“Eskişehirspor bir futbol kulübünden çok daha fazlasıdır. Futbol, sadece sahada oynanan 22 kişinin karşılıklı mücadelesinden ibaret değildir.” Bu cümleleri bu sütunlarda defalarca dile getirmiş biri olarak, bugün gelinen noktada artık yeni bir aşamaya geçtiğimizi açıkça ifade etmek gerekiyor. Bu yeni aşamayı en net şekilde ortaya koyan değerlendirme ise Eskişehir Kent Konseyi Başkanı Ahmet Kapanoğlu’ndan geldi. Hafta sonu, Bursa seyircisinin cezası nedeniyle Eskişehir’de oynanan Ankara Demirspor – Bursaspor karşılaşması vesilesiyle yaşanan tabloyu Kapanoğlu şu sözlerle özetliyor:

“Yaklaşık 35 bin Bursaspor taraftarının Eskişehir’e gelmesiyle birlikte şehirde oluşan atmosfer, bir futbol maçının çok ötesine geçti. Sokaklarda, çarşılarda, kafelerde ve tarihi bölgelerde dostluk, kardeşlik ve dayanışma hâkimdi. Türkiye, sporun birleştirici gücünü bir kez daha Eskişehir üzerinden gördü.”

Bu tespit son derece önemli. “Çünkü artık futbol, yalnızca 90 dakikalık bir oyun değil; şehirlerin ekonomik ve sosyal dinamiklerini doğrudan etkileyen büyük bir ekosistemin merkezinde yer alıyor. Nitekim o gün Eskişehir’de yaşanan tablo bunun en somut örneğiydi. Esnaf adeta bayram yaşadı. Kafeler dolup taştı, çibörekçiler, köfteciler ve restoranlar yoğunlukla karşılaştı. Özellikle Tarihi Odunpazarı ve çarşı bölgesinde oluşan hareketlilik, kent ekonomisine doğrudan katkı sağladı. Bu tablo bize çok net bir gerçeği bir kez daha hatırlatıyor: Eskişehirspor’un başarısı, sadece sportif bir başarı değildir. Aynı zamanda bu şehrin ekonomisinin canlanması, sosyal hayatının güçlenmesi ve marka değerinin yükselmesi anlamına gelir.”

Kapanoğlu’nun çağrısı da tam bu noktada anlam kazanıyor. Eskişehirspor’un yeniden Süper Lig’e yükselmesi, şehrin geleceği açısından kritik bir eşiktir. Bu süreçte sadece futbolcuların değil; kentin tüm dinamiklerinin, tüm Eskişehirlilerin ortak bir irade ortaya koyması gerekiyor. Aslında bunun nasıl olacağını çok uzağa gitmeden, daha geçen hafta oynanan Kütahyaspor maçında gördük. Tribünlerde oluşan o muhteşem atmosfer, yalnızca bir maçın değil, bir şehrin birlikteliğinin göstergesiydi. O görüntüler günlerce spor programlarında yer aldı, Eskişehir’in tanıtımına büyük katkı sağladı. Şimdi ise önümüzde zorlu ama bir o kadar da tanıdık bir süreç var.

Eskişehir bu yolları daha önce yürüdü. Konya’da, Ankara’da, İstanbul’da ve hatırlamak istemediğimiz Antalya’da yaşananlar hâlâ hafızalarda. Bu şehir play-off sürecini bilen, o baskıyı yönetebilen ve en önemlisi zorluklardan güç çıkarabilen bir şehir. Bugün de tablo farklı değil. Önce grubumuzda netleşen dengeler var. Ardından Balıkesir ve Karşıyaka–Ayvalıkgücü hattından gelecek rakiplerle oynanacak zorlu karşılaşmalar… Sonrasında ise diğer grubun finalistine karşı verilecek büyük mücadele…

Kolay değil. Ama imkânsız hiç değil. Çünkü bu şehir, zoru sever. Ve daha da önemlisi, birlikte olduğunda aşamayacağı hiçbir engel yoktur. Bugün artık bir gerçeği yüksek sesle söylemenin zamanı: Eskişehirspor bu şehrin sadece takımı değil, ortak ruhudur. Bu nedenle mesele sadece futbol değildir.

Mesele, bir şehrin geleceğidir. Şimdi yan yana durma, omuz omuza verme zamanıdır. Sahada, tribünde ve hayatın her alanında aynı inancı büyütme zamanıdır. Çünkü bu inanç varsa, bu şehir kazanır.