Bazı konuları yanlış tartışıyoruz. Ya da takıntı yapıyoruz. Mesela Tepebaşı Belediyemizin kitap günlerin de, konuşan Orhan Bursalı da dünyadaki ABD ile Çin kavgasından söz ederek, Çin’in 50 yılda gelmesi gereken yeri 30 yılda geldiğini söyledi. ABD üretiyor. Ama Çin kadar üretemiyor. Geliştiremiyor. Çin de sonsuz üretim var. Eskişehir’de ile üretime başladılar. Biz ise başka bir gündem ile her sabah uyanıyoruz. Uyuşturucu konusunda yaşadıklarımızı bir düşününüz. Dünyanın hangi ülkesinde olur. Bizim bir an önce, geçim sıkıntısı, yoksulluk ve gelir dağılımı sorununu çözmemiz gerekiyor.

TAKVİMLER DEĞİŞECEK

Önümüzdeki hafta yeni yıl başlayacak. Takvimler değişecek. Yeni yılın ilk haftasında, toplumumuzun yaklaşık yüzde 60’ının gelir düzeyini doğrudan açıklayacak karar açıklanacak. Açıklanacak rakamı yalnızca ücret artışı olarak görmemek gerekiyor. Gelir paylaşımı hakkında da bilgi verecek. Yılbaşı olması nedeniyle, yılbaşı kutlanır mı? Kutlanmaz mı? Tartışması bu yüzyılın tartışması değildir. Başka uluslar dünya piyasalarına nasıl hâkim olacaklarını tartışırken, bizim yaptığımız tartışmaların pratik yaşam ile bilgisi yok.

Yüzyıllardır, bugünlerde Türkler yeni yılı kutlar. Gece ile gündüzün savaşında, gündüzün galip gelmesi kutlanır. Bu kutlamalar, Türk dünyasında var. Ama Anadolu Türklüğüne bu günleri unutturdular. Bizde unuttuğumuz için, bu konuda yapay gündemlerin eline düşebiliyoruz. Türk milleti de yüzde yüz kendi gücüne döndüğünde sıkıntıları aşacak. Binlerce yıllık Türk’ün birikimi ve imparatorluk deneyimleri var. Bu deneyimler sonucunda Atatürk önderliğinde ulus devletimizi kurduk.

9 KAT FARK VAR

Türkiye’de gelir dağılımı açısından en kat seviyede bulunan yaklaşık 17 milyon kişi, bu rakamda genel nüfusun yüzde 20’sine geliyor. Toplam gelirinde yüzde 6’sına sahip bulunuyor. Rakamlar tam yerine oturduğunda, ülkemizde en dar gelirli ile en zengin arasında 9 kat bulunduğu ortaya çıkar. Acaba, Avrupa’da veya dünyada bu gibi kaç ülke var. Avrupa’nın en az gelire sahip ülkeleri olduğu söylenen Bulgaristan ile Romanya ve Yunanistan da durum nedir.

ORTA SINIF

Orta direk lafı Özal ile dilimize girdi. Özal 12 Eylül den sonra sürekli ortadirek halktan söz etti. Ortadirek en azından ‘Ucu ucuna yetiyor’ diyecek, toplumda bir denge oluşacak. Bu kesimde toplumumuzun yüzde 39’una denk geliyor.

Her 10 mavi yakalıdan 6’sı, 20 bin TL’lik beklenmedik bir harcamayı borçlanmadan karşılayamıyor. Bu durum da, orta sınıfın Özal’ın söyleminden çok öte bir durumda olduğunu gösteriyor. Yani, eriyor. Tasarrufu düşünmüyor. Bu saatten sonra bu kesim, tasarrufu değil, hayatta kalmayı hedefliyor. Dar gelirli için hayatta kalma ekonomisi kendisini ön plana çıkarıyor. Söylem ve dil de değişmiş oluyor.

Dar gelirliler geçim sıkıntısı nedeniyle, çocuklarını çok gelir getirecek işlere yönlendirmeye çalışıyor. Durum bu açıdan sosyolojik bir gerçeklilik taşıyor. Milyonlar ile ifade edilen bu kesim, geleceği kendisi için değil, artık çocuğu için kurmak istiyor. Umutlar, gelecek kuşaklara aktarılıyor. Her şey gelecek kuşaklara göre şekillendirmek isteniyor.