Genel seçimlere sayılı günler kala siyasi partilerdeki hareketlilik artıyor. Hareketlilik diyoruz, zira olmayacak işler oluyormuş gibi geliyor yaşananlara bakınca… İttifaklar, işbirlikleri parti tabanlarında bazen olumlu karşılanabildiği gibi bazen de tepkilere sebep olabiliyor… Örneğin Yeniden Refah Partisi önce Cumhur İttifakı ile görüştü, ittifakta yer alabileceği konuşuldu. Sonra partinin genel başkanı Fatih Erbakan tek başına seçimlere katılacaklarını kendisinin de Cumhurbaşkanı adayı olacağını açıkladı. Erbakan’ın Cumhurbaşkanlığı adaylık süreci için imza kampanyası devam ederken 69 bin imzaya ulaştığı gün yeniden Cumhur İttifakı saflarına katılacağını duyurması ve adaylıktan çekilmesi parti içerisinde sıkıntılara sebep oldu. Ardından BBP’nin, Hüda-Par’ın’da Cumhur İttifakı içerisinde yer alacağının belli olmasından duyduğu rahatsızlığı dile getirmesi ve ittifak içinde kendi parti amblemi altında seçime gireceğini açıklaması yeni bir durum oluşturdu. Cumhur ittifakı saflarında gözler MHP’ye çevrildi. Bir şaşırtıcı gelişmede orada yaşandı. İttifak içerisinde kulislere göre ortak liste çalışmasının konuşulduğu gün Bahçeli’nin partisi YSK’ya milletvekili aday listelerini ilk teslim eden parti oldu.
Siyasetteki baş döndürücü trafik bununla da bitmedi. Bir gün önce 6’lı masanın adayı Kılıçdaroğlu’nun ziyaret ettiği Ecevit’in DSP’si ertesi gün AK Parti kurmayları tarafından ziyaret edildi. Ziyaretin ardından DSP Genel Başkanı Önder Aksakal başkanlık divanını topladı ve Cumhur İttifakını destekleme kararı aldıklarını duyurdu. Bu karara tepkiler gecikmedi. Aralarında Eskişehirli Dilara Tambova’nın da olduğu üç genel başkan yardımcısı Parti Meclisi kararı olmadan ve teşkilatların görüşü alınmadan yapılan açıklamayı protesto ederek partideki görevlerinden istifa ettiler. Yetmedi Eskişehir İl Başkanı Hüdaver Bekler ve ilçe başkanları da Cumhurbaşkanı adayı olarak “Kılıçdaroğlu’na destek verilmesi gerektiğini düşünüyorduk” diyerek görevlerinden istifa ettiklerini açıkladılar. Yani DSP’de bir deprem yaşandı…
DSP deyince akla merhum Ecevit geliyor. DSP eğer bugün varlığını sürdürüyorsa bunu Ecevit’i sevenlere borçlu. Hiçbir geliri olmayan tamamen üyelerinin aidat ve bağışları ile ayakta duran partilerden biride DSP. Eskişehir’de Hüdaver Bekler ismi de DSP ile özdeşleşmiş il başkanı olarak bilinir. Parti binasını ve teşkilatını her şeye rağmen ayakta tutmaya çalışan büyük bir vefa ile partisine bağlılığını sürdüren ve soyadı gibi “bekleyen” Hüdaver Bekler yıllardır büyük bir sadakatle sürdürdüğü görevinden istifa ediyorsa, alınan bu kararın ardından “artık bende beklemiyorum” diyorsa DSP açısından sıkıntı büyük demektir.
Aslında karşı mahallede de sıkıntılar var. 6’lı masa ittifakının en büyük handikabı Muharrem İnce’nin adaylığı. Kılıçdaroğlu ve ekibinin “ağır ağabeyleri de devreye sokarak” ikna etmeye çalıştığı İnce’nin adaylıktaki ısrarı CHP ve müttefiklerine“fikrimin ince gülü” şarkısını söyletiyor…
Günün sonunda bu yaşananların temel gerekçesi yeni sistemin getirdiği “yüzde 50 artı 1” dayatmasıdır. Demokratik Parlamenter Sistemin sakıncalarının başında gelen koalisyonlar dönemini bitireceği söylenen yeni sistemin dayatması ilke ittifakları ve işbirlikleri yerine “tam bir çorba” işbirliklerinin de önünü açmış görünüyor. “Yağmurdan kaçarken doluya tutulduğumuzu” anlayana kadar bayağı bedel ödemek zorunda kalacağımızı bilseydik böyle olur muydu? Bu yeni sistem dedikleri şey “bekleyenleri bile beklemekten vazgeçirdiğine göre” varın gerisini enine boyuna bir kez daha siz düşünün…