Koca bir takvim yılını daha devirmek üzereyiz. Herkes 2026 yıl iple çekerken ben asla 2025’ten 2026 ya geçmek istemiyorum. Neden mi? 2026’nın 2025’ten daha iyi olacağına inanmadığım için… Koca bir yılın muhasebesini yaparken neler yaşadık neler? Yahya Kemal’in sessiz Gemi başlıklı şiirindeki o ince mana yüklü satırları hatırlıyorum..

Ne diyor şair. “Artık demir almak günü gelmişse zamandan, Meçhule giden bir gemi kalkar o limandan!” 2025’i yaşadık en azından neler olduğunu biliyoruz. 2026’da neler yaşayacağız? İşte o sorunun cevabı yok. O sebeple, “Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan” mısrasının gereği meçhule yolculuk yapmak istemiyorum. Her defasında bizi yönetenlerin söylediği “ Mart, Şubattan, nisan Marttan iyi daha iyi olacak “ sözlerine rağmen hiç daha iyisini görmedik, göremedik. Ve her defasında söylem değiştiren yönetenler “En kötüsü geride kaldı” diyerek bizi biraz daha mı oyaladılar ne?

2025 yılında asgari ücret belirlenirken açıklanan açlık sınırının 2 Bin TL daha üzerindeki bir rakama bile rıza göstermezken, 2025’den 2026’ya geçerken belirlenen asgari ücret bu defa açlık sınırının tamı tamına 2 Bin 500 TL altında bir rakam olarak ilan edildi. Bu şartlarda siz özellikle işi ekonomi boyutu ile ele alanlar bakımından bile ibre aşağılarda geziyorken 2025’den 2026 ya geçer misiniz? 2025 yılında adalet terazisi bir türlü dengeye gelememişken birde bakıyorsunuz “adalet reformu” adı altında yapılan infaz düzenlemesiyle 50 binden fazla hükümlü ve tutuklunun yeniden aramıza salıverildiğine tanıklık ediyorsunuz. Sizce 2026 yılında 50 bin salıverilmiş tutuklu ve hükümlü ile birlikte yaşamak nasıl olacak dersiniz?

16 Bin 881 lira ile alçak sürünme vaziyetindeki emekli için şimdiden yazılan senaryolar ortada. 4 milyon 500 bin civarındaki bir emekli dul ve yetiminin bu ücretlere 2026 yılında nasıl geçinebileceklerini daha söylemiyorum bile… Senaryolar ortada yüzde 12-13 civarındaki bir maaş artışı ile 16 milyondan fazla emeklinin nasıl bir geçim savaşı vereceğini tahmin bile edemediğim 2026 yılına niye gitmek isteyeyim?

Bir önceki yıla göre “aile yılı” ilan edilen 2025 de bile sözüm ona kendilerini sevdikleri sandıkları erkeklerin kurbanı olan yüzlerle ifade edilen kadının katledilmesine gördükten sonra 2026’ya niye itiraz etmeyeyim?

Üreticinin emeğinin karşılığını tarlada bıraktığı, çalışanın alın terinin karşılığının verilmediği bir 2026 yılı görmektense 2025 yılında kalmayı tercih ederim. Elimde olsa kesinlikle 31 Aralık 2025’den 1 Ocak 2026’ya yemin olsun ki bir adım daha atmam.

Ancak yine de içinizi kanatmak ve karartmak istemem biz umut edelim, hayallerimizi gerçeğe dönüştürelim, bunun için birbirimizi daha sıkı saralım, ailemize daha fazla sahip çıkalım, komşuluk ilişkilerimizi geliştirebileceğimiz bir yıl için gerçek bir muhasebe yapalım. Böyle bir muhasebe fırsatı yılda bir kez geliyor önümüze bu fırsatı iyi değerlendirelim derim ve umut edelim ki gerçekten 2026 2025 den daha güzel geçsin. Her ne kadar milyonlar için “meçhule giden bir gemi” ile bir yolculuğa çıkacak olsak da, kansız, gözyaşının olmadığı, çocukların mutlu, insanların yüzlerinin güldüğü savaşların ve acıların yaşanmadığı dünyadaki tüm çocuklar gibi Gazze’deki masum çocukların ve kadınlarında yaşam haklarının ellerinden alınmadığı bir yıl diliyorum herkese… Ve son söz; “İşimiz nazardan, kapımız nankörden uzak olsun!”