Bugün 10 Kasım… O’nu Cumhuriyetimizin Kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ü ölümünün yıldönümünde bir kez daha saygıyla ve minnetle anıyoruz.

Vatanın ufkunda kara bulutların dolaştığı, herkesin umudunu kaybettiği bir dönemde düşmana ve en önemlisi umutsuzluğa teslim olmayan Büyük Türk Milleti’nin umudunu ve bağımsızlık ateşini yeniden yakan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ve onun kahraman silah arkadaşlarına, şehitlerimize ve bu vatanı bize emanet eden gazilerimize bir kere daha rahmet diliyoruz.

O’nun liderliğinde bu milletin içindeki bağımsızlık ateşi Amasya tamiminde şöyle özetlenecekti; “Milletin istiklâlini, yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır."

O yine milletin içinde var olan bağımsızlık aşkını ve umudunu şöyle izah edecekti; “Arkadaşlar! Gidip, Toros Dağları'na bakınız, eğer orada bir tek Yörük çadırı görürseniz ve o çadırda bir duman tütüyorsa, şunu çok iyi biliniz ki bu dünyada hiçbir güç ve kuvvet asla bizi yenemez.”

Yıl 1937. Atatürk, yurt gezileri kapsamında Eskişehir’e gelir. Şehir halkı onu karşılamak için tren garında toplanmıştır. Kalabalık coşkulu ama bir o kadar da saygılıdır. Atatürk, trenin penceresinden halkı selamladıktan sonra iner. Yanına yaklaşan bir öğretmen, “Paşam, Eskişehir sizin fikirlerinizle aydınlanıyor” der. Atatürk gülümser ve şöyle cevap verir: “Benim ışığım sizsiniz. Öğretmenler ışık olmazsa şehirler karanlıkta kalır.”

Bu söz, Eskişehir’in eğitimle yükselişinin simgesi olur. O günden sonra şehirde öğretmen okulları, kütüphaneler ve kültür merkezleri hızla yayılır. Atatürk’ün bu ziyareti, Eskişehir’in yolculuğunda bir dönüm noktasıdır. Bugün Eskişehir bir eğitim kentidir, sanayi şehridir, kültür ve sanat kimliğine sahiptir. Özetle her alanda tam anlamıyla Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bir ortalamasıdır. Bugün Eskişehir Garı’ndan geçen her yolcu, belki farkında olmadan o tarihi anın izinden yürür.

Eskişehir, Atatürk’ün sadece uğradığı bir şehir değil; onun fikirlerinin kök saldığı bir Cumhuriyet toprağıdır. Her 10 Kasım’da saat 09.05’te duran hayat, aslında onunla yeniden başlar. Çünkü bu şehir, onun hatırasını sadece anmaz; yaşatır.

Mustafa Kemal Atatürk Türkiye Cumhuriyetini “en büyük eserim” diye anlatıyor. 57 yıllık ömrüne 11 savaş, 24 madalya, 7 nişan, 13 kitap, 1 ülke ve milyonlarca özgür insan sığdırmış ve insanlık tarihine önemli katkılar yapmış Mustafa Kemal Atatürk o egemen ve bağımsız Türkiye’yi anlatırken şöyle diyecekti; “ Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır, ancak Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.''

Bugün hür ve bağımsız bir Cumhuriyetimiz varsa, şanlı al bayrağımız göklerde nazlı nazlı dalgalanıyor ve ezanlar minarelerden duyuluyorsa ona ve kahraman silah arkadaşlarına çok şey borçluyuz demektir.

Sevr paçavrasını yırtıp atan İstiklâl Harbinin muzaffer başkomutanı, egemen Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kurucusu, Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını, Milli Mücadele kahramanlarımızı, Oğuzhan'dan bugüne devlet kurucularımızı, dava insanlarımızı, şehitlerimizi, gazilerimizi her zaman olduğu gibi bugün de rahmet ve şükranla anıyoruz.