Ayşe Ünlüce geçtiğimiz gün gazetemizi ziyaret etti. Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı olarak gerçekleştirdiği bu ziyarette, gazetemizin 38’incikuruluş yıldönümü dolayısıyla gazetemizin ve internet sitemizin imtiyaz sahibi Hakan Kaymak ile tüm çalışanları tebrik etti. Ünlüce, “2Eylül Gazetesi ilkeli ve bağımsız gazetecilik anlayışıyla yerel medyamızda önemli bir yere sahip. Sizleri kutluyor, 2Eylül’e nice başarılı yayın yılları diliyorum” sözleriyle iyi dileklerini paylaştı.
Elbette Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı gazetemize gelince sohbetin koyulaşmaması mümkün mü? Belediyenin yürüttüğü çalışmalardan vatandaşın beklentilerine kadar pek çok konu üzerine samimi bir sohbet gerçekleştirdik.
Başkan Ünlüce, Türkiye’de bir demokrasi krizi yaşandığına dikkat çekerken, aslında benzer tartışmaların sadece Türkiye’ye özgü olmadığını, dünyanın birçok ülkesinde de yaşandığını ifade etti. Bu noktada yerel seçimler ile genel seçimler arasındaki temel farkın altını özellikle çizdi: Yerel seçimlerde vatandaş çoğu zaman partilere değil, adaylara bakarak tercih yapıyor. Tam da bu sohbet sırasında Ünlüce’nin kullandığı bir ifade bizi adeta başka bir düşünce dünyasına götürdü. “Şehre bir şefkat eli değmeli diye düşündüm” dedi.
Doğrusu “şefkat eli” iki kelime ama siyasetten bağımsız olarak da çok şey anlatıyor. Hele ki şiddetin, çatışmaların, kadın cinayetlerinin gündemden düşmediği; yoksulluğun arttığı, dar gelirli kesimlerin her geçen gün daha fazla sıkıntı yaşadığı bir dönemde bu sözlerin anlamı daha da derinleşiyor. Belki de bu yüzden bir kadının şehrin en önemli yönetim koltuğuna oturması, toplumun önemli bir kesiminde farklı bir duygunun filizlenmesine neden oldu. İnsanlar bazen bir yöneticiye sadece hizmet üretmesi için değil, aynı zamanda kendilerini anlayan bir yaklaşım göstermesi için de ihtiyaç duyar. Başkan Ünlüce’nin bu gerçekliğin farkına varmış olması da son derece değerli…
Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’nin bir kadın tarafından yönetilmesi tabanda gerçekten önemli bir kabul gördü. Bunu Başkan Ünlüce’ye de ifade ettik. “Sanki yıllardır belediye başkanlığı yapıyormuşsunuz gibi hiç yadırganmadınız” dedik. Ünlüce ise bunun nedenini oldukça sade bir şekilde açıkladı: “Sekiz yıl boyunca genel sekreter olarak görev yapmanın büyük avantajını yaşadım. Göreve gelir gelmez bu tecrübenin ne kadar önemli olduğunu bizzat gördüm.”
Gerçekten de belediyenin mutfağında yıllarca bulunmuş olmak, kurumun işleyişini yakından bilmek ve şehrin sorunlarını içeriden görmek yeni dönemin başlangıcını kolaylaştırmış görünüyor. Ama işin belki de en önemli tarafı şu: Bugünün dünyasında şehirler sadece asfaltla, betonla ya da projelerle yönetilmiyor. Şehirler aynı zamanda insanların kendilerini değerli hissettikleri bir anlayışla yönetiliyor. Sadece bir şehrin değil şu kadar acının yaşandığı günlerde insanlığın ve bölgemizin de bir şefkat eline muhtaç olduğunu görüyoruz. Binlerce masumun bombalar altında can verdiği, şehirlerin yakılıp yıkıldığı, ocakların söndürüldüğü bir dönemde “şefkat eli” gerçekten hepimizin muhtaç olduğu en önemli ihtiyaç olarak karşımıza çıkıyor. Belki de tam bu yüzden Başkan Ünlüce’nin o iki kelimelik cümlesi akılda kalıyor: Çünkü bazen bir şehrin gerçekten ihtiyacı olan şey büyük projelerden önce, o şehre değecek bir “şefkat eli” dir.