Mihalıççık Belediye Başkanı Haydar Çorum’un DSP üzerinden Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç , için söylediği sözleri aklıma Uğur Mumcu’nun “ Bilgi sahibi olmadan, fikir sahibi olunmaz" sözü geldi. Uğur Mumcu’nun bu sözü bir anlamda aydın sorumluluğunun temelini oluşturur. Eskişehir eniştelerini sever ama o da bir yere kadar olur. DSP’nin kurucu genel başkanı Bülent Ecevit, 12 Eylül den sonra, askeri yönetime CHP genel başkanlığından istifasını verdi. Şartlar onu gerektiriyordu.

BİR BÖLEN

O günlerde tartışılan konu Ecevit’in zaten bazı CHP’liler ile yolunu ayıracağı, 12 Eylül darbesinin yapılması süreci uzattığı yönündeydi. 12 Eylül darbesinden sonra normal yaşama geçilirken, CHP’nin yerine birkaç parti kuruldu. Sonra CHP’nin açılması gündeme geldiğinde, bazıları CHP’nin vakıf olarak kalması gerektiğini bile söylediler. Ecevit CHP’nin başına geç tekliflerini geri çevirdi. Ecevit’in tutumu o dönemde, ‘Bir bölen’ olarak değerlendirildi. DSP’nin kuruluşunda Eskişehir’de, Ahmet Ataç değil, Kazım Kurt vardı. Kurt, DSP kuruluşunda Rahşan Hanım ile gerginlik yaşaması nedeniyle, kurucu olamadı. Rahşan Ecevit’e ekibi ile geleceğini söylemişti. Kabul görmedi. Bugün yazılan kitapta, Yılmaz Hoca’nın CHP’ye geçmesine katkı yaptığı gibi bölümler var. Kitabı henüz okumadım. Acaba, değiştirilen konular var mı? Bu olayları yaşayan Eskişehir’de çok kişi var. Bende olayların içindeydim.

BÜYÜKŞEHİR ADAYIYDI

Mihalıççık Belediye Başkanı Haydar Çorum, siyasette henüz yeni olduğu için, 1999 yılında öncesinde ve sonraki yıllarda yaşananları bilmiyor. Tarihler 1999 yılını gösterdiğinde pek çok ünlü sol siyasetçi DSP’de siyasete devam ediyordu. Türkiye’nin durumu bunu gerektiriyordu. O güne bugünden değil, o günden bakarsak doğru sonuca ulaşırsın. Eskişehir’de ise DSP’nin Büyükşehir adayı Ahmet Ataç olacaktı. Yılmaz Hoca milletvekili olarak, Milli Eğitim Bakanı olacaktı. Ecevit’in fikri kadar Rahşan Hanımında fikri vardı. Partinin Büyükşehir adayı Yılmaz Büyükerşen yapıldı. Ahmet Ataç ise tercihini Tepebaşı’ndan yana koydu. Bu gelişmeler yaşanırken, Ataç’a Odunpazarından aday olması gerektiğini söylemiştim. O zor olan Tepebaşı bölgesini seçti. Başarılı da oldu. O zaman olmayanların bu fikir yürütmesi de gerçekten ilginçtir. O günleri yaşamamış gazeteci ve siyasetçi bugün fikir yürütmeye çalışıyor.

ECEVİT’TEN SONRA

Bülent Ecevit’ten sonra, DSP’nin iktidardan düşeceği öngörülüyordu. Türkiye’nin o karışık siyaset ortamında, bir anlamda Ecevit’e gaz veriliyordu. Gazetelere 70’lik devrimci gibi manşetler attırdılar. Kemal Derviş ve İsmail Cem’in organizasyonları ile 70’lik devrimci manşetleri birkaç ay içinde başarısız iktidar manşetlerine döndü. Egemen güçler, Türkiye ile oynamaya çalışıyorlardı. O dönemde Yılmaz Büyükerşen’e parti kurdurmaya çalışıldı. Türkiye’nin en ünlü holding ve işadamları devredeydi.

BOĞAZDA TEKLİF

Yılmaz Hoca’ya parti kurdurma ve genel başkanlık teklifi özel bir gemide boğazın orta yerinde yapıldı. O zaman AK Parti henüz kurulmamıştı. Kılıçdaroğlu döneminde Mihalıççık anlaşma gereği İYİ partiye bırakılmıştı. Ama CHP’li seçmen İYİ Partiye oy vermedi. Eskişehir’de yerel seçimlerde DSP’nin baraj altı kaldığı dönemde, yerel seçimlerde CHP’li seçmen DSP’nin adayı olan Yılmaz Büyükerşen’e oy verdi. O dönemde CHP genel seçimde 110 bin oy almıştı. Birkaç ay içinde yapılan yerel seçimde ise CHP’nin oyu 10 bine düştü. Yani, bir gecede seçmen taraf değiştirdi. CHP’li seçmen DSP’nin adayı olan Yılmaz Büyükerşen’e oy verdi. Bu ülkemizde veya dünyada zor görülen bir olaydır. Ayrıca, Eskişehir Büyükşehir Belediyesinin kazanılmasında, Ahmet Ataç’ın da büyük katkısı vardır. Eskişehir’de bilinçli seçmenin tercihini iyi okumak gerekiyor. Ahmet Ataç’ın ‘sol’ da başarısı tarihte yer bulacaktır. Sol partiler dışındaki partilerde kendisini transfere çalışmıştır. Bir gün onları da yazarım. Zorlama ile tarih yazılmaz. Güneş balcıkla sıvanmaz.