Beni bilenler bilir öyle sosyal medya dijital dünya ile aram pekiyi değildir. Hatta çoğu zaman işim gereği yapacağımız şeyleri de gazetedeki genç arkadaşlarımıza danışarak yaparım. Her şeye aklımız erse de bu dijital dünyadaki işler ile pek barışık değilim. İstesek belki pek çok şeyi öğrenebiliriz, ama güvenmediğimden her halde içimden öğrenmek gelmiyor…

Otobüse biniyorum kadın, erkek, genç yaşlı hatta çocukların elinde bir telefon kimse kimsenin farkında değil. Tramvaya biniyorum yine öyle… Hatta durakta bekliyorum manzara çok değişmiyor. Tam anlamıyla bir bağımlılık hali yaşıyoruz. Bence bu durum en az uyuşturucu ve diğer bağımlılık yapan şeyler kadar tehlikeli bir durum… Özellikle genç kuşağın önündeki en büyük tehlikelerden birisi.. Zira artık sizin yerinize düşünen, hatta tasarım yapan, planlayan bizim hafızamızın çeperlerini zorlayacak düzenlemelere imza atan “yapay zeka” da hizmetimizde…

Şimdi bütün bunları yazıyorum diye hemen eleştiri tufanı başlayacakmışım gibi hissediyorum. “Ne var bunda.. Sen teknolojiye karşı mısın?” gibi sorularla muhatap olabileceğimi de düşünüyorum.

Şöyle anlatayım. Geçtiğimiz günlerde yakın dostlarımdan birisi ile bu konu üzerinden konuşurken dostum, “Yahu bu akıllı telefon denilen sistemler öyle ki neden söz ediyorsanız anında internette dolaşırken o konuyla ilgili reklamlar önümüze düşüyor. Örneğin geçtiğimiz günlerde bir ankestra fırın almak için eşimle konuşuyoruz. O gün bugündür ne zaman internete girsem aradığım şeylerden önce bin türlü ankestra fırın modeli önüme düşüyor. Galiba adamlar bizi dinliyor” diye konuştu. “Bunun gibi pek çok örnek sizlerinde hayatında yer alıyordur” diyebilirim.

O an İsrail’in Lübnan’da Hizbullah taraftarlarının eş zamanlı cep telefonlarını patlatarak verdiği gözdağı aklıma geldi. Dedim ki arkadaşa, “Sadece dinlemiyorlar aynı zamanda takip de ediyorlar!”

Şaka değil gerçek böyle… Üretmediğimiz ve sadece tüketicisi olduğumuz bir teknolojinin bizleri hem bireysel hem de toplumsal olarak bağımsızlığımızı tehdit ettiğini söylersek yanlış bir ifade mi kullanmış oluruz? Söz yapay zekâdan açılmışken sosyal medyada dolaşan bir video dikkatimi çekti. Yapay zeka ürünü olduğu belli video da köylü dayım fıkra anlatıyor. Aslında bizim toplumun ince zekasına vurgu yapan fıkra şöyle; “Eşeği düğüne çağırmışlar hiç memnun olmamış. Bunu gören diğer eşek sormuş; ‘ niye memnun olmadın?’ Düğüne çağrılan eşek, ‘beni düğüne niye çağırsınlar? Ya odun bitmiştir ya da su’ cevabını vermiş!” Yani anlayacağınız durum bundan ibaret… Adamlar bu kadar bilgiyi, bu kadar yüksek teknolojiyi bize bedava niye versinler? Ya bizi yardan atlatacaklar, ya da serden edecekler.

Bu arada çok kullanıldığı söylenilen iki yapay zeka arasında kavga çıkmış biri diğerini suçluyor. ChatGPT-4o birbirine girmiş… Sonucu bilmiyorum ama dijital dünyada kendimizi meşgul edecek yeni bir sürecin de böylece adımları atılmaya başlanmış. “hayırlı olsun” mu desek, “geçmiş olsun” mu bilemedim?

Derdimiz ne dijital dünya ne de yapay zeka düşmanlığı. Derdimiz biz bu işlerin neresindeyiz? Sorgulamamız ve algılamamız gereken budur. Bir de çocuklarımızı ve geleceğimizi bu bağımlılıktan nasıl kurtaracağız? Tehlike büyük hem de çok büyük…