Atatürk Afet İnan’a şöyle diyordu:“ Devrim (inkılap), mevcut kurumları zorla değiştirmek demektir. Türk Ulus’unu son yüzyılda geride bırakmış olan kurumları yıkarak yerlerine ulusun en yüksek uygarlık gereklerine göre ilerlemesini sağlayacak yeni kurumlar koymuş olmaktır.” Atatürk’ün devrimlerinin başındaki ana öğe ulus ve ulusalcılıktı. 1922’de ise Ulu önder Mustafa Kemal “İtiraf ederim ki biz üç buçuk yıl öncesine kadar cemaat halinde yaşıyorduk. Bizi istedikleri gibi idare ediyorlardı. Cihan bizi temsil edenlere göre tanıyordu. Üç buçuk yıldır tamamen millet olarak yaşıyoruz” dedi.
TAHLİLİN ÖNEMİ
Başta Atatürk olmak üzere Cumhuriyet Devrimimizin önderleri, Ezen Dünya ile Ezilen Dünya arasındaki kamplaşmada, Türkiye’nin yerini kesin bir dille belirledi. Atatürk, Kurtuluş Savaşının en başından aramızdan ayrılmasına kadar yaptığı sayısız açıklamada, dünyayı Zalimler-Mazlumlar çelişmesi açısından tahlil etti, Türkiye’nin Mazlumlar Dünyasında yer aldığını vurguladı ve Mazlumların Zalimleri mahv ve perişan edeceğini saptadı. Bugünde emperyalizm henüz dünya yüzeyinden silinmediği için, aynı çelişki devam ediyor. Tabii ki, Atatürk ve Cumhuriyet devrimi Türkiye’ye çağ atlattığı için, Türkiye bugün Ortadoğu ülkesi değil. Ortadoğu ve Afganistan değil. Yüzyıl öncesi onlar gibiydi.
EMPERYALİZM Mİ BİLMEK?
Osmanlı’nın parçalanmasında ve milli mücadele döneminde gerici iç isyanları hep emperyalizm, ülke içindeki kolları aracılığı ile çıkarttı. Bugünde Atatürk ‘e ve devrimlere karşı çıkan, öğünden kalanların uzantılarıdır. Ortadoğu ülkelerinin bugün başına ne geldiyse, zamanında bir Atatürk çıkaramamış olmalarındandır. Bugün Atatürk’e, devrimlere ve Cumhuriyet’e saldıranların kökleri yoktur. Çıkan rüzgârda da her zaman anında yol olmuşlardır. Atatürk’ün Ankara’da Hâkimiyeti Milliye gazetesinin 2 Şubat 1920 günlü sayısında yer alan “Asya Tehlikesi” başlıklı yazısı, o korkunun nedenlerini yansıtır. Asya milletleri, emperyalizme karşı hürriyet, istiklâl ve medenileşme için mücadele etmektedirler:
“Asıl mesele, Asya’da milliyet ve istiklâl hırsıdır. Son günlerde bütün cihanın düşüncelerini bu tehlike oluşturuyor. İşte tehlike! Bir isyan cereyanı var. Halbuki Asya, bu kuru ve miskin kıta, düne kadar ne güzel, ne itaatkâr, kurbanlık bir koyun gibi ne kolay sindiriliyordu. Asya tehlikesi, bu büyük kıtada oturan ve çoğunluğu Müslümanlardan oluşan kavimlerin Avrupa boyunduruğundan kurtarılması tehlikesidir. Asya tehlikesi vardır. Fakat bu tehlike milyonlarca insanın hürriyet ve istiklâline, medenileşme kabiliyetinin gelişme ve ilerlemesine doğru yürümek istemesinden doğuyor.”
ARALIKSIZ DEVRİMLER
Atatürk 9 Mart 1935’te Türk Devrimi’ni şöyle açıklıyordu: “Uçurum kenarında yıkık bir ülke. Türlü düşmanlarla kanlı boğuşmalar. Yıllarca süren savaş ondan sonra içeride ve dışarıda saygıyla tanınan yeni vatan, yeni sosyete, yeni devlet. Ve bunları başarmak için aralıksız devrimler. İşte Türk Genel Devrimi’nin kısa bir söylemi”
HALK SAHİP ÇIKIYOR
Ulus her zaman Atatürk’e ve devrimlerine sahip çıkıyor.
2024 yılında toplam 6 milyon 550 bin 480 yerli ve yabancı ziyaretçiyi ağırlayan Anıtkabir, 2023'te 6 milyon 30 bin 680, 2022'de ise 3 milyon 966 bin 286 kişi tarafından ziyaret edilmişti. Anıtkabir, 2024'te en yoğun olduğu gün 10 Kasım oldu. Geçen yıl 10 Kasım'da 1 milyon 92 bin 365 kişi ölüm yıldönümünde Ata’sını ziyaret etti. Zorluklar atarsa, ziyarette artıyor. Ortaçağ bağlarını emperyalizme karşı da mücadele ederek koparan ve özgürleşen ulus, Cumhuriyet ve Atatürk ile yoluna devam edecektir. 2025’in 10 Kasım’ında bu durum daha net görülecektir. Büyük devrimciyi ölüm yıldönümünde saygı ve özlemle anıyoruz.