Cumhuriyetimizin ikinci yüz yılına merhaba demenin, hatta ikinci yüzyılına girişine tanıklık etmenin şerefine ulaşan bizlere ne mutlu. Cumhuriyet kurulurken yoktuk ama yaşatılırken varız, var olmaya devam edeceğiz inşallah.

1. Dünya harbiyle başlayan bir milleti tarih sahnesinden silme savaşlarının galibi Çanakkale’yi geçilmez kılan çelik iradenin sahibi büyük Türk Milleti’nin makus talihini yendiği Milli Mücadele’yi zaferle taçlandırdıktan sonra bir cihan imparatorluğunun külleri üzerinde bir milletin yeniden diriliş destanı yazdıkları büyük günün 94’üncü yıldönümü. Bundan tam 100 yıl önce büyük önder Mustafa Kemal Atatürk ve kahraman silah arkadaşları Türk Milleti’nin mağlup edilemeyeceğini ve yok edilemeyeceğini Cumhuriyeti kurarak ilan ettiler. “Benim en büyük eserim Türkiye Cumhuriyetidir. Benim naçiz vücudum bir gün toprak olacaktır. Türkiye Cumhuriyeti ilelebet yaşayacaktır” diyor Mustafa Kemal Atatürk.

Ve Mustafa Kemal Atatürk kurduğu Cumhuriyete sahip çıkacak nesillere asıl hedeflerini de 10’uncu yıl nutkunda şöyle gösteriyor; “Yaptıklarımızı asla kâfi göremeyiz. Çünkü daha çok ve daha büyük işler yapmak mecburiyetinde ve azmindeyiz. Yurdumuzu dünyanın en mâmur ve en medenî memleketleri seviyesine çıkaracağız. Milletimizi en geniş refah vasıta ve kaynaklarına sahip kılacağız. Millî kültürümüzü muasır medeniyet seviyesinin üstüne çıkaracağız. Yüksek bir insan cemiyeti olan Türk milletinin tarihî bir vasfı da, güzel sanatları sevmek ve onda yükselmektir. Bunun içindir ki, milletimizin yüksek karakterini, yorulmaz çalışkanlığını, fıtrî zekâsını, ilme bağlılığını, güzel sanatlara sevgisini, millî birlik duygusunu mütemadiyen ve her türlü vasıta ve tedbirlerle besleyerek inkişaf ettirmek millî ülkümüzdür. Türk milletine çok yaraşan bu ülkü, onu, bütün beşeriyete hakikî huzurun temini yolunda, kendine düşen medenî vazifeyi yapmakta, muvaffak kılacaktır. Büyük Türk Milleti, on beş yıldan beri giriştiğimiz işlerde muvaffakiyet vadeden çok sözlerimi işittin. Bahtiyarım ki, bu sözlerimin hiçbirinde, milletimin hakkımdaki itimadını sarsacak bir isabetsizliğe uğramadım. Bugün, aynı inan ve katiyetle söylüyorum ki, millî ülküye, tam bir bütünlükle yürümekte olan Türk milletinin büyük millet olduğunu bütün medenî âlem, az zamanda bir kere daha tanıyacaktır.

Asla şüphem yoktur ki, Türklüğün unutulmuş büyük medenî vasfı ve büyük medenî kabiliyeti, bundan sonraki inkişafı ile âtinin yüksek medeniyet ufkunda yeni bir güneş gibi doğacaktır”

Vatanı işgal edilmiş, orduları dağıtılmış, yorgun ve bitap düşmüş bir milletin yeniden ayağa kalkış destanının son noktası Türkiye Cumhuriyetidir. Bu Cumhuriyetin dünya durdukça yaşaması ve yaşatılması hepimizin asli görevi olduğunu unutmadan, gaflet, dalalet, hatta hıyanet içinde bulunanlara inat o büyük eseri yaşatma iradesinin hala var olduğunu 15 Temmuz’da bu millet bir kere daha Demokrasi ve Cumhuriyete sahip çıkarak göstermiştir. Yine bugün yaşadıklarımızdan hareketle ne kadar uyanık olmamız gerektiğinin farkına varmalıyız. Çok zor bir coğrafyada mazlum ve mağdurların kalesi Türkiye Cumhuriyeti’ni korumak, kollamak ve yaşatmak için tam anlamıyla milli birliğe ve dayanışmaya ihtiyaç duyduğumuz günlerde ikinci asra merhaba demenin haklı gururunu yaşıyoruz.

Bize bu Cumhuriyeti armağan edenlere şükran borcumuz var… Cumhuriyet bayramı dolayısıyla başta Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm şehitlerimizi ve ahrete göçmüş gazilerimizi rahmet ve minnetle anıyorum.