçilmesi de tam isabet olmuş. Mihalgazi ve Sarıcakaya Türkiye’nin önemli bir bölümünün sebze ve meyve ihtiyacını karşılıyor. Bu rakamın yüzde 20 olduğu söyleniyor. Biz ne yapıyoruz. Kıymetli toprakların yanına, termik santral kurmaya çalışıyoruz. Ayrıca maden çıkarmaya çalışıyoruz.
Aslında toprağın değerini ve besinin önemini salgın döneminde anladık. Beslenme her şeymiş. Biz ne yaptık. Özal ile birlikte Çİkita Muz ihracına başladık. Ceplerimiz de yabancı para.. Bugünlere geldik. Şimdi markette yerli mercimek ve nohut arıyoruz. Toprak Mahsullerinin marketlerdeki mercimek paketlerinin üstünde üretim yeri olarak Güney Amerika yazmasına şaşıyoruz. Şimdilerde kendi kendimize yeten yedi ülkeden biri nasıl olacağımız tartışıyoruz? Mesele bu kadar basittir. Acı tecrübelerle bugüne geldik. Bir şeyi bozmak kolaydır. Zor olan yapmaktır. Özal’ın neler yaptığını anladık mı?
YAŞAMSAL ÖNEM
İnsanlık, dünya çapındaki salgın ile tanışması ile birlikte yaşamsal gereksinimlerinin temel kaynağı olan tarım ve gıdanın önemi bir kez daha hatırladı. Her alanda olduğu gibi bilim ve teknolojideki gelişmeler tarım alanında da önemli değişimleri ortaya koyuyor.
Tarımın doğal koşullara bağlı olması ve insan hayatındaki yaşamsal önemi, bu uygulamaların diğer sektörlerden farklı bir anlayışla ele alınmasını zorunlu kılmaktadır. 20. yüzyılın ikinci yarısından sonra tarım, ticari ve endüstriyel bir yapı alırken üretim açısından önemli artışlar sağlanmıştır. Bunun yanında, çevre ve insan sağlığı açısından bir takım sorunlar da ortaya çıkmıştır.
SÜRDÜRÜLEBİLİR OLMALIDIR
Tarımın sürdürülebilirliği dikkate alınarak, tarımsal kaynakların korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması konuları tartışılmaya başlamıştır. Diğer sektörlerde bilim ve teknolojinin getirdiği yeniliklerden geriye dönüş olmadığı gibi, geri dönüş fikri gündeme bile getirilmez. Ancak, tarımın doğal koşul ve kanunlara bağlı olması tarımı ayrıcalıklı kılmaktadır. Yani tarımda her aklınıza gelen yeniliği ve teknolojiyi sonuna kadar uygulayamazsınız. Uygularsanız bunun olumsuzlukları ile kısa dönemde olmasa bile uzun dönemde mutlaka karşılaşırsınız.
SİYASETÇİ UĞRAŞIYOR
Yeşil devrimle başlayan tarımda kimyasalların ve ıslah edilmiş tohumların kullanımının yarattığı üretim artışları başarılı olarak değerlendirilirken, bu uygulamaların toprak ve su kirlenmesi başta olmak üzere tarımı olumsuz etkilediği saptandı. Nitekim organik tarım, iyi tarım uygulamaları gibi kavram ve uygulamalar yaygınlaştı.
Siyaset yapanların en çok spekülasyon yaptığı konuların başında köy, tarım, çiftçi sorunları gelmektedir. Köylüyü sözde destekleyen, oyunu ve desteğini almak için söylenen sloganlar genelde havada kalır. Temelden tarım politikası uygulanmaz. Zaman zaman köylünün gazını almak için popülist bir iki destek haricinde sorunlara temel çözümler getirilmez. Çünkü halka harcanacak kaynaklara daha çok ihtiyacı olan yerler vardır.
HERKESİN SORUNU
Öncelikle şunu çok açık bilmemiz gerekir ki; tarım stratejik olarak ele alınması gereken, partilerin, grupların, şahısların hatta köylünün bile eline bırakılamayacak kadar önemli bir konudur. Başlı başına bilimle yönetilmesi, yönlendirilmesi gereken sektördür. En başta, tarım alanlarını korumalıyız. Sonra, tarım da çalışanları ve tarımdan geçinen kesimi desteklemeliyiz. Tarım ve Orman Dergisinde yayınlanan bir yazıda “Türkiye’de yaş ortalaması 32 iken, kırsal alanda yaşayanların yaş ortalaması 55’tir. Maalesef genç çiftçiler, şehirde yaşamak uğruna daha düşük bir gelir düzeyine bile razı olmaktadır” deniliyor. Bu durum da çok önemli noktadır. Hepimizin Dünya Çevre Günü kutlu olsun. Kısacası, yeniden dünyada kendi kendimize yeten bir ülke olmak için, gerçekçi tarım politikalarını planlı kalkınmanın, sanayileşme ve şehirleşme konuları ile birlikte ele almamak gerekiyor. Sanayi ve hizmetler sektörlerinden elde edilen gelir düzeyinin tarımdan elde edilen gelirden daha yüksek olması, ana neden olarak köyden kente göçe neden oldu. Bunu ancak, gerçekçi politikalar çözer.