Türkiye 17 Ağustos 1999 tarihinden bu yana “büyük depremi” konuşuyor. 17 Ağustos 1999 tarihinde yaşadığımız 20’nci yüzyılın en büyük depreminde resmi rakamlar ile 22 bin canımızı kaybetmiştik. O gün bugündür herkes “Büyük İstanbul” depremi beklentisi içerisinde. Olur, mu, olmaz mı bilmiyoruz. Ancak bildiğimiz tek bildiğimiz şey bu depreme hazır olup olmadığımız ile ilgili tartışmaların uzayıp gittiği gerçeği…
Zaman saman bu sütunlardan Eskişehir’in depreme hazırlık konusundaki yetersizliğini eleştirdiğimiz oluyor. Özellikle de “kentsel dönüşüm” meselesinin sakız edilmesine rağmen yeterli sıçramanın yapılamamasını da anlatmaya gayret ediyorum. Bu işe siyaseten değil temel sorun olarak bakılmasının şart olduğunu düşünenlerdenim…
Bu arada yaşanabilecek bir büyük deprem riskine karşı bir hazırlık yapıldığı haberi düştü dün sitelere. Zira sadece Eskişehir için değil Türkiye içinde büyük risk oluşturan büyük depremin sebep olacağı yıkımında büyüklüğü dikkate alınarak Türkiye Ekonomisi’nin kalbi Marmara Bölgesi’nden özellikle sanayi kuruluşlarının başka illere kaydırılması konusunda bir planlama çalışması başlatılmış. Marmara bölgesindeki sanayi kuruluşlarının 14 ile taşınması konusunda yapılan hazırlıkların Eskişehir’de yakından ilgilendirdiğini öğreniyoruz. Sanayi Kuruluşlarının 14 ile yayılması ve taşınması için yapılan çalışmaların hangi aşmada olduğunu henüz bilmiyoruz. Ancak adı geçen iller arasında Eskişehir’inde olduğunu haberin detaylarında öğreniyoruz. Burada amaç, “Marmara Bölgesi'ndeki aşırı yoğunlaşmanın azaltılması ve ülke genelinde dengeli bir sanayi dağılımı sağlamak” olarak ifade ediliyor.
Yine haberde şöyle bir ayrıntı var; “Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı koordinasyonunda Marmara bölgesindeki aşırı yoğunlaşmanın azaltılması, muhtemel bir depreme karşı tedbir alınması ve ülke genelinde dengeli bir sanayi dağılımı sağlamak maksadıyla İç Anadolu ve Doğu Akdeniz başta olmak üzere farklı sanayi havzaları oluşturulacak. İstanbul, Tekirdağ, Bursa, Balıkesir, Çanakkale, Yalova, Kocaeli ve Sakarya illerinde bulunan 77 OSB’nin yanı sıra büyük sanayi tesisleri, ulaşım ve enerji altyapısı açısından kritik görülen altyapıların, depremlere karşı risk durumlarının tespit edilmesine yönelik bir çalışma başlatıldı.”
Ne zaman olur, nasıl olur o ayrıntı yok. Bugünden yarına sonuçlanacak bir çalışma değil. Bu göç meselesi aynı zamanda yeni yatırımlar, yeni istihdam alanları demek. Aynı zamanda şehrin büyümesi yeni bir nüfus artışıyla karşı karşıya gelmek demek. Eskişehir için ne planlanıyor onu da bilmiyoruz. Ancak böyle bir değişime ve gelişime de hazır olmak gerekir. Eğer böyle bir hazırlık yapabilirsek ve geleceğimizi buna göre planlayabilirsek bu tür yatırımlar Eskişehir için bir bakıma açıkçası piyango olabilir. Aksi takdirde mevcut haliyle Eskişehir’in alt yapısı, ulaşımı ve imar düzenlemeleri ekstradan bir göçü kaldırabilecek bir yapıya henüz sahip değil… O zaman Eskişehir için tam bir kaos ortamı oluşuyor demektir. İşte o kaosu Eskişehir kaldıramaz. Bugün şikayet ettiğimiz trafiğinden yapılaşmasına pek çok sorunun katlanarak artması kaçınılmaz olur.
Dağıtımdan payımıza düşeni alalım mı? Elbette alalım ama önce onun içinde yeterli düzenlemeleri ve planlamaları vakit geçirmeden yapalım… Her yeni yatırım Eskişehir ekonomisi için yeni bir nefes anlamına da gelecektir… Gelişmelere sadece bir fırsat olarak değil aynı zamanda ekstra yükler ve yatırımlar olarak da bakmakta yarar var.