Pek çoğumuz sıcak çalışma ortamlarında ve yine her şeye rağmen sıcak yuvalarımızda vakit geçirirken son günlerde sürekli olarak soğuk havalarda evinde sobasını yakamayan, doğalgazının düğmesini oynayamayan ya da barınacak bir mekanı bile olmayan insanları düşünmek ahlaki ve vicdani bir görevimiz olmalı…

28 Bin 75 liralık asgari ücrete mahkum çalışanlar ve yine henüz eline geçmeyen 20 bin liraya yükseltilen emekli maaşları ile milyonlarca insanın yaşam savaşı verdiği son günlerde özellikle mekansız garip gurabayı gözetmesi gerekenlerin harekete geçmeleri gerektiğini düşünüyorum. Otogar veya Gar’da ya da hastane acillerinde ısınmak bir tutam ekmek bekleyen insanlarımızın varlığını herkes biliyor. Geçtiğimiz günlerde İzmir’de yaşanan atölye yangını sırasında ısınmak için girdiği hurda bir otomobil içinde can veren vatandaşın hikayesini pek çoğumuz biliyoruz.

Bazıları bu ayrıntıya şöyle itiraz edebilir, “Sana ne İzmir’den?” Hiçte öyle değil… Olanın olmayana borcu var. Memleketin her köşesi bizim. Cebinde Türkiye Cumhuriyeti Devleti kimliği taşıyan her vatandaş, hatta cebinde kimliği olmayan ve ülkemize sığınmış herkes için ahlaki ve vicdani bir sorumluluğumuz olduğu kesin. Hani ne diyor Hz. Ömer(R.A): “Fırat kenarında bir kurt kapsa kuzuyu, ilahi Ömer’den sorar onu?” işte öyle sorumluluğumuz ve özellikle de ülkeyi yönetenlerin böyle bir sorumluğu olduğu kesin…

O sebeple diyorum ki şu dondurucu soğuklarda sokakta kaldığı tespit edilen, otogarda, gar da, hastane koridorlarında sığınacak yer arayanları da, köprü altlarında yaşayanları da evinde yakacağı ve yiyeceği olmadığı için hayata küsenleri de elinden tutup kaldırmak hepimizin sorumluluğunda… Sosyal hukuk devletinin temel görevlerinden birisi insanlarını yaşatmak için gerekli önlemleri almaktır. Şu da yanlış anlaşılmasın, “devleti de şehri de yönetenler elinden geleni yapıyordur.”Ancak bizim de görevimiz bir hatırlatma yapmaktır. Bunun için gerek valilik ve kaymakamlıklar, gerekse belediyeler özellikle mahalle muhtarları ile acilen iletişime geçerek böyle gariban vatandaşlarımıza “Devletin şefkat elini” uzatmalıdır. Devletin misafirhaneleri, konuk evleri ve bazı oteller bu tür insanlarımıza tahsis edilebilir, onlara en azından soğuk kış günlerini atlatana kadar sıcak bir kap yemek verilebilir…

Bu konuda geçmişte bin türlü suistimallerin olduğunu da biliyoruz ama birilerinin yaptığı suistimalin faturasını herkese kesmek olmaz…

İşin doğrusu bugün her zamankinden daha zor şartlarda insanlarımız yaşam mücadelesi veriyor, fakirliğin, yoksulluğun kalıcı hale gelme endişesini yaşamaya başladığımız dönemde destek bekleyen insanlarımızın sayısının her geçen gün arttığı günlerde en azından bir garibanın soğuktan hayatını kaybettiği haberini almak ve vermek bizi gerçekten çok üzer. Onun için hem Valiliğe, hem de Büyükşehir Belediyesi başta olmak üzere şehrin kırsal belediyeleri dahil her kesimine zor günlerde garibanlara sahip çıkma çağrısı yapıyorum.

Bu arada vatandaşlarımıza da bir çağrıda bulunmak istiyorum. Çevrenizde gerçekten sahipsiz olduğunu düşündüğünüz kimseler varsa lütfen onların hem yardımına koşun hem de ilgili kurumlara bilgilendirme çağrısı yapmayı ihmal etmeyin.

Ayrıca sokaktaki canlarımız içinde bir kap su birkaç parça yiyecek koymayı da ihmal etmeyelim. Bu dünya sadece insanoğluna tahsis edilmiş bir mekan değildir. Güzellikler paylaştıkça artarken acılarda paylaştıkça azalır.