Son zamanlarda zor günlerden geçiyoruz.
Ekonomik sıkıntılar, toplumsal belirsizlikler…
İnsanlar sabredemiyor, tahammül edemiyor.
Hatta bazen en basit şeylerden bile zevk alamıyoruz.
Gülmek istiyoruz!
Gülmeyi özledik desem abartmam.
En çok buna ihtiyaç duyuyoruz.
İçindeki en büyük boşluk nedir diye sorsalar sanırım yanıtım “İçten ve ağız dolusu kahkaha” olurdu.
Gerçi ben genelde gülerim.
Ama “ağız dolusu gülmek” de hiç fena olmazdı hani…
Bir tebessümün gücünü unutmamak gerek.
Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Başkanı Ufuk Uysal ve ekibi 2Eylül Gazetesi’ni ziyaret ettiğinde tam da bunu hatırlattı: “Gülmek, paylaştıkça büyür. Zor bir dönemden geçiyoruz. İnsanların yüzü daha az gülüyor. Biz yardım edemesek bile birbirimize sarılabilmeyi hatırlatmak istedik” dedi Ufuk Bey.
Ve çok güzel bir noktaya temas etti.
Son günlerde özellikle kente bakın.
Herkes birbirini kırıp döküyor.
Bir lise öğrencisi arkadaşları tarafından öldürülesiye dövüldü.
Bir gazeteci sokak ortasında darp edildi.
Şiddet olayları arttı.
İyi değiliz.
Sanırım gülümsersek iyileşeceğiz.
Bir bakış, bir tebessüm bu zor günlerin ortasında iyi gelecek.
Sahiden iyi gelecek…
Ufuk Uysal ve ekibi bunu bize gösterdi.
Sözleri önemliydi ama yüzlerindeki gülümseme öğreticiydi.
O yüzden bugün, kendinize ve karşınızdaki insana bir gülümseme armağan edin.
İçten, ağız dolusu bir gülümseme…
Belki dünyayı değiştirmeyecek ama sizin ve karşınızdakinin gününü kesinlikle değiştirecek.
Ufuk Bey gülümsemeniz bana da bulaştı…
Bir akım başlatmış olabilirsiniz!
Etrafınız da sizinle birlikte birer birer gülebilir.
Şu an ben kahkaha atıyorum mesela…
Etrafımdakiler “neye gülüyor?” diye bakıyor muhtemelen…
Neyse, varsın baksınlar!
Büyük bir özgürlük içindeyim ya!
Gerisi çok da mühim değil!