Her şey aklıma gelirdi hayatımda kazıklanacağım aklıma gelmezdi. Emin olun pek çoğumuz şu enflasyonist ortamda kazıklandığımızın hiç farkında değiliz. Malum enflasyonist bir ortadayız ve kimse fiyatları tutamıyor. Hatta bazıları tutmuyor. Aldığınız bir ürünü bir başka defa gidip almak istediğinizde asla aynı fiyata alamıyorsunuz. Niye diye sorsanız cevabını da alamıyorsunuz…
Enflasyon karşısında durumu idare etmek için herkes gibi bende kuyumcu(!) hassasiyeti ile fiyatları takip etmeye çalışıyorum. Bu sebeple alışveriş fişlerini cebimde saklamasam bile fiyatları hafızama kaydetmeye gayret gösteriyorum.
Geçtiğimiz günlerde taş kaynatmak yerine en azından çorba kaynasın mutfağımızda diye üç harfli marketlerden birisine gittim. Reyonların arasında dolaşırken bazı ürünlerin fiyatlarının indirildiğini gördüm. Hâlbuki bir önceki gidişimde aynı ürünün üzerindeki fiyatın bile üstündeki fiyatla indirimli diye tanımlanan ürünün üzerinde yazan fiyat arasında fark var.
Diyorum ya fiyatları gezip kuyumcu (!) hassasiyeti ile alışveriş yapmaya gayret ediyorum. İşte reyon gezintisi sırasında reyon düzenleyen genç kızlarımızdan birisine takıldım, “Önce fiyatları bindiriyor, sonra indiriyorsunuz!” çok da şaşırmadığım bir cevap aldım. Genç kızımız “Aynen öyle ağbi ne yapacaksın?” dedi. Bu arada “önce bindirim, sonra indirim” haberini alan bir başka market çalışanına rastladım dolaşırken. O da bir başka hikaye…
Neyse derdimiz bu değil. Ama özellikle üç harfli marketlerin daha önceki kriz dönemlerinde birkaç kez bir kahvaltılık margarinin ambalaj değiştirilmeden sanki daha uygun bir fiyata satılıyormuş gibi bir algıya yönelik olarak “gramajı azaltılmış” ürün olarak satıldığına rastlamıştım. Yani aynı fiyata aynı ürün değil, aynı fiyata gramajı azaltılmış ürün almışlığımız var… Üzerinde “500 gram” yerine”400 Gram Özel Üretim” damgası olan bir üründen bahsediyorum… Hani şu “krizin bizi teğet geçtiği yıllar” var ya işte o yıllardan söz ediyorum. O günlerde yaşadığım bu olay aklımın bir köşesinde durmasına rağmen yine de atlamışız.
Bu anlattıklarım bir alışveriş hikayesi değil, “İçine düştüğümüz ekonomik” krizin aslında her şekilde bizi nasıl etkilediğinin özetidir. Şimdi sıkı durun… “Önce bindir sonra indir” marketinde şarküteri reyonuna vardım. Biraz peynir alayım diye düşünürken gözüme ilişen ve fiyatını da uygun gördüğüm bir peynir kutusunu aldım. Üzerinde 1 kilogram yazıyor gibi algıladım. Her neyse kendi adıma biraz da mutlu oldum. Eve geldim, kahvaltıda bir miktarını tükettikten sonra kutunun üzerindeki bir başka yazı dikkatimi çekti.
Kutunun bir bölümünde, “6 kilogram sütten 1 kilogram peynir üretilir” yazıyordu. “Allah Allah” dedim kendi kendime, “Biz 6 kilogram süt parasına 1 kilogram peynir almışız!” diye söylenirken bir başka yazı dikkatimi çekti. Orada da şöyle yazıyordu, “850 gram süzme net 750 gram!” O anda “Vay uyanıklar vay” diyebildim sadece… Yani tam anlamıyla bir algı kazıklanmasıyla karşı karşıya idim.
Ne çok laf kalabalığı yaptım değil mi? Ambalajıyla 1 kilogram diye algılayıp, fiyatı uygun diye aldığım peynir aslında net 750 gramdan ibaretmiş. Hepimize her yerden vuruyorlar vallahi ne yapalım. Üstat Abdurrahim Karakoç’un tabiri ile “Cümle şelek garibanın sırtında!” Gelen geçen garibana vuruyor…