Tarihimizde bizim için Zaferler Ayı diye tanımlanan ve milletimiz için dönüm noktalarını içinde barındıran aydır Ağustos. Büyük Taarruz ve Malazgirt gibi iki önemli Zafer Milletimiz için dönüm noktasıdır. 26 Ağustos Malazgirt Zaferi ile Anadolu’nun kapıları Türklere sonuna kadar açılırken yine 30 Ağustos Zaferi ile taçlanan Sakarya Meydan Muharebesi ile Sevr ile parça parça edilmek istenen Anadolu’yu yeniden vatan yapmanın haklı gururunu yaşadık.
İşte o gururu yaşatan büyük Zafer’de Eskişehir’in konumu neydi? Bu konuda tarihçi Dr. Cezmi Karasu şunları yazacaktı; “Eskişehir; Batı Anadolu’da İngilizler ve Fransızlar tarafından inşa edilen ticari nitelikli demiryolları ile Almanlar tarafından inşa edilen stratejik nitelikli demiryolu ağının kesiştiği yer oldu. Böylelikle hem ticaret anlamında hem de stratejik anlamda parlamaya aday bir şehir haline geldi. Dünya Savaşı bloklar arası bir savaş oldu. Ve Osmanlı Devleti’nin içinde yer aldığı “eksen (mihver)” devletleri savaştan yenik ve büyük kayıplarla çıktılar. Savaşın galipleri ticari yolları döşeyen İngilizler ve Fransızlardı. Osmanlı Devleti açısından savaşın bitişi Mondros Mütarekesi (silah bırakışması) ile gerçekleşti. Kesin anlaşma yapılıncaya kadar (kesin anlaşma Sevr idi ancak hayata geçmedi.) galip devletler mevcut pozisyonlarını güçlendirmek için Mütarekeye “kendi emniyetlerini tehlikede gördükleri yerleri işgal etme hakkı” maddesini koydurdular. Ve buna dayanarak Osmanlı mülkünde işgal hareketlerine giriştiler. Mondros Mütarekesinden çok değil 84 gün sonra bir İngiliz birliği Eskişehir’e gelerek demiryollarını kontrol altına aldı. İngilizler her ne kadar bu hareketlerinin bir işgal olmadığı ileri sürseler de işgal birliği şehirdeki yönetim işlerine de karışmaya başladı. Böylelikle demiryollarının kesişim noktası olmanın ortaya çıkardığı stratejik konum Eskişehir için aynı zamanda bir işgal gerekçesine dönüşmüştü. Eskişehir’deki düşük yoğunluklu denilebilecek İngiliz işgali giderek örgütlenmeye başlayan Milli Güçlerin baskısı sonucunda yaklaşık 14 ay sonra 20 Mart 1920 tarihinde sona erdi. Bundan kısa bir süre sonra Türkiye Büyük Millet Meclisi açıldı ve Milli Güçler Meclis denetiminde düzenli orduya dönüşmeye başladı. Eskişehir’deki İngiliz işgalinin sona ermesinden sonra bu kez batı Anadolu’da Yunan işgali başladı. İngilizlerin demiryolları üzerinden lojistik olarak destekledikleri Yunan işgali içerilere doğru genişleyerek ilerledi. Meclisin oluşturmaya başladığı düzenli ordu 1921 yılı başlarında; Yunan ilerleyişini İnönü’de iki kez durdurdu.
Ancak Yunan ordusunun daha yoğun destek alarak yaptığı saldırılarda Kütahya-Eskişehir Muharebelerinde Türk ordusu tutunma imkânı bulamadı. Mustafa Kemal Paşa, ordunun tamamen imha olmasının önüne geçmek ve tekrar toparlanmak için ordunun Sakarya nehri gerisine çekilme kararı aldı. Bu karar doğrultusunda Eskişehir boşaltılınca Yunan birlikleri savaşmadan 20 Temmuz 1921 tarihinde şehri işgal ettiler. Bu tarihe kadar Eskişehir; Mustafa Kemal Paşa’yı tam altı kez misafir etti. Kurtuluş Savaşı sürecinde başka hiçbir yer Mustafa Kemal Paşa açısından Eskişehir kadar altı ziyaret edilmeyi gerektiren stratejik bir konumda değildi. Tekalif-i Milliye emirleri ile ordunun donanımı güçlendirildi ve altı ay sonra yapılan Sakarya Meydan Muharebesinde Yunan ilerleyişi tamamen durduruldu. Kesin zafer ve işgalin sonlandırılması için yaklaşık on bir daha gerekmişti. 26 Ağustos 1922’de günü Büyük Taarruz ile başlayan Başkomutan Meydan Muharebesi 31 Ağustos’ta “Ordular! İlk Hedefiniz Akdeniz’dir İleri!” emriyle takip hareketine dönüştü. Türk ordusunun bir birliği hemen Eskişehir yönünde harekete memur edildi. 1 Eylül 1922’de Seyitgazi, 2 Eylül 1922 günü de Eskişehir kurtarıldı.”
Bu değerlendirmelerden de anlaşılıyor ki 30 Ağustos Zaferine giden yolun en kritik eşiği Eskişehir olmuş. 30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun…