6 Şubat…
Acıların üst üste yığıldığı, kelimelerin yetmediği bir gün.
Kahramanmaraş merkezli bir deprem yaşandı.
Birçok il etkilendi.
Binlerce hayat bir gecede karardı.
O gün ağlamak bile unutuldu.
Çünkü acı dondu.
Zaman durdu.
Hayat sustu.
Üzerinden yıllar geçse de 6 Şubat geldiğinde içimizde bir şey duraksar.
Takvim ilerler ama kalbimiz o güne takılı kalır.
Başkasının ağladığı bir günde gülmeyi yakıştıramayız.
Başkalarının feryadı yükselirken kahkaha atmayı içimize sindiremeyiz.
Çünkü biliriz…
Acının olduğu yerde eğlence olmaz.
Yıkımın üstüne müzik kurulmaz.
Enkazın gölgesinde ışıklar yakılmaz.
O gün hayat donar.
Belki kuşlar bile daha sessiz öter.
Bilemiyoruz.
Ama bildiğimiz bir şey var…
Bu suskunluk saygıdandır.
Bu duruş terbiyedendir.
Yüreklerin yandığı bir günde daha dikkatli oluruz.
Daha yavaş konuşuruz.
Daha az güleriz.
Çünkü bazı günler vardır ki eğlenmek değil, hatırlamak gerekir.
6 Şubat tam da böyle bir gündür.
O gün eğlence olmaz.
Olmamalıdır.
Çünkü bazı acılar hatırlanmak ister.
Üzeri örtülmek değil.
Bazı günler vardır.
Ne şarkı yakışır, ne kahkaha.
Toprağın altı hâlâ feryatla doluyken üstünde eğlence olmaz.
Bu bir tercih değil, bir vicdan meselesidir.
Bu bir yas değil sadece insan olma sınavıdır.