Haber özetle şöyle: ”Şimşek’ten 2026 mesajı: Enflasyon yüzde 20’nin altına inecek, alım gücü artacak. Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, 2026 yılını ekonomide "pahalılığın azaldığı ve refahın hissedildiği dönem" olarak ilan etti. Şimşek, yürütülen kararlı ekonomi politikalarının 2026 yılında pahalılık hissini minimize edeceğini belirtti. Şimşek’in 2026 vizyonunda öne çıkan başlıklar şunlar: 2026 yılında enflasyonun yüzde 20’nin altına inmesi bekleniyor. Programın odak noktasında dar ve sabit gelirli kesimin finansal refahının artırılması yer alıyor. Büyümenin ivme kazanacağı, bütçe disiplininin pekişeceği ve deprem bölgesindeki ihya çalışmalarının tamamlanacağı bir döneme girilecek.”
“Cek-cak”lar üzerinden vatandaşa gaz vermeye çalışıyorlar ya, işte o beni sinir ediyor. Sanıyorum ki sizde aynı şeylere bozuluyorsunuzdur. Vatandaşın refahı için “Asgari ücret şu kadar, emekli maaşı bu kadar olacak” diyemeyenlerin 2026 yılının vatandaşın alım gücünün güçlendiği yıl olacağını söyleyerek sadece umut pompalayarak ekonominin düzeleceğini ima etmelerini kabul etmek mümkün mü?
Sayın bakan diyor ki “2026 yılında enflasyonun yüzde 20’nin altına inmesi bekleniyor.” Sayın Şimşek, sadece varsayımlar üzerinden bir beklentiyle her şeyin yoluna gireceğini ima ederek kendilerinin başarısına(!) işaret ediyor. Tamam kardeşim enflasyon yüzde 20’nin altına inecek de, emeklinin, asgari ücretlenin alım gücü nasıl artacak? Bir de bunu açıklayıverseniz. İğneden ipliğe her şeye vergi gözüyle bakarak dolaylı vergiler ile vatandaşın cebinden elinizi çıkarmadan, somut gelirlerde artış yapmadan dar ve sabit gelirli kesimlerin “alım gücü nasıl iyileşecek” dersiniz? Vatandaşa gelince “bütçe disiplini” kamu harcamalarına gelince “musluğu sonuna kadar açarak mı” uyguladığınız ekonomi politikalarından sonuç alacaksınız?
Kiralar almış başını gidiyor, gıda enflasyonu denilen şey fakir fukaranın sadece cebini değil, mutfağını da yakıyor sonra da “dar ve sabit gelirli kesimlerin alım gücü güçlenecek” diyorsunuz ve bunu da vatandaşın “kabul etmesini” bekliyorsunuz…
Artık kimsenin inanmadığı TÜİK rakamları üzerinden yaptığınız hesaplamalarda bir yanlışlık yok mu? Yapmayın Allah aşkına… Fakir fukaraya verilmeyen ama başka yerlere oluk oluk akıtılan kaynakların adil dağılımını nasıl sağlayacağınızı hiç düşündünüz mü? Ayşe teyzenin, Ahmet amcanın, Veli dayının sesini duyuyor musunuz?
Fedakarlık yapmak gerekirse bu milletin her bir ferdi gerçekten inandığında öyle fedakarlıklar yapar ki, sizin aklınız hayaliniz ermez.. 17 Bin küsur dolar diye takdim ettiğiniz kişi başı gayri safi milli hasılanın yarısına razı asgari ücretli ve emekliler… Ama onu bile sağlayamıyorsanız siz gerçekten enflasyonun yüzde 20’nin altına inmesiyle vatandaşın ilgileneceğini mi sanıyorsunuz?
Ben bu işlerden tabi ki anlamıyorum. “Makro- mikro hedefler” konusunda cahilim. Ancak unutmamak gerekir ki biz bu toplumun içinde yaşıyoruz. Gördüklerimiz ve hissettiklerimizi size arz etmeyeceğiz de kime söyleyeceğiz? Artık şunu iyi bilin ki, “Nisan- Mart’tan, Mayıs-Nisan”dan daha iyi olacak” söylemlerini de , “205-2024’den, 2026-2025’den daha iyi olacak” söylemlerini de kimse inandırıcı bulmuyor. Doğrudur “enflasyon rakamları inmesine inecektir de, maliyeti kimin sırtına binecektir?” Asıl cevaplanması gereken soru budur.