Baş döndüren bir siyasi trafik gerçekten çok tuhaf gelen gelişmelere yetişmekte insan olarak zorluk çekiyorum. Ülkenin içinde bulunduğu ekonomik tablodan memnun olan bir Allah’ın kulu(istisnaları hariç) yok iken siyaset sorunların hızına değil, sorunlar siyasetin hızına yetişemez hale gelmiş..
Çiftçi, esnaf, üretici, sanayici, çalışabilen, çalışamayan, emeklisi, asgari ücretlisi, öğrencisi, öğretmeni hemen herkes sesini duyuracak bir yer ararken, bu sesleri duyması gereken siyaset kurumunun gündemi başka bir aleme evirilmiş durumda…
Zaman zaman bu sütunlardan aktarmaya çalışıyorum. Emeklinin, dar ve sabit gelirlinin, asgari ücretlinin, esnafın, çalışanların sorunları günün akışına bırakılmış, çözülürse birilerinden, çözülmezse Allah’tan hesabı yokuş aşağı freni tutmayan kamyon gibi savruluyoruz.
İşin kötüsü ne biliyor musunuz? İnsanların kaybolup giden, yiten umutları.. Yarınlara dair 5 yaşındaki bir çocuğunun umudu bile tükenmişse varın gerisini siz hesap edin. Geçtiğimiz gün otobüste gelirken küçücük sadece 5 yaşındaki bir kız çocuğunun, “Büyüyünce ne olmak istiyorsun?” sorusuna verdiği cevap emin olun beni öylesine şaşırttı ki! Bir an gözlerim doldu, içim bir hoş oldu, tuhaf duyguların içinde bir yolculuğa çıktım. Gözlerim daldı, uzaklarda bir çözüm aradım kendimce..
Uzun uzun buradan yazmayayım ama çocuklarımızın bile umudunu kaybetmeye başladığı bir anaforun içinde ”Nereye savruluyoruz?” sorusunun cevabını bilmiyorum…
Şöyle düşünün yüzde 16.67’lik bir maaş artışı ile yaşam mücadelesi veren emekli, yine yüzde 15.60’lık maaş artışıyla yetinmek zorunda kalan memur ve memur emeklileri gelecek 6 ayı nasıl geçireceklerini düşünüyorlar. Sebze ve meyve üreticisi maliyetini bile karşılayamadığını ürünün hasadını ve yarınlara dair yapacağı planlamayı düşünüyor. Tarlasını eken çiftçi “acaba ekmese miydim” sorusunun cevabını arıyor. Hayvancılıkla uğraşan vatandaş tercihi nasıl yapması gerektiğine hala karar verebilmiş değil. Bir an önce emekli olarak ömrünün son baharında iyi bir hayat sürmek isteyen vatandaş aldığı ücret karşısında “Niye emekli oldum?” pişmanlığını yaşıyorsa gelecek adına insanlar umutlarını yitirmeye başlamış demektir…
Bütün bunlar siyasetin ve siyasetçinin gündeminde mi? Hiç ama hiç sanmıyorum.. Bu yaşanan ve yaşanmışlıkların siyaset ve siyasetçide bir karşılığı olsa emin olun bu kadar karamsarlık yaşanmaz. Ama siyaset ve siyasetçinin bunlar umurunda mı? Yaşadıklarımıza bakılırsa öyle bir ihtimal yok… Bana inanmıyorsanız partilerin genel başkanlarının TBMM’de yaptıkları grup konuşmalarına bir bakın ve gerekli analizleri yapın.
Siyasetteki tansiyonun bu kadar yüksek olmasının esnafın, çiftçinin, emeklinin, memurun, sanayicinin ve toplumun her kesiminin hiçbir sorununa çözüm üretmediğini artık çok net bir biçimde görüyoruz. Toplumu düşmanlaştırma, kutuplaştırma alışkanlığının bir gün siyasetçilerin elinde pimi çekilmiş bombaya dönüşeceğini hatırlatalım.
Sonuç olarak bugün geldiğimiz noktada gerçekten toplumsal sorunlarımız kartopu gibi büyümeye devam ederken çocuklarımızı bile umutsuzluk girdabına sürükleyenlerin gelecek adına çok büyük sorumluluklarının olduğunu hatırlatmak da bize düşüyor galiba…