Eskişehir Ticaret Odası Başkanı Metin Güler sanayici ve tüccarın büyük sıkıntı yaşadığını belirterek ticari kredilerdeki faiz oranlarının politika faiziyle uyumlu olması, kamu bankaları ve özel bankaların ticari kredi faiz oranlarını düşürerek, işletmelere destek vermesi gerektiğini dile getirmiş.
Sayın Güler tüccar ve sanayicinin yaşadığı finansman sorununun aşılması için yapılması gerekenleri de belirterek bankaların sorumluluk alması gerektiğinin altını çizerek son dönemde vergi ve diğer yükümlülüklerden kaynaklanan borçlar sebebiyle tüccar ve sanayicinin yüksek maliyetle bile olsa krediye ulaşamadığını belirten ETO Başkanı Güler, vergi affı noktasında da adım atılmasının şart olduğuna işaret etmiş.
Doğrusunu isterseniz büyük ticari ve sanayi kuruluşlarının finansman sorunu ile ilgili yaşanan sıkıntıların farkında olması gerekenler de biliyorlar. Ama ne hikmetse herkesin kendi siyasi ve ticari geleceğini hesaplayarak hareket ettiğini biliyoruz. O sebeple “görmedim, duymadım, bilmiyorum” mantığı ile hareket ediyorlar.
Aslında Eskişehir ekonomisinde sıkıntı sadece büyük tüccar ve sanayici ile sınırlı değil. Geçtiğimiz günlerde küçük esnafın doğalgaz maliyetlerini karşılamakta zorlanması sebebiyle işyerini açmadığını belirten bir duyuru ile durumun vahametini ortaya koyduğunu görüyoruz.
Yani sıkıntı aslında yukarıdan aşağı tabana kadar yayılmış durumda. O yazıyı asarak işyerini kapalı tutan esnaf aslında diyor ki; “Cirom yetersiz, bırakın evime ekmek götürmeyi işyerinin yakıt parasını bile karşılayamıyorum!” Yani “anlayana sivri sinek saz, anlamayana davul zurna az!”
Geçtiğimiz günlerde çorbacıda çalışan aşçılık yapan bir kardeşimizle sohbet ederken söyledikleri karşısında çok da şaşırdığımı söylersem yanlış olur. Diyor ki kardeşimiz; “Öyle günler oluyor ki işyeri sahibi günlük yevmiyelerimizi öderken zorlanıyor. Eskiden yemek vakitlerinde insanlar boş masa bulamadıklarında sırada bekliyorlardı. Şimdilerde masaların tamamı bile dolmuyor. İnsanların çoğunun bir tas çorba içerken hesap yaptıklarına tanıklık ediyoruz!”
Çorbacı da durum buysa gerisini siz hesap edin. Yüzlerce insan çalıştıran, bu insanların vergilerini, sigortalarını yatırmak zorunda olan işverenlerin işleri daha da zor. Çünkü üretim yapmak da ürün satmak da öylesine zor ki.
Bir ara gözüme takıldı. Özellikle tekstilde on binlerce insanın işini kaybettiğini de belirten bir haber okumuştum. İşletmelerin maliyet yüksekliği ve ekonomik dar boğaz sebebiyle işletmelerini başka ülkelere taşıdığından söz ediliyordu. Ben tam bu noktada bir başka soruyu yetkililere bu şehrin siyasi ve ticari aktörlerine yöneltmek istiyorum. Eskişehir özellikle tekstil sektöründe Türkiye’nin hatırı sayılır illeri arasında yer alıyordu. Merakımı mazur görün Eskişehir’de kaç tekstil firması kepenk kapattı? Kaç tekstil çalışanı işini kaybetti? Bu sorunun cevabını verebilecek kim var?
“Ekonomi şu kadar büyüdü, bu kadar gayri safi milli hasıla arttı” gibi edebiyatlar bir tarafa “Eskişehir sanayisinde, büyük ticari kuruluşlarında kaç kişi işini kaybetti?” sorusunun cevabını aramalıyız. Yeni yılda kurulan şirket sayıları, kapanan firma sayılarından fazla olsa da yeni kuruluşların istihdama katkısı nedir? Asıl sorgulanması gereken de budur? Anlayacağınız durum o kadar parlak değil... “2026’da işler daha iyi olacak?” söylemleri benim açımdan mantıklı değil. Makro dengeler büyürken mikro dengelerin bozulması demek birileri zenginleşip mutlu azınlığa katılırken, gariban yoksullaşıyor, yoksulların sayısı da her geçen gün artıyor demektir. Bilmem anlatabildim mi?