Yılda 3-4 tane gazeteciler günü var. En çok bilineni ise 10 Ocak’tır. 10 Ocak da ne olmuştu. 1961 yılının 10 Ocak tarihinde, gazetecilere geniş hak ve imkânlar tanıyan yasa çıkmıştı. Bu tarihten 10 yıl sonra ise yasa yerinde yoktu. Ama kutlamalar o günden bugüne devam ediyor. Eskişehir’de bu yıl kutlamalar patladı. Kamu kuruluşlarının yanı sıra, özel kuruluşlar ve sivil toplum kuruluşları da gazeteciler katılımı ile çeşitli etkinlikler düzenledi.

Gazetecilerin çoğunun unuttuğu 10 Ocak’ın yeniden gündeme getirilmesi ve bayram havasında kutlanması iyi mi? Kötü mü? Tartışmasını da başlattı. Benim fikrimi soran olursa, kutlamalar mesleğin önemini ve sorunlarının da ortaya çıkmasına neden oldu. Sorunlar konuşa konuşa, ortak eylemler geliştirilerek çözülecek. Bir yenilenme olacak.

EMEK YOĞUN MESLEK

Türkiye’de emek yoğunun olduğu mesleklerin başında gazetecilik gelmektedir. Anayasa’nın “Basın hürdür, sansür edilemez” hükmünü gerçek anlamda hayata geçmelidir. Gelişen çağa ayak uyduramayan Anadolu basını kapanmış veya kapanma ile yüz yüzedir. Gazeteler ve televizyonlar birer birer küçülme yoluna gitmiştir.10 Ocak da bu konular tartışılmalıdır.

10 OCAK RUHU

10 Ocak ruhu yeniden ortaya konulmalıdır. Bu da düzenlenen etkinliklerin ana konusu olmalıdır. Yıpranma hakkımız yeniden düzenlenmelidir. Basın İş Kanunu’nun genel iş kanunu ile birleştirilmesi hazırlığından vazgeçilmelidir. Bugün için zor şartlarımıza rağmen halen ayaktayız. Halkın haber alma hakkına sonuna kadar sahip çıkıyoruz. Gazetecilik siyaset tarafından kıskaca alınmamalıdır. Dijital telif kanunu hayata geçirilmelidir.

12 BİN İŞSİZ

Bugün, Türkiye’de 12 bini aşkın gazetecinin işsiz olduğu söyleniyor. İletişim fakültesi mezunlarının ancak yüzde 20’si sektörde iş bulabilmektedir. Gazetecileri koruyacak dijital telif yasasının düzenlenmesi önemlidir. Çalışan Gazeteciler Günü, demokrasi ve hukuk devleti ilkeleri etrafında ortak bir iradenin ortaya konduğu bir gün olmalıdır.

65 YIL SONRADA OLSA

Kutlamalar açıklamalar 212 sayılı basın yasasının kabulünden 65 yıl sonra en azından bize mesleğin ölmeyeceğini gösteriyor. Meslek nasıl ölsün, herkes haberi ve dünyadaki, Türkiye’deki ve yaşadığı kentteki gelişmeleri merak ediyor. Gazeteciler aleyhlerine açılmış binlerce davalar ile uğraşmasınlar. Mahkemelerde uğraşmasınlar. Para ve hapis cezasına çaptırılmasın. Gazeteciler saldırıya uğramasın. Sosyal medya hesapları üzerinden tehdit edilmesinler.

Gazeteciler ülke çapında el ele vererek, 65 yıl önce kazandıkları haklarına yeniden ulaşacaklardır. Buna inancımız tamdır. Bu yıl Eskişehir’de bizler için düzenlenen etkilerin bir bölümüne katılamasak, bile gönlümüz oradaydı. Gazetecilik mesleği, yaşamaya devam edecek. Halk gelişmeleri ve yorumları gazetelerden takip edecek. Mesleğin yaşaması, demokrasiye ve insan haklarının gelişimini de olumlu katkı yapacak.