Eskiler ne derdi? Adab-ı muaşeret veya görgü kuralları… En azından insanlar esnerken bile ağzını kapatırdı eskiden hem de çok eskiden… Büyüklere saygı gösterilir, karşılarında saygılı bir tavır sergilenirdi. Herkes kapısının önünü süpürür, evlerde bahar temizliği, kış hazırlığı yapılır, sokaklardaki çöpler el birliği ile toplanır imha edilirdi. Hele yere tükürene, çöp atana iyi gözle bakılmaz yine bazılarının son yıllarda literatürümüze dahil ettiği “Mahalle baskısı” sebebiyle insanlar her daim, yolda yürürken, bir yerde otururken şöyle bir çevre kontrolü yapmak zorunda hissederlerdi eskiden.. Ama zamanla her şeyde olduğu gibi yine toplumun yazılı olmayan kuralları arasında yer alan bu tür davranışlarımızda erozyona uğradı, aşındırıldı..
Büyükşehir Belediyesi eski Başkanı Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen bir dönemde Porsuk kenarına “Çekirdek çitleyen eşek heykeli “ dikmişti. Bu heykel aslında içerdiği mesaj itibariyle çok önemli olmasına rağmen pek çok çevre tarafından yadırgandı, eleştirilerin konusu oldu. Hatta öyle ki şehir magandaları bu eşek heykelinden duydukları rahatsızlığı eşeğin kulaklarını kesmeye(kırmaya) kadar götürdüler. Sonra ne mi oldu? Sonra eşek de onun verdiği mesajda unutulup gitti. Hatta merak ediyorum heykel yerinde duruyor mu? Heykel belki yerinde duruyordur da heykelin mesajından anlamayanların tavırları ve çevreye karşı duyarsızlıkları artarak devam ediyor. Eğer böyle olmasaydı Porsuk bu kadar hoyratça kirletilmeye devam eder miydi? Porsuk’un yüzeyinde pet şişeler ve envai çeşit doğada kaybolması imkansız atıklar kol gezer miydi?
Zaman zaman Avrupa görmüş, gurbetçi vatandaşların anlattıklarından yola çıkarak Avrupa’daki şehir merkezlerinden geçen nehirlerin temizliği çevre düzenine bazılarının “ağzının suyunu akıtarak” baktıklarına ve sözleri dinlemelerine tanıklık etmişsinizdir. Aslında her şeyin başı insandır. Çıkın sokağa doğal kirleticilerin ötesindeki her türlü atağı temizlik çalışanları sabah toplar akşam manzara sabahkinden daha kötü olmaz mı? Son dönemde yerel yönetimlerin birlikte başlattıkları “Tertemiz Eskişehir” projesinden geriye ne kaldı dersiniz? Gidin bakın otobüs duraklarına durağın yanındaki çöp kutusuna sigara izmaritini atmak yerine durağın tam da önüne sallayanları görürsünüz, elindeki boş pet şişeyi çöp kutusuna bırakmak yerine ayağının altına alıp patlatmayı veya ezmeyi tercih edenlere de tanıklık etme ihtimaliniz hiçte az değildir.
Çok uzun bir hikaye anlattım değil mi? Bütün bunları niye yazdım biliyor musunuz? Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı 2026 yılında uygulanacak yeni çevre cezalarını arttırmış. Geçtiğimiz yıl eyere çöp atmanın veya tükürmenin cezası 2 Bin 853 lira iken bu yıl uygulanacak ceza 8 Bin 700 TL olarak uygulanacakmış. Uygulanabilir mi, uygulanamaz mı tartışmaları bir tarafa eğer magandalığa soyundu iseniz veya dalgınlıkla elinizdeki çöpü yere atarsanız veya ağız dolusu balgamı bir yere boca ederseniz tam da bu sırada yakayı ele verirseniz yandınız demektir. Sadece bir çöpün veya tükürüğün bedeli asgari ücretin üçte biri kadar bir ceza olarak karşınıza çıkabilir. Öyle bir durumda tükürüp, tüküreceğinize bin pişman olabilirsiniz. Yine geçmişe gidelim. Nasıl söyleniyordu? “Nush ile uslanmayanı etmeli tekdir; tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir.”
Eğer köteklenmek istemiyorsanız yani bir kez bile o cezalara muhatap olmak istemiyorsanız siz siz olun yere çöp atarken ya da tükürürken bence bir kere daha düşünün. Düşünmezseniz siz bilirsiniz, demek ki bayağı zenginsiniz demektir… Mahalle baskısı öyle olmaz böyle olur değil mi?