CHP Kurultayı geride kaldı. Partinin yönetimi de Özgür Özel tarafından, şekillendirildi. Eskişehir’e sadece kurultay başkanlığı düştü. Yılmaz Hoca’ya bu konuda jest yapıldı. Son iki kurultayı da Eskişehirli başkan yönetmiş oldu. Eskişehirliler, bu kez Parti Meclisi’ne üyelik konusunda takıntı yaptılar. İlimizin iki belediye başkanı da Eskişehir’den Parti Meclisine başvuru olmadığını söyledi. Başkan Kazım Kurt’un bu konuda kendisine başvuru olmadığını söylemesi, Kurt’un CHP’de “Eskişehir’in patronumu’ söylemlerinin çıkmasına neden oldu.
CHP’DE OLMASA
En kolay yazı CHP üzerine yazılıyor. Bu yazıda değerlendirme yazısı olacak. Gazetecilerin yazıları üzerine, belediye başkanlarının açıklama yapmalarına gerek yok. Yaşananlardan veya hatalardan ders çıkarmak gerekiyor. Solda olduğunu söyleyen bir partinin yönetici konumunda olanların, daha çok eleştiri ve özeleştiriye ihtiyaçları var. En basitinden son kurultayda şu görüldü. Listeler hazırlandı. O listeler delinmeden, kurultaydan geçirildi. Kimsede eski kurultaylarda olduğu gibi liste delme gibi bir çabaya girmedi. Hiçbir CHP’li meydana gelecek başarısızlığın sonucunun, kendisine çıkarılmamasını istedi. CHP’liler Meydanı açıyoruz. Çalışın, başarın dediler.
CHP’Lİ GAZETECİLER
CHP’ye yakın gazetecilerden Melih Aşık, kurultay üzerine özetle şunları yazdı:” Kemal Kılıçdaroğlu'nun koltuktan inmesin iyi analiz edin. Doğru dersler çıkarın... Ona göre hareket edin.Şunu bilin; Kemal Bey AKP'ye yenilmedi. Kemal Atatürk'e yenildi. 13 yıl önce partinin adını Yeni CHP koyup amblemini Çınar yapmıştı. Kendini Dersimli Kemal ilan edip Dersim'in intikamını almaya soyunmuştu. Türk milletinin adını değiştirecek, Türkiye vatandaşı yapacaktı. 1930'ların Türkiyesi değiliz sloganıyla Atatürk dönemini aşağılamak hevesindeydi. Helalleşme manevrasıyla kendi partisini tarih önünde mahkum edecekti”.
BENİM BİLDİKLERİM
Kimi CHP’li Melih Aşık’ın bu yazısını doğru bulmaya bilir. Bu konuda benimde yaşadıklarım var. Türkiye vatandaşlığı söylemini, o dönemdeki Eskişehir Milletvekili Süheyl Batum’dan biliyorum. Anayasa komisyonunda CHP’yi temsil ediyordu. Süheyl Batum, Birgül Ayman Güler, Emine Ülker Tarhan, Dilek Akagün Yılmaz, CHP’nin ulusalcı kanadını oluşturuyorlardı. CHP genel merkez yönetimi bir bahane ile komisyon toplanacağı sırada Süheyl Batum’u yurtdışına göndendi. Diğer üç kadın milletvekili de onu geri çağırdılar. Batum, komisyonu etkisiz hale getirdi. Bana yaşananları, kadın milletvekilleri anlatmıştı. Bende bir sohbetimizde Süheyl Batum Hoca’ya bunları bir kitap şeklinde geleceğe bırakmaya davet etmiştim. CHP’ye yakın gazeteci Melih Aşık da, bu durum karşısında CHP genel başkanı Özgür Özel’i uyararak, hatalardan ders çıkarmasını istiyor. Aşık, Atatürk adını anmanın, Atatürkçü olmaya yetmediğinin altını çiziyor.
CHP’Lİ GAZETECİ AİLE
CHP’li gazeteci bir ailenin fertlerinden biri olan Örsan K. Öymen de Cumhuriyet gazetesindeki köşe yazısında ‘Kurultay’ başlıklı yazısında özet olarak şu konulara işaret ediyor:” CHP’nin 39. olağan kurultayı, partinin ilkelerini, ideolojisini, kurumsal kimliğini özümsemiş olan parti üyelerinde ve seçmenlerde hayal kırıklığı yarattı. Programın kısa bir sürede oybirliğiyle kabul edilmesi genel başkan Özgür Özel tarafından övünülecek bir şey gibi sunuldu. Oysa partinin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ten bu yana program kurultaylarında her zaman demokratik ve uzun süreli bir tartışma ortamı yaşanmıştır” diyor. Kurultayın Eskişehirli başkanı ise, herkesin konuştuğunu açıkladı.
TÜRKİYE İTTİFAKI
Öymen aynı yazısında şu konulara da vurgu yaptı:” Partinin kadrolarının belirlendiği parti meclisi seçiminde, Özel’in anahtar listesinde, liyakat sahibi kişilerle birlikte, liyakat yerine biat ölçütüne göre belirlenmiş birçok kişi yer aldı. Ayrıca listede partinin laiklik, devletçilik/kamuculuk ve milliyetçilik/ ulusçuluk ilkeleriyle bağdaşmayan kişilere de yer verildi. Özel’in listesi firesiz seçilmiş olsa da yaklaşık 350-400 kurultay delegesi bu çağrıyı dikkate almadı, Özel’in anahtar listesinde yer almayan adaylara da oy verdi. “Türkiye ittifakı” genel ve yerel seçim sandığında, ittifak protokolünde, seçim bildirgesinde kurulacak bir şeydir. Ayrıca bu kadar farklı kesimin partinin programıyla uyumlu olması kategorik olarak olanaksızdır”. Herkesin, at gözlükleri ile dünyaya veya Türkiye’ye bakmayı terk etmesi ve eleştirileri soğukkanlılıkla karşılaması gerektiğini düşünüyorum.