AK Parti Eskişehir Milletvekili Nebi Hatipoğlu, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler günü dolayısıyla gazetecilerle bir araya geldi.
Hatipoğlu gazetecilerle ne zaman bir araya gelse bombayı patlatıp gidiyor.
Eee bir gazeteciye verilecek en güzel hediye nedir?
İyi bir haber vermek…
Verdi de…
Çok konuşulacak açıklamalar yaptı.
Hatta sosyal medyamdan uyardım:
“Vaziyet alın, ortalık karışacak” dedim.
Karıştı…
Peki, ne dedi?
Hatipoğlu, Odunpazarı ilçenin ikiye bölünmesiyle birlikte vatandaşların daha iyi hizmet alabileceğini ifade etti.
Hatipoğlu, “Bu konuyla ilgili daha önce de çeşitli çalışmalar yapılmıştı. Amacımız, ilçeyi ikiye bölmek. İlçenin belirli bölümlerini ayırarak yeni bir ilçe belediyesi ve yeni bir ilçe oluşturmayı, böylece hizmetlerin vatandaşlarımıza daha etkin ve adil bir şekilde ulaştırılmasını hedefliyoruz” diye konuştu.
Eskişehir’in merkez ilçelerinin, şehir merkezine odaklanan bir belediyecilik anlayışı olduğunu iddia eden Hatipoğlu, kenar mahallelerin ihmal edildiğini de aktardı.
Nebi Hatipoğlu’nun Odunpazarı üzerinden yaptığı açıklamalar, Eskişehir’e hizmet üretme kaygısından çok, siyasi mühendislik arayışını ele veriyor.
“Nüfus çok büyük, belediye zorlanıyor” diyerek ilçenin bölünmesini gündeme taşımak, kulağa masum bir teknik tespit gibi gelse de gerçekler farklı olabilir.
Bu açıklamalar gerçekte halk iradesini yok sayan bir yaklaşımı temsil ediyor.
426 bin nüfus…
Evet, büyük bir rakam.
Ancak Hatipoğlu’nun görmezden geldiği temel gerçek şu…
Bu nüfusu yöneten Odunpazarı Belediyesi, sandıkta açık bir iradeyle seçilmiştir.
Hizmet vermekte zorlanıyorsa bunun sorumlusu kimdir?
Yerel yönetimleri yıllardır kıskaca alan, bütçelerini kesen, projelerini onaylamayan, yetkilerini törpüleyen merkezi iktidar değil midir?
İktidarın yarattığı sorunları gerekçe gösterip “beceremiyorlar” demek tutarsız olmaz mı?
Hatipoğlu’nun açıklamaları bir hizmet önerisi değil, seçimde alamadığını masada alma girişimi olmuyor mu?
AK Parti’nin Eskişehir’de, özellikle Odunpazarı’nda sandıkta karşılık bulamayan siyasetinin faturasını ilçeyi bölerek kesmeye çalışmak kabul edilemez.
Bu halkın verdiği kararı beğenmeyip oyun alanını değiştirmeye kalkmaktır.
“Belediye hizmette zorlanıyor” demek kolay.
Peki, çözüm neden daha fazla kaynak sağlamak değil?
Neden daha güçlü bir merkezi destek değil?
Neden yerel yönetimlerle iş birliği değil de bölme, parçalama ve zayıflatma?
Çünkü mesele hizmet olsaydı, çözüm de demokratik olurdu.
Ama burada mesele hizmet değil, kontrol.
Hatipoğlu’nun yaklaşımı, yerel demokrasiyi hiçe sayan klasik bir vesayet refleksidir.
Halkın seçtiği yöneticilere güvenmeyen, onları başarısız ilan edip yerine masa başında planlar yapan bir anlayışın 2026 Türkiye’sinde hâlâ savunulabiliyor olması düşündürücüdür.
Odunpazarı’nın sorunu nüfus değil, Odunpazarı’nın sorunu, halkın iradesini kabullenemeyen bir siyaset tarzıdır.
Eskişehir’i yönetenler zorlanıyorsa, buna rağmen sosyal belediyecilik üretmeye devam ediyorlarsa, sorun onların değil, onlara engel olan anlayışındır.
Nebi Hatipoğlu şunu iyi bilmeli…
Eskişehir ne bir deney alanıdır ne de siyasi hesaplarla budanacak bir şehir.
Odunpazarı halkı da kendi kaderini Ankara’dan yapılan açıklamalarla değil, sandıkta belirlemeye devam edecektir.
Hizmet iddiasıyla yola çıkıp demokrasiyi yaralarsanız, kimse buna “iyi niyet” demez.
Buna ancak siyasi dayatma denir.