Yeni bir güne değil sadece yeni bir yıla bugün merhaba diyoruz. 365 günlük 2025 yılını geride bıraktık. Acılarıyla, sıkıntıları ile koca bir yıl geride kaldı. 2025’den aklınızda ne kaldı derseniz saymakla bitmez..
Dünyanın gözleri önünde hemen yanı başımızda Gazze’de insanlığın vicdanını kanatan bir soykırım yaşadık. Çocukların annelerine, “Anne cennette yemek var mı? Yemek varsa ölelim” haykırışlarını kulaklarımızla işittik. Daha kendi bedenini taşımakta zorlanan çocukların kucaklarında taşıdıkları bombalar altında can veren kardeşlerini toprağa verişlerine tanıklık ettik. İnsan olan herkesin vicdanını kanatan ve isyan ettiren bu görüntüler ne yazık ki dünyayı yönetenlerin duyarsızlığına kurban gitti. İnsanlık dünyanın dört bir tarafında ayağa kalktı ama yönetenler üç maymunu oynamaktan geri kalmadılar. Göstermelik birkaç açıklama, dostlar alışverişte görsün temasları ve son anda varılan ateşkes anlaşmasına rağmen el ayası kadar memlekette silahların susmasına yetmedi…
Sadece bu kadar değil elbette… Kuzeyimizde devam eden Rusya-Ukrayna savaşı sebebiyle yine masum insanlar ve siviller hayatlarını kaybederken barış umutları ipe un sermekten öte gidemedi. Yine güneyimizde devrilen Esad yönetimine rağmen barış ve istikrar tam olarak sağlanamadığı için binlerce sivil masum hayatını kaybetmeye devam etti. Ve arada bir hatırlanan Doğu Türkistan’daki Çin asimilasyonu görmezlikten gelindi…
2025’e dair bu kadar hatırlatma yeter mi? Yetmez… Hele 2025’in son günlerinde üç vatan evladının daha emperyalizmin beynini kiraya vermiş uşakları tarafından şehit edilmesi bütün bu gelişmelerin üstüne adeta tuz biber ekti ve acılarımızı katladı.
Bir avuç huzuru, bir tutam mutluluğu ve geleceğe dair küçük de olsa umutlarını bu ülkenin insanlarına çok görenlerin hesabını ahrete bırakmadan adalet önünde vermelerini diliyorum…
Bir önceki yazımda “elimden gelse 2025’te kalmayı tercih ederdim” demek istedim. Çünkü 2026 hepimiz için “meçhule bir yolculuk” anlamına gelmiyor mu sizce de. Ama elimizde olan bir şey yok. Nihayet 2026 ya zorunlu bir iniş yaptık. Bu zorunlu inişte 2026 yılının yine de 2025’den daha iyi geçmesi umudunda olan ve 2026’ya dair hayalleri ve umutları olan herkese Hayallerinin gerçek olması dileğinde bulunuyorum.
Mesela asgari ücretlinin ve açlık sınırının altında maaşlara talim etmek zorunda kalan milyonların geçim sıkıntılarının sona erdiği insanların çöpten yemek aramadıkları, asıda ekmek, pazarda çıkma ürüne muhtaç olmadıkları bir yıl olması temennisinde bulunuyorum. Kimsenin şu kış kıyamet günlerinde sokakta kalmadığı, tokun açın halinden anladığı, komşunun komşuya olan borcundan anladığı, hiçbir garibanın yatağına aç girmediği bir yıl ne güzel olurdu değil mi? Ne diyor düşünür John Maxwell, “Kendilerine ait hiçbir hayali olmayanlar, sizinkileri de görmezler!”
2026’nın kendine ait hayal kuranların ve başkalarının da hayalinin de farkında olduğu bir yıl olmasını diliyorum… Bizim toplumumuzda hem hayaller hem de dualar önemlidir. 2026 hayal kurabildiğiniz, kurduğunuz hayallerin gerçeğe dönüştüğü ve birbirimiz için dua edebildiğimiz bir yıl olsun.