Ülkemizde kuraklık genişleyerek, büyüyor. İzmir, Uşak gibi illerde ciddi kullanma suyu sıkıntısı var. Bu illerde su kesintileri var. Eskişehir ise sınırda gidiyor. Porsuk Eskişehir’e zorlansa da kesintisiz su akışını sağlıyor. Porsuk barajı ile birlikte Eskişehir susuz kalmasın diye, baraja paralel akan derelerdeki sular toplanarak, şehre verilen suya katkı sağlıyor. Bu ne zamana kadar sürer, kimse kestiremiyor. 2026 yılının ne getireceği bilinmiyor. Susuz da kalabiliriz. Bu konuda genel bir ‘su siyasetinin’ uygulanması gerekiyor. Edirne’ye kadar yağmur ve kar yağıyor. Bulgaristan’da ağır kış şartları var. Edirne’den bu tarafa yağmur ve kar istenen düzeyde yağmıyor. Bu durumu uzmanlar, Bulgaristan’da var olan büyük ölçekteki ormanlara bağlıyorlar. Türkiye ormanlarını yeterince korumamış, susuzluğun birinci etkisi ormansızlık olduğu görülüyor.

CHP’LİLER SUYLA SİYASETİ

İlkokulda bize öğretildi. Nil olmasaydı, Mısır’ın olmayacağını öğrendik. Porsuk da olmasa, her halde Eskişehir olmazdı. Eskişehir Türkiye’de en az yağış alan birkaç ilden biridir. Kuraklık dönemine girdik. Eskişehir tabii ki, kuraklıktan en çok etkilenen il olacaktır. Henüz susuzluğun sıkıntıları hissetmemiş olmamız, şehrimiz ile ilgili su politikasının düzgün olmasından kaynaklandığını söyleyebiliriz. Peki, bir tamiratla ilgili su kesintisinde, CHP’liler veya konuları bilmeyenler aldığı tavır neyin göstergesidir. CHP’liler neden ESKİ ve genel müdürü Oğuzhan Özen’e ateşe başladılar. Eleştiri olmalıdır. Ancak, bu konuda eleştirinin CHP’liler tarafından ağır eleştirilere dönüşmesi nasıl yorumlanmalıdır?

40 YIL ÖNCESİNDEN

Oğuz Özen’in yaklaşık 40 öncesinden tanıyorum. Yılmaz Büyükerşen rektördü. Görevden alınmıştı. Başta öğrenciler, sonra Eskişehir halkının katılımı ile ‘Rektörümü istiyorum’ kampanyası başladı. Oğuzhan’ı o dönemde ilk kez kampüste, pankart yazarken, simsiyah saçları ile tanımıştım. Yılmaz Hoca, Özen asistanken onu belediyeye getirdi. Gelmeseydi, bugün profesör olarak görevine devem ediyor olacaktı. Sonuçta, onun da yaptığı bir fedakârlıktır. Hoca’nın üst üste seçimleri kazanmasında da büyük emeği vardır. CHP’ye zorla monte olarak gelecekte milletvekili olmak isteyenlerin, bugün eleştirinin ötesinde “yapamıyorsa, gitsin” söylemleri biz başka bir şey anlatıyor. Böyle düşünen CHP’liler kendi ayaklarına sıkıyor. Strateji veya taktik diye bir bilgileri yok.

YÜZDE 20

Deniz şehri, İzmir’de su sıkıntısı varken, Eskişehir’de uzun yıllardır görülmeyen bir su patlağı meydana geldi. Bazı mahalleler, sıkıntıya düştü. Su kesintisi yaşamadıkları için, susuz kalmak gerçekten zor durumdur. Eskişehir’in yüzde 80’in de sular normal şekilde akarken, arıza olan mahallerde su arızası nüfusumuzun yüzde 20’sine denk geliyordu. Bugün hayatta olamayan Yılmaz Hoca’nın yardımcısı olan İsmet Erden’in meşhur sözü aklıma geldi. Bizlerle olduğu dönemde Yılmaz Hoca’ya yapılan ağır eleştirileri göğüsleyen İsmet Erden, bazı konularda fikir yürütmez ve “ bu konuyu masanın sahibin açıklaması gerekiyor” derdi. CHP dışındaki partiler, kişiler, kurumlar ESKİ’ye, genel müdürüne sert eleştirilerde bulunabilir. Bunu bir ölçüde doğal sayabilirsin. Bu konuda CHP’liler niye dünyanın sonunu getiriyor. Masanın sahibi, birçok olayda sessiz kaldığı gibi, bu konuda da niye sesiz kalıyor. Bu durum ilginçtir.