Yarın vatandaşlar sandık başına gidecekler. Bu akşam saatleri itibariyle de seçim yasakları YSK’ nın yarın akşam belirleyeceği saate kadar devam edecek.
Yarın vatandaşlar kendisini yönetenlere karne verecek. Ya tamam diyecek, ya da devam… Son 2 aylık süreçte seçim takvimi işletildi. Artık karar zamanı. 60 milyon üzerindeki seçmen sandığa giderek önümüzdeki 5 yılda ülkeyi yönetecek, sorunları çözeceğine inandığı adaylar için tercih yapacak. Herkes seçmenin tercihine saygı duyacak, duymalı. Ne olursa olsun seçim vatandaşın iradesine başvur ise, o halde sandıktan sonuca da herkes rıza göstermelidir.
Sandığa gitmeden siyasetçiler konuştu. Aslına bakarsanız pek öyle iyi şeyler konuştuklarını da söyleyemeyiz. Zira kürsülerden ağza alınmayacak sertlikte ve seviye olarak hiçte arzu etmediğimiz niteliksiz karşılıklı suçlamalar yapıldı. Konuşulanları, hem iktidar hem de muhalefet kanadının çözüm vaatlerini vatandaş not etti. Sonucu yarın akşam hep birlikte göreceğiz. Sandıktan ya yine mevcut iktidarın yoluna devam etmesini öngören bir karar çıkacak, ya da vatandaş iktidara artık yeter bu yetkiyi senden alıyorum diyerek yetkiyi muhalefete devredecek.
Öteden beri ifade etmeye çalışıyorum bu seçim gerçekten tarihi bir seçim. Zira sonuçları itibariyle cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına nasıl şekil vereceğimize karar vereceğimiz seçim olacak. Ya mevcut iktidarın belirlediği vizyonla, ya da muhalefetin vaat ettiği vizyonla ikinci yüzyıla yolculuğumuz başlayacak…
Şöyle diyebilirsiniz; “Sen ne anlatmaya çalışıyorsun? Senin söylediklerinden bir şey anlamıyoruz. Sen iktidardan yana mısın, muhalefetten yana mı?”
Açık ifade ile ben, milletin en doğru kararı vereceğinden eminim ve “millet iradesinden” yanayım. Benim görevim okuyucuyu yönlendirmek değil, eğrisini doğrusunu anlatmak ve kararı vatandaşın kendisine bırakmaktır.
İktidar 22 yıllık sürecin yorgunudur, bugün yaşanan sorunların birinci derecede sorumlusudur. Buna rağmen yeniden yönetime taliptir. Muhalefette 22 yıllık yenilgiler silsilesinin sorumlusudur. Bu defa bu sorumluluğun altından kalkarak vatandaşı önümüzdeki süreç için ikna etmiş midir, etmemiş midir? Sandık sonuçlarında bunu göreceğiz. İktidar için “ya tamam, ya devam”, muhalefet için de “yeni bir umut ve yeni bir başlangıç” seçimi olup olmadığını sandıklar açıldığında göreceğiz.
Bu arada en önemli konu sandık güvenliğidir. Asıl mesele millet iradesine hiçbir elin haksız ve hukuksuz şekilde uzanmasına izin verilmemelidir. Bu hangi siyasi parti olursa olsun onun birinci ve asli görevidir. Sandık hepimizin namusudur.
Öte yandan seçimlerin Türk milletinin asaletine yakışır bir biçimde geçmesi için başta siyasiler olmak üzere herkese büyük sorumluluk düşmektedir. Seçimler, kazanan için zafer, kaybeden için hezimet değildir. Sonuçta 15 Mayıs’tan itibaren yine bu topraklarda bu ay yıldızlı bayrağın gölgesinde birlikte yaşayacağız. Türk ve İslam Dünyası için sığınacak bir Anadolu vardır. Ancak Türk Milleti için sığınacak bir başka vatan da devlette, gölgesinde yaşayacağı bir bayrakta yoktur. Elbette kazanan ölçülü bir şekilde sevinsin, kaybeden üzülsün ve düşünsün. Ancak asla hiç kimse taşkınlığa tevessül etmesin. Seçimden sonra yeniden kucaklaşma, bir olma vaktidir.
Şimdiden seçim sonuçlarının milletimize, ülkemize, insanlığa hayırlı olmasını diliyorum…