Seçimlerin üzerinden beş gün geçti. Özellikle muhalefet ittifakının ana omurgaları “nerede hata yaptık?” tartışmaları yaşarken, iktidar kanadı attığı doğru adımların keyfini çıkarıyor…

Aslında muhalefetin en büyük eksikliği kendi içerisinde seçmeninin yaşadığı motivasyonsuzluk olarak isimlendirilebilir. 6 partiden oluşan ittifakın seçim pusulasında sadece iki parti ile temsil edilmesi seçmen konsolidasyonunun oluşması bakımından ciddi bir sorun yaşanmasına neden oldu. Saha çalışmalarında İttifakın ana omurgasını oluşturan CHP ve İYİ Parti tam kadro yer alırken ittifak içerisinde yer alan DEVA, Gelecek, Demokrat Parti ve Saadet Partisinin temsilcilerinin bu çalışmaların içerisine tam olarak çekilememiş olması en önemli sorun olarak dikkat çekti. Listelerde ve sahada parti logosu göremeyen bu partilerin seçmenlerinin yeterince muhalefete destek verdiklerinden emin olmak bir hayli zor. Böyle olunca muhalefet ittifakının sandıkta yeterince sinerji oluşturmadığı anlaşılıyor. Ara sıra yazıyorum, işin uzmanları da bilirler ki siyasetin matematiği farklı işler…

***

Siyasetin matematiği farklı

Meşhur fıkra var ya !.. Espri yapıyorum sakın Kayserili vatandaşlarımız alınmasın. “Kayseriliye sormuşlar; 2 kere 2 kaç eder?” Kayserili gayet ciddi cevap vermiş, “alırken mi, satarken mi?” Siyaset matematiğini bundan daha iyi özetleyebilecek örnek bulamıyorum. Ancak birileri ısrarla kendi doğruları üzerinden toplama çıkarma yaparak sonuç alacağını hayal ediyor ya, tıkanıklık tam da burada… Muhalefet liderleri ortak fotoğraflarını sadece birkaç ilde verdikleri için seçmenleriyle tam anlamıyla bir buluşmadan söz etmek de mümkün değil. Şimdi bazı partilerin yöneticileri bu yazdıklarımı kendilerine eleştiri olarak alabilirler ama sahanın verdiği fotoğrafı özetlemeye çalışıyorum. Burada muhalefet ittifakının ana omurgasını oluşturan partilerinde sorumluğu olduğu açık. Bu saatten sonra ittifakı oluşturan diğer partilerin saha çalışmalarına tanık olur muyuz orasını bilemiyorum. Gelelim iktidar kanadına. Kabul etmek gerekir ki ilk turda toplumsal resimdeki tüm arızalara rağmen meclis çoğunluğunun yeniden sağlanması, çok küçük bir yüzdelik oranla Cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci tura taşınması büyük başarıdır. Cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci turunda şimdilik avantaj iktidar kanadından yana görünüyor. Bu durum da psikolojik üstünlüğün ele geçirilmesi anlamına geliyor. Büyük resim iktidar kanadında rehavet oluşturur mu? Örneğin MHP, BBP, YRP ve diğer partilerin seçmenleri “nasılsa biz alacağımızı aldık” derler mi? İktidar ittifakında da bir motivasyon sorunu yaşanır mı? Bütün bu gelişmeleri önümüzdeki süreçte yorumlama imkanına sahip olacağız.

***

Oğan’ın tercihine bel bağlamak yanlış

Dün anlatmaya çalıştığım bir şey vardı. Sinan Oğan’ın aldığı yüzde 5.2’lik oy oranının üzerinden kimse hesap yapmasın. Görüldü ki Oğan’a verilen oyların bir kısmı milliyetçi oylar olabilir, ancak Oğan’ın aldığı oylar herhangi bir partinin tabanından aldığı oylar kesinlikle değil. Çünkü Oğan bir parti lideri değil. Ve oyların bir bölümü de son dakikada Muharrem İnce’nin çekilmesiyle kendilerini boşlukta hisseden kesimden gelen oylar. Oyların tamamına yakını iktidar kanadını da, muhalefet kanadını da tercih etmeyenlerin desteğinden ibaret. Bu gerçeği görenlerin atacağı adımlar sonuç alıcı olabilir. Burada Oğan’ın tercihine bel bağlamanın yanlış olduğuna dikkat çekmeye çalışıyorum.